BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tarihî roman üstâdı

Tarihî roman üstâdı

Abdullah Ziya Kozanoğlu’nun aynı isimli romanından uyarlanan “Battal Gazi” filminde Cüneyt Arkın başrolü oynamıştı.



“1199 yılının baharı... Cayan ırmağının kenarındaki hanın önünde iki arkadaş gürül gürül akan gümüş suyun köpüklerine bakarak konuşuyorlar. Yanık ve kuru yüzlü, kartal gibi keskin bakışlı olan sağ kolunu sadağına dayamış, sol eliyle akar suya kara gölgeler atan uzun söğüt dallarıyla oynuyordu...” Abdullah Ziya Kozaoğlu, “Kızıl Tuğ” isimli romanına böyle başlar. Adı neredeyse bir efsaneye dönen yazarın eserlerinden yapılan onlarca film ve çizgi roman yaşı 40 civarında olan dikkatli okuyucuların hafızasındadır. Hatta, özel televizyonların artmasıyla ekranı istila eden Cüneyt Arkın’lı “Malkoçoğlu” filmlerinin ilhamı da Kozanoğlu’nun eserleridir. Türk’ün “şanlı tarihi”ni fazla derinliğine inmeden, hamasî ve kolay anlaşılır bir üslûpla kaleme alan ve yayımlandığı dönemlerde en çok satan kitaplara dönüştüren Abdullah Ziya Kozanoğlu’nun eserleri okuyucuları yeniden selamlıyor. Yazarın, ilk olarak “Atlı Han”, “Gültekin”, “Malkoçoğlu” ve “Kızıl Tuğ” isimli eserleri raflardaki yerini aldı. Sırada ise “Kolsuz Kahraman”, “Türk Korsanları”, “Sarı Benizli Adam”, “Patronalılar”, “Kızıl Kadırga”, “Fatih Feneri” ve “Savcı Bey” var. ‘Kızıl Tuğ’ bir ilktir Asıl mesleği mimarlık olan Abdullah Ziya Kozanoğlu, 16 Ocak 1906 yılında Beşiktaş’da doğdu. Kabataş Erkek Lisesi’ni (1922), GSA Mimarlık ve Teknik Üniversitesi Mühendislik Bölümü’nü (1929) bitirdi. 1932’de Milli Eğitim Bakanlığı başmimarı oldu. Daha sonra, bağımsız olarak mimarlık ve müteahhitlik yaptı. Spora da meraklı olan Kozanoğlu, bir süre Beşiktaş Kulübü başkanlığını da üstlendi. Bütün bu özellikleri pek bilinmeyen yazar, “tarihi roman”larıyla tanındı. Tarihi olayların içinde Türkler’e özgü gelenek ve görenekleri işledi. Yiğitlik ve gazilik temalarını ele aldığı romanları yıllar boyunca birçok defa basıldı. Cumhuriyet döneminin ilk tarihi macera romanı olan “Kızıl Tuğ” (1923), edebiyat değerlendirmesi içinde bir yere oturtulmasa da çok büyük ilgi gördü. Tarihçilerin dikkatini pek çekmeyen Kozanoğlu eserleri, Türkiye’de en çok baskı yapan ve okunan romanlar arasında yer aldı. Heyecan, arzu, ülkü... Yazarın sinema ve çizgi roman hayatına yaptığı etkileri de görmezden gelemeyiz. Suat Yalaz’ın “Karaoğlan”ı, “Kızıl Tuğ”daki Otsukarcı tiplemesidir. Ercüment Kalmık imzalı ilüstrasyonlardaki buzkaşi oyunları da onun kitaplarından ilhamla çizilmiştir. Cüneyt Arkın’ı Türk sinemasının saygın isimleri arasına dahil eden “Malkoçoğlu” da Kozanoğlu’nun eseridir. Farklı ve “ılımlı” bir milliyetçilik idealini yansıttığı romanlarında, Türk’ün kendine has arzu, heyecan ve yüksek ülküsünü yansıtan Abdullah Ziya Kozanoğlu, bizzat Atatürk’ün öngördüğü “Türkçülük” akımına da hizmet eder. Osmanlı Devleti’nin sona erdiğini gören ve yeni bir millette doğru giden Türk insanının yönünü geçmişine çevirmeye çalışan Kozanoğlu, doğrudan bir roman yazarı olarak değil, didaktik bir üslup yazarı olarak da öne çıkar. Kitaplarına aldığı dipnotlar, öztürkçe kelimelerin karşılıklarına yer vermesi bunun göstergesidir. Abdullah Ziya Kozanoğlu, yani bir dönemin en çok okunan Türk yazarı, kitapçı raflarındaki yerini aldı. Bakalım, bu kitaplar, eski ilgiyi görebilecek mi? (Bilge Kültür Sanat, 0 212 520 72 53) Abdullah Ziya Kozanoğlu, bir zamanların en çok okunan yazarıydı. Mimarlığı ve Beşiktaş Kulübü başkanlığını geride bırakan bu yönü tam unutuluyordu ki, kitapları yeniden yayımlanmaya başlandı. Edebiyatımızın “tarihî roman üstadı” Kozanoğlu, “Atlı Han”, “Gültekin”, “Malkoçoğlu” ve “Kızıltuğ” romanlarıyla yeniden gündemde... Gençler için yazdı Türk edebiyatında tarihî romancılığın en başarılı temsilcilerinden olan, eserleri onlarca baskı yaparak yüzbinlerce okura ulaşan, akıcı ve rahat okunur bir üslupla yazan Abdullah Ziya Kozanoğlu, yazmaktaki amacını genç nesillere tarih şuuru aşılamak olarak özetliyor ve şöyle diyor: “Amacım, Türk insanının kendisine güvenmesini, atalarıyla övünmesini, kendisini başarıcı göstermesini sağlamaktır.” “Kızıl Tuğ” (1923), “Atlı Han” (1924), “Türk Korsanları” (1926), “Seyit Ali Reis” (1927), “Gültekin” (1928), “Kozanoğlu” (1929), “Kolsuz Kahraman” (1930), “Savcı Bey” (1931), “Sarı Benizli Adam” (daha sonra Sarıbeniz, 1932), “Malkoçoğlu” (1933), “Patronalılar” (1934), “Tavşanbaşı” (1935), “Tokat” (1936), “Battal Gazi Destanı” (1937), “Sencivanoğlu” (1938), “Fatih Feneri” (1949), “Karakoldaki Ayna” (1950), “Dağlar Delisi” (1951), “Hilal ve Salip” (daha sonra Hilal ve Haç, 1958), “Kızıl Kadırga” (1962), “Arena Kraliçesi” (1964), “Kubilay Han’ın Gelini” (1966) isimli romanları yayımlanan Kozanoğlu’nun, bu eserlerinden yola çıkılarak sinemaya aktarılan filmlerinden bazıları şunlardır: “Kızıltuğ” (1952, Yön. Aydın Arakon), “Cengiz Han’ın Hazineleri” (1962, Yön. Atıf Yılmaz Batıbeki), “Kolsuz Kahraman” (1966, Yön. Nejat Saydam), “Gültekin Asya Kartalı” (1968, Yön. Mehmet Aslan), “Karaoğlan Geliyor” (1972, Yön. Mehmet Aslan)...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86796
    % -0.47
  • 6.0406
    % 0.28
  • 6.7414
    % 0.12
  • 7.7005
    % -0.46
  • 248.383
    % -0.68
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT