BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Düş hekiminin düş macunu

Düş hekiminin düş macunu

Ligler başlar başlamaz geçen haftadan kalma cherokee kabile şefi Küçükşahin’in yeni bir bombasıyla fantezi üretimini had safhaya vardırdım. Düşlere ziyan düşler!.. Adamın düşlerini zonklatan gerçekler. Zihni Sinir benzeri bir projeyle haftanın sarı kart yağmuruna düşekabin içinde ıslanarak çare aradım. Sonra Tuğrul Kaptan’ın düş tâbirleri kitabından oluşturdum ana yazıyı. Varın okuyun da eğlenin artık.



Ligler başlar başlamaz geçen haftadan kalma cherokee kabile şefi Küçükşahin’in yeni bir bombasıyla fantezi üretimini had safhaya vardırdım. Düşlere ziyan düşler!.. Adamın düşlerini zonklatan gerçekler. Zihni Sinir benzeri bir projeyle haftanın sarı kart yağmuruna düşekabin içinde ıslanarak çare aradım. Sonra Tuğrul Kaptan’ın düş tâbirleri kitabından oluşturdum ana yazıyı. Varın okuyun da eğlenin artık. Geçtiğimiz sezon F.Bahçe’yle Rize bir araya geldiğinde bir hakemi tarihe gömmüşlerdi. Bu kez sezonu birlikte açtılar ve 17 Ağustos’ta Romanya - Finlandiya ümitler maçı öncesinde Kuddusi Müftüoğlu’nu neredeyse emekli edeceklerdi. Ali Aydın’dan sonra yeni bir kayıba tahammülümüz olmadığından bu sarı kart durumuna çare üretmeye karar verdik. Bana sunulan yeni proje işi hafiften gırgıra alıyor gibi olsa da hakemin kart unutmasına da, kartları karıştırmasına da kesin çözüm vermektedir. Bakın ne yapılmalı.. Bundan böyle sarı kartı hak eden oyuncunun göğüs nahiyesine cırt cırtlı bir sarı kart yapıştırmalıyız. Oyuncu maçın geri kalan bölümünü o kartla koşuşturarak oynamalı. Bu durumda ikinci sarı kart durumunda bir karışıklık olmayacağı gibi hakemin kart karıştırma ve unutma sorunu da kendiliğinden çözülmüş olacak. Biz projeyi biraz daha ilerlettik... Sarı kartı hak eden oyuncuya arkadaşları ters ters bakabilir... Maçın geri kalan bölümünde ona pas vermekten imtina edebilirler... Bir sonraki hafta takım resmi çekilirken aynı oyuncu bir adım yanda ve tek başına durmak zorunda bırakılır... Biraz daha ileri gidip alnına mavi bir boyayla işaret çizilebilir... Hatta göğsünde kart yapışık oynayan oyuncunun attığı gol geçerli sayılmayacağı gibi asistleri de kabul edilmeyebilinir... Ayrıca sıcak havalarda saha kenarında su vermezsiniz ve kartlı oyuncunun sağlık tedavisi de yapılmayabilinir... Yani sarı kart gören oyuncu iyice dışlanırsa Kuddusi Müftüoğlu gibi Ümit Özat’a kart göstermek unutulmaz ve “Haddini bil” sözü hakemin alnına yapışıp kalmaz. Bütün bunları bahçesindeki mürdüm eriğinden reçel yapmaya çalışırken kucağıma bırakan ve 9 sarı kart nedeniyle alabora olan Kuddusi Müftüoğlu’na destek olmaya çalışan Tuğrul bey ve şûrekâsına teşekkür ediyorum. Konuyu da FIFA’ya havale ediyorum. ANLAYANA RİYA BEY! SEN HALA SAĞDA SOLDA KONUŞUYORMUŞSUN DEDEKTİFİNLE VE BANKADAKİ EFEKTİFİNLE AYNI YOLDA İNATLA DEVAM EDİYORMUŞSUN DEMEM O Kİ; ZARAR VERMEYE DEVAM EDEBİLİRSİN BOŞANDIN ARTIK SEMERİNİ YİYEBİLİRSİN SANA SÖYLEYEYİM NE OLACAĞINI: ARTIK KAÇMAKTAN KURTULACAKSIN ÖNCE BİR GÜZEL DOĞUDA ASKERLİK YAPACAKSIN ARDINDAN BİR GECEDE KENDİNİ MEDYATİK BULACAKSIN KALEM İLE KAMERANIN GÜCÜNE TANIK OLACAKSIN DEVAM ET KOÇUM; SEN HALA FINDIK BEYNİNLE ZİNAYA DEVAM ET BU ALEM SENİ BİR GECEDE ATAR VE SİLER SENİN DEDİĞİN GİBİ BU İŞ ZİNAYA DEĞİL SONUNDA MUTLAKA RİYAYA GİRER ÇOK YAKINDA İSMİNİ CÜMLE ALEM BİLECEK EN YAKININDAKİLER BİLE SENİ SİLECEK SUSUP OTURMAZSAN RUHSATLI RUHSATSIZ BELA GELİR SENİ BULUR SEN PARAN KADAR KONUŞURSUN BEN KONUŞURUM PARA OLUR POST-ITLER (Bu hafta köşemizin hayratı olarak Nilay Aktepe desteğiyle spor camiasından herkese bir post-it yapıştırıyorum) ** Uyanık bir tek adam, uyuyan binlerce adamdan daha güçlüdür. (Bülent Yavuz) ** Fikir sahibi olmaya, mal sahibi olmaktan daha fazla ihtiyaç hissettiğinde adam olmuşsun demektir. (Murat Özaydınlı) ** Sular yükselince balıklar karıncaları yer. Çekilince de karıncalar balıkları. Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir. Çünkü kimin kimi yiyeceğine su karar verir. (Levent Bıçakçı) ** Aldığınız kararlar yılan balığına benzerler. Kolay yakalarsınız, ama sürekli tutmanız bir hayli zordur. (Aziz Yıldırım) ** Sessizce konmuş bekleyen kuşlara dikkat edin. Açılmamış kanatların büyüklüğünü bilemezsiniz. (Melih Gökçek) ** Kadehlerde boğulanların sayısı, denizlerde boğulanların sayısından fazladır. (Sergen Yalçın) ** Zenginlik gübre gibidir. Durduğu yerde kendini yakar ancak saçılırsa yararlı olur. (Özhan Canaydın) ** Hayatınızı cesurca kabullenin, başarıya dönüştüğünü göreceksiniz, (İkinci yarıdaki Rize) ** Ya bir yol açın. Ya bir yol bulun. Ya da yoldan çekilin. (Hagi) ** Tilki kümesi iyi tanıyor diye kümese bekçi yapılmaz. (Daum) ** Korku = adını koy + sahiplen + ehlileştir. (İstanbulspor) ** Herşey üstüne üstüne geliyorsa bil ki sen ters gidiyorsundur. (Del Bosque) ** Yaptığın işlerin pişmanlıkları gün olur geçer ama ya yapmadıklarının pişmanlığı? (Atay Aktuğ) Yontma taş devri! Kâzım yazmış: “Suat Kaya’nın jübilesinde Okan’ın yuhalanması hiç yakışmadı... Ayıp...” demiş. Peki: “Letonya maçında üstelik ortada sarı - kırmızı bir forma bile yokken ve konu bir milli maç iken, üstelik mekân İnönü Stadı olduğunda Bülent Korkmaz ve Ümit Davala’nın ısınmalarından başlayarak yuhalanmaları ve maç içinde ıslıklanmaları sırasında nereye yonttu acaba Kâzım?” Hıyarı kendine doğru soyarsan bıçak bir yerine batar Kâzım.. Sen ya hıyar soymayı bilmiyorsun, ya da intihar etmeye çalışıyorsun.. Linç ve Recm!.. Türkiye bir kaç ay önce hayatında hiç atletizm yarışması izlememiş yazarları tarafından bile, “Muayyen günler eksperi” kesilmişti. Şimdi de “Doping - hamilelik - kıskançlık” üçgenine esir düşüyoruz. Kocasıyla çalışmak isteyen ve hocasıyla evlenen bir kadını, Tamer Karadağlı ve Gülben Ergen kadar bile kabul edemiyoruz. Çünkü Süreyya’nın bir kaseti bile yok!.. Bu benim içimi kanatıyor.. Ya biz bir dünya çapında atlete alışık değiliz, ya da erkeklerimiz kadın işlerinden çok iyi anlıyor!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT