BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Kamusal’ ekonomi

‘Kamusal’ ekonomi

Önü sonu belli olmayan bir “kamusal alan” tartışmasıdır gidiyor. Gulyabani gibi bir şey herhalde; tam tarifini yapabilen de yok, neye benzediğini bilen de.



Önü sonu belli olmayan bir “kamusal alan” tartışmasıdır gidiyor. Gulyabani gibi bir şey herhalde; tam tarifini yapabilen de yok, neye benzediğini bilen de. Ama bir gün resepsiyonda, başka gün mahkemede veya resmi konukevinde, kısacası herhangi bir yerde karşımıza çıkıveriyor. Büyüklerimiz “kamunun alanlarını” tavizsiz bir şekilde sakınıyorlar kendi vatandaşlarından. Dilerseniz biz de ekonominin kamusal alanında son yıllarda neler olmuş, ona bakalım. “İç düşmanlara” karşı “devletin bölünmez bütünlüğünü” korurken, ekonomi alanında nasıl bir performans göstermiş devletimiz. Eylül 2003 itibariyle toplam kamu borcu 191 milyar dolar civarında. 2003 sonu itibariyle GSMH’nın yüzde 70’ine denk gelen bu rakam 2001 sonunda yüzde 100’e çıkmıştı. Toplam iç borç ise 1997’de 3,3 katrilyon TL iken, 2002 sonunda 144 katrilyon TL’ye ulaşmış. Kamunun iç borcu tam 33 kat artmış altı senede. Tabii ödediğimiz faizler de aynı şekilde almış yürümüş. 2001 yılında devlet, ülkenin ürettiği toplam ekonomik hasılanın, yani GSMH’nın dörtte birini ( yüzde 23,3) faiz olarak ödemiş. 2004 yılında bu oran -ekonomi iyiye gitmeye devam ederse- yüzde 15 civarına düşebilir. Devlet, toplam milli gelirin dörtte birini faize öderken, yatırımlara ise ancak kırkta bir oranında pay ayırabilmiş. Fert başına gelir ise içler acısı. 1997 yılında 3.200 dolar iken, 2003 yılına kadar sürekli gerilemiş. Bir aksilik olmazsa, bu yıl sonu 3.300 dolara, 2004’te de 3.600 dolara ulaşması bekleniyor. Yani altı yıl sonra aynı seviyeye gelmiş olacak. İşsizlik yüzde 11’lere vurmuş son beş yılda. Milyonlarca insan işsiz kalmış ama, kamu çalışanı sayısında hiç azalma olmamış, hala 2,4 milyon kişi “devletin memuru” payesini taşıyor. Devlet büyüklerimiz “kamusal alanı” vatandaşına karşı savunadursun, “kamusal ekonomi”nin hali pür melali işte böyle. Son aylarda ise, ekonomi kimsenin beklemediği şekilde iyiye gidiyor. Enflasyon ve faiz son yirmi yılın en düşük seviyesine inerken, ihracat artıyor, bütçe açığı azalıyor. Ak Parti hükümeti, AB rüzgarını da arkasına alabilirse, 2004 yılında ekonomiyi düze çıkarıp elini güçlendirebilir. Yani “sistemin manivelası”nı daha güçlü tutabilir. Sistem de -ne hikmetse- tam bu esnada gerilmeye başlıyor. Ne tesadüf değil mi?
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT