BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Toprağın başı dertte, toprak ana dert yanıyor (Ali Nihat Gökyiğit)

Toprağın başı dertte, toprak ana dert yanıyor (Ali Nihat Gökyiğit)

Beni yeşile hasret kılarken, sizin de aşa, işe, suya, mutluluğa hasret kaldığınızı niye anlayamadınız?



Beni yeşile hasret kılarken, sizin de aşa, işe, suya, mutluluğa hasret kaldığınızı niye anlayamadınız? Benim aşınıp taşınmam, size hayır mı getirdi? Tarım alanlarınız, meralarınız verimsizleşti, göçleriniz hızlandı, biyolojik zenginliğiniz elden gitti, afetler şiddetlendi, barajlarınız erken doldu. Sularınıza sahip çıkamadınız. Seller benim canımı yakarken size de ıstırap getirmedi mi? En çok ağırıma giden, sellerden sonra canlı cansız kayıplarınızdan yanar yakılırken, bir kul çıkıp da beni aklına getirmedi. Benim de canlı olduğum, geri gelmeyeceğim hiç umursanmadı. 10 cm derinlikte verimli toprak olabilmem için 2.000-10.000 yıl gerektiğini neden unutuyorsunuz? Ben size ne yaptım? Daha kar kalkarken üzerime sürdüğünüz hayvanları, size mera, bana örtü olmaya çalışan yavru otları tahrip etmeleri ve beni çiğneyerek sıkıştırmaları var ya, çektiğim acı için, sizi af etmeme demek geliyor içimden ama, ana yüreği, diyemiyorum. Köklerin açıkta kalmasınını aç ve açıkta kalmanız demek olduğunu hadi anlamadınız, ben size ne yaptım ki, beni tutunduğum bu köklerden ayırdınız. Buna rağmen yağışın, nüzgarın önünde birendim ve sizin için öldüm, denizler, barajlar, göllerdeki mezarlara gömüldüm. Çok gücüme gidiyor, arkamdan bir kul çıkıp da yaş dökmedi. Benim dertlerime çare için çırpınan toprak-su teşkilatı dağıtılırken neredeydiniz? İnsan haklarını gündemden düşürmezken toprağın hakkı da bir gün olsun aklınıza niye gelmiyor? Çok ağırıma giden beni inciten bir yalnızlığa daha ittiniz. Bana bir yasa bile layık görmediniz, benim hukukum yokmuş, kimin umrunda? Yeşilimi tahrip ederek tarla açana, topu verebilmek için ittfakla yasa yapmayı bildiniz. Tarım alanlarının amaç dışı kullanılması için yönetmelik çıkarmayı da ihmal etmediniz. Can dostum suyu rasgele kullanarak tuzlanmama sebep oldunuz. Beni yanlış kullanmada, yanlış işlemede yarış ettiniz. Benim meyilli arazide yukarıdan aşağıya sürerek aşınıp taşınmama, en şiddetli erozyona maruz kalmama yol açtınız. Benden hep aldınız Benim canlı olduğumu umursamadan, üzerimde anız yakarak bağrımda barınan bir çok faydalı canlının canına okudunuz. Ürün değiştirmeyi ihmal ederek beni daha yoksul, zararlıları daha azgın yaptınız. Tarım ilacı ile beni zehirlediniz. Siz ilaç almadan önce doktora gidip tahlil yaptırmayı biliyorsunuz. Ben de canlı değil miyim? Benim aşırı ve yanlış gübre ile bozulmamı önlemek için toprak tahlili yaptırmak neden aklınıza gelmiyor? Benden hep aldınız, helal olsun ama hiç bir şey geri vermediniz, yoksul düştüm. Hayvanlara ürünlerimi yedirdiniz, onlara da afiyet olsun ama dışkılarını olsun geri vermediniz, tezek dediniz yaktınız. Tarım hocaları, “hayvancılık ve yoksul topraklar için yem bitkisi şart” diye feryat ediyordu, kulak asan olmadı. Hiç umursamadınız Meralarınızı aşırı ve düzensiz otlatarak verimsiz hale getirirken beni erozyonun kol gezdiği yerler haline getirdiniz. Elinize traktör geçince, meyiline bakmadan mera alanlarını sürüp tarım alanı yapmağa kalktınız. Kısa sürede aşındım verim kaybettim. Meranız zaten elden çıkmıştı, göçten başka çaremiz kalmadı. Çok çocuk yapmak hakkınız olabilir, ama onlara miras olarak pay ederken, hepsinin yola ve suya cephesi olacak diye beni karpuz dilimi gibi şeritler halinde doğramaya ve işlenmez hale sokmaya ne hakkınız var? En verimli en sulak yerlerimin deprem ve sel bakımından en tehlikeli araziler olduğunu hiç umursamadan, yollar, sanayi tesisleri ve yerleşim alanları ile kapattınız. Koynumda muhafaza ettiğim yeraltı değerleri, pek içimden gelmiyor ama, hadi çıkanı alın diyelim, ancak yeşilimi tahrip etmeğe, beni dünya harbinden çıkmış bir perişan gibi terketmeye ne hakkınız var? Bir zamanlar Anadolu’nun yeşil meşe denizi ile birlikte çok mutluyduk, bütün canlılara hizmek ediyor onlara barınak olmuştuk. Benim can dostum meşemin yapraklarını yem, dallarını yakıt yaptınız. Buna da helal olsun diyorum, çünkü meşemin dalları yeniden sürüyor, sizinle baş etmeğe çalışıyordu. Ama meşemin köklerin çıkarıp yaktınız, kökünü kazıdınız. Aşınıp taşınıyordum, sessiz çığlıklarımı hadi duymadınız, ama dünya, “Anadolu çöl oluyor” diyordu, TEMA ortaya çıkana kadar sesinizi niye yükseltmediniz? Ben size ne yaptım? Sizin için erozyona karşı tutunmama, direnmeme yardım eden meşenin köklerinden ve yaprakları ile verdiği organik maddeden beni yoksun bıraktınız. Yorgun düştüm, direncim takatım azaldı. Saygı gösterin Sizden yorganımı geri istiyorum, meşelerimi geri verin. Hep siz istediniz, ben verdim, ben de sizden şimdi 2 şey istiyorum; Beni yeşilime hasret kılmayın, beni doğru işleyin. Ne olur saygı için bir yer arıyorsanız beni de hatırlayın. Diyeceksiniz ki “Tanrıya sığınırken koynuna giren biz değil miyiz? Bu saygı değil de nedir?” Ben de diyorum ki, bana zarar veremiyecek hale gelmeden saygı gösterin. Siz katlanarak çoğalırken, ben tahrip olup azalıyorum. Ben anayım, size, “Yatacak yeriniz yok” diyemiyorum. Ama korkarım, ağzımdan yel alsın, yatacak toprak bulamayacaksınız.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 85995
    % -0.09
  • 6.0525
    % -0.36
  • 6.7746
    % -0.48
  • 7.6743
    % -0.62
  • 250.452
    % -0.33
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT