BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mevlâna Müzesi’ndeki sır

Mevlâna Müzesi’ndeki sır

Konya’daki müze, ziyaretçileri şaşırtan çok ilginç sırlarla dolu. Örümceklerden devekuşu yumurtalarıyla korunan ve sıvasında yumurta akı kullanılan müzedeki mushaflar mum isiyle yazılmış...



KONYA - Her yıl yerli ve yabancı yüzbinlerce turistin ziyaret ettiği Mevlâna Müzesi’ndeki mimari, ecdadın ilimde ne kadar ileri gittiğini gösteriyor. Örümceklerden devekuşu yumurtaları ile korunan Mevlana Müzesi’nin, sıvasında karıncaların girmesini engelleyen yumurta akı kullanılmış. Müze’de yer alan bazı Kur’an-ı Kerim’ler de güveye karşı etkili olduğu belirtilen mum isiyle yazılmış... Konya Emniyet Müdürlüğü Turizm Şubesi yetkilileri, binlerce yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilen Mevlana Müzesi’nin aslında tam manasıyla tanınmadığını belirttiler. Ziyaretçilerin dua etmek ya da Mevlana’nın düşüncelerinden etkilendikleri için geldiğini ifade eden yetkililer, aslında müzenin çok ilginç, öğrendiklerinde ziyaretçileri şaşırtan sırlarla dolu olduğunu bildirdiler. * Nemi toplayan düzenek Mevlâna Müzesi’ndeki sırların Müze’yi tanıtan yeni kitaplarda fazla yer almadığını belirten yetkililer “Gelen ziyaretçiler bunları duyduklarında adeta büyüleniyor” diye konuştular... Yetkililerin verdiği bilgiye göre işte müzenin bilinmeyenleri... * Binanın yapımı sırasında harcına yumurta akı karıştırılmış. Yumurta akı duvarları çivi bile çakılmayacak kadar sağlam yaparken, karıncaların girmesini önlüyor. * Müze içinde yapılan özel bir düzenek mum islerini ve insanların ağzından çıkan su buharını bir yerde topluyor. Bazı Kur’an-ı Kerim’ler bu islerle yazılmış. O Kur’an-ı Kerim’lerden bazıları şu anda müzede ve hiç zarar görmemiş. Çünkü, mum isine güve gelmiyor. Güvenin yazı üzerine bırakıldığında öldüğü bile biliniyor. * Ayrıca, soyut resimleriyle ünlü Pablo Piccasso’dan yıllar önce yapılmış soyut figürlerin kullanıldığı seccadeler de müzede sergileniyor. * Bir başka çarpıcı ayrıntı da Müzede sergilenen küre. Galileo’nin asıldığı tarihlerde bu küre ile astronomi dersleri verilmiş. Talebeye sabır taşı Ziyaretçilerin dikkatini çeken müzedeki asılı sabır taşları mermerden oyularak büyük bir sabırla yapılmış. Taşlarda ek yeri yok. Bir kişinin çocuk yaşta başladığı sabır taşını, ancak torununun bitirmeye ömrünün yettiği rivayet ediliyor. Bu taşları yıllar önce öğrenciler görüp motive olsun diye medreselerin girişine asarlarmış. Şu anda bu taşı yapan da yok. Devekuşu yumurtasının esrarı Her yıl yurt içi ve yurt dışından gelen onbinlerce ziyaretçinin akınına uğrayan Mevlâna Türbesi’ni örümceklerden tavanın muhtelif yerlerine asılmış devekuşu yumurtaları koruyor. ‘Son nefesime kadar Mesnevî çalışacağım’ İSTANBUL- Neredeyse bütün ömrünü Mevlâna ve Mesnevi araştırmalarına adamış ufku geniş, gönlü bol, Sertarik, Mesnevîhan, araştırmacı, yazar, emekli öğretmen albay Şefik Can, hep anlatılan genel bir derviş edasıyla çalışmalarını sürdürüyor. Çevresinde halkalanan gençlerle Mesnevi sohbetleri yapan ve kendini her gün yeniden heyecanlandıran kitapları ile olmaktan büyük zevk alan usta araştırmacı, “Son bir nefesim kalsa, onu Hazreti Mevlana yolunda çalışarak vermek isterim. Bugün öleceğimi bilsem, yarın sohbetim olsa, ‘Ya Rabbi bana bir gün daha müsaade et’ demek isterim. Dilimin döndüğü, gücümün yettiği müddetçe hep Hazreti Mevlâna’ma hizmet etmek isterim. Eğer bu yolda insanlara faydalı olacaksam bana hayırlı bir ömür lütfet, faydalı olamayacaksam da beni bu dünyada daha fazla bekletme Ya Rabbi” diye dua ediyor. İlmine sarılmış durumda Hayat Nur Arttıran imzasıyla Keşkül dergisinin ilk sayısında yer alan “Suskunluğum Feryadımdır” başlıklı yazıda ele alınan Şefik Can Hoca, “ömür mumu”nun her gün biraz daha tükenmekte olduğunu o yüzden çalışmaktan geri durulmaması gerektiğini söylüyor. Daha küçük yaşlarda babasının ezberlettiği Mesnevi metinleriyle Hazreti Mevlâna’yı tanıyan üstad, 95 yaşında olmasına rağmen hâlâ ve ilk günkü heyecanıyla “Beni yaşatan, yaşayabilmek için yegâne sebebim” dediği ilmine sıkı sıkıya sarılmış durumda. Ömrünün sonuna kadar Mesnevi çalışmalarıyla maşgul olacağını, ilminin tamamanı bu yolda kullanacağını söyleyen Şefik Can Hoca, bütün okuyucularından “Divan-ı Kebir”i yeniden okumalarını rica ediyor. > Kültür Servisi
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT