BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hangi çizgideyiz?

Hangi çizgideyiz?

Cumhuriyetimizin 80. yılını geride bıraktık, 81. yıla girdik. 10. yıl (1933) , gerçekten büyük coşku ile kutlanmıştı, bir daha nasib olmaz.



Cumhuriyetimizin 80. yılını geride bıraktık, 81. yıla girdik. 10. yıl (1933) , gerçekten büyük coşku ile kutlanmıştı, bir daha nasib olmaz. Kurtuluş Savaşı’nı kazanmış, geleceğe tam bir inançla bakan 15 milyon mağrur Türk’ün yaşadığı bir ülke idi. Devlete güven o derecede idi ki, bugün tasavvuru zor bir yoksulluk ve mahrumiyet çizgisinde yaşadığını kimse hissetmiyordu bile... 15. yıl (1938), çok basit kutlandı. 1934 sonuna kadar kısaca Gazi resmen Gazi Mustafa Kemal Paşa dediğimiz Atatürk, pek çok hasta idi. İstanbul’da bulunuyordu ve kutlamalara katılamadı. Nutkunu Ankara’da Başvekil Calâl Bayar okudu. 29 Ekim’den 12 gün sonra öldü. 20. yılda (1943) geçiştirildi. İkinci Cihan Savaşı’nın dünyayı ateşe verdiği günlerdi. Almanya’nın yenileceği anlaşılmıştı. 10 ay önce ABD’de savaşa girmişti. Türkiye’de her vatandaş günde bir adet karne ile verilen ekmek denen siyah bir toparlağı yiyordu. 25. Yıl (1948) 1946 seçimleri sonrasıdır. Artık Yüce Meclis’te çok güçlü bir muhalefet partimiz vardı: Demokrat Parti... 30. Yıl (1953), İstanbul’un Fethi’nin 500. yılıdır. Demokrat Parti: Adnan Menderes’in şahsında, prestijinin zirvesinde idi. Nitekim bir kaç ay sonra yapılan 1954 seçimlerinde DP yüzde 57 oy aldı ve günümüze kadar bir daha hiç bir parti bu orana ulaşamadı (2. rekor 1965 seçimlerinde Süleyman Demirel’in Adalet Partisi’nin aldığı yüzde 53 oydur). Burası tarih sütunu olmadığı için devam etmiyor, kesiyorum. Cumhuriyet, Atatürk’ün bir kaç sahadaki büyük dehasının ürünüdür. Atatürk, epey kıdemli, asırlık yenileşme tarihimize, en radikal reform ve inkılâpları getirdi. Kurtuluş Savaşı’nı kazanıp bu inkılâpları gerçekleştirenlerin gökten zenbille inmediklerini Osmanlı aydınları olduklarını, tarihin en büyük bir milletinin çocukları bulunduklarını bildiklerini hatırlatıyorum. Maalesef 21. yüzyıla, 3. Binyıl’a girişimiz parlak olmadı. Muâsır medeniyet seviyesi ile açığımız, diyebilirim ki, Atatürk devri Türkiye’sinin o yıllarda ileri ülkelerle mesafesinden daha fazla büyüdü.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT