BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hadi bayrama gidelim!

Hadi bayrama gidelim!

Bayramlar, insanların iş stresinden kaçmak için sığındığı uzun tatil günlerine dönüştü. Ama hâlâ çocuklar, bayramlıklarını giyerek, "bayrama gidecek"leri bir yerin hayalini kurarak güne uyanıyorlar. Ya büyükler?...



Bugün, "Iyd-i fıtr-ı Ramazan"; yani Ramazan Bayramı'nın ilk günü. Her şey nasıl değiştiyse hayatımızda, bayramlarımız da değişti. Söze, "Bizim zamanımızdaki bayramlarda..." diye başlıyoruz nedense bugünleri anarken ve yaşarken... Prof.Dr. Ünsal Oskay, "Ramazan Bayramında ticaret, lunaparklar ve tatil merkezleri canlanıyor. Cemaatler zayıflıyor. Bugünün dünyası, çıkarları çerçevesinde barış sağlayacak düzeni, dinin dışındaki işlerle sağlıyor" (Popüler Kültür, 21 Kasım 2003) derken, "bizim zamanımızdaki bayramlar"ın değişen yüzüne işaret ediyor ve ekliyor: "Benim çocukluğumda aile ziyaretleri, el öpme falan vardı. Eski bayramların güzel tarafı, çelik tel üzerinde yürüyen cambazlar, çadır tiyatroları, renkli macun yapan macunculardı. Bu macuncular neredelerse hepsine selamlar. Kokularını bile özledim..." Üç günlük heyecan Bayram kültürümüz değişti, değişen bütün toplumsal dinamiklerimiz gibi. Devasa binalara hapsettiğimiz ve ömrünün büyük bölümünü buralarda çalışarak geçirmesini salık verdiğimiz insanlar, bayramları artık bu binalardan ve hatta binaların bulunduğu şehirlerden kaçış olarak yorumluyor. Bu insanlar için bayram, birkaç gün boyunca iş stresinden uzak bir rahatlama terapisi olarak algılanıyor. Ramazan ayı, hilalin görülmesine göre bazen otuz, bazen yirmidokuz çeker. Ramazanın yirmiyedisi yani Kadir Gecesi, artık dönüm noktasıdır heyecanın. Son üç gün büyük- küçük herkes için başka bir heyecandır, çünkü bayrama iki ya da üç gün kalmıştır. Bayramlık elbiseler alınır, ayakkabılar yenilenir ve arife akşamından itibaren tatlı bir telaş alır evleri... Bu durum hâlâ böyle midir? İnanıyorum ki, Anadolu'da bayramlar yine böyle karşılanıyor. Çünkü, çocuğu olan ve çocuğunu bayram heyecanına kilitleyen bütün ailelerde bu tatlı telaşın yaşandığını düşünüyorum. Şekerler, şekerlemeler... Bayram sabahı gün ağarmaya başlayınca minarelerden ilahi nağmeler yükselmeye başlar. Sabah ezanı okunur. Büyükler bayramlıklarını giyer ve namaz için camiye koşarlar. Cemaatle kılınır bayram namazı ve ardından oradaki cemaat birbiriyle bayramlaşır. Evine döner büyükler ve daha kapı önünde hane halkıyla bayramlaşmaya başlar. Ortaya şekerler, şekerlemeler konulur. Bir süre sonra da eş-dost, akraba ziyaretleri başlar. Alpay Kabacalı, "Osmanlı'nın Son 75 Yılı" isimli hacimli eserinde, Ramazan bayramlarıyla ilgili şu küçük anekdotu hatırlatır: "Şekerci dükkanlarından başka yer yer her köşe başında gelin askısı gibi süslenmiş şekerci sergilerinin önleri, müşterilerle dolar boşalırdı. Uzak yerlerdeki ahbaplara ve akrabaya bayram şekeri götürmek adet idi. Herkes haline göre buna riayet ederdi. İpekli işlemeli çevreler, mendiller, çil çil kuruşlar süslü çıkıncıklarla el öpmeye gelen çoluk çocuğa verilirdi." Yarın nasıl olacak? Şükür ki, büyük aileler, bayramlarını yine böyle kutluyorlar. Ramazan ayının ardından bir şükür edası ve vecdi içinde geçen bayram günlerini, kendilerini tatil köylerine atanların -ki bunların sayısı azımsanmayacak kadar çoktur- aksine yukarıdaki silsileye uygun halde geçirenlerin sayısı da dikkati çeker. Mektupların ve süslü bayram tebrik kartlarının yerini alan elektronik postalar, cep telefonu mesajları, telefon kutlamalarını nasıl yorumlamak gerekir bilmiyorum ama gerçek bayramların göze göze yansıyan sıcaklığını, hiçbir mekanik araç sağlayamaz diye düşünüyorum. Ama yine de, yarını düşünerek, yarının ultra-modern yaşantısını düşünerek bugünün bayramlarının tadını çıkarmamız gerekiyor herhalde. Hem de bir önceki yıldan daha samimi ve daha teslim olmuş bir halde... Bayramınız mübarek ola..
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108615
    % 1.32
  • 3.4955
    % -0.59
  • 4.1299
    % -0.03
  • 4.5103
    % -0.29
  • 144.994
    % -0.19
 
 
 
 
 
KAPAT