BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Son sözleri...

Son sözleri...

“-Babam beni çocukken ormana terk etmiş, yapımcı şirket bulup yetiştirmiş...” (Yavuz Bingöl - Babasını reddettiği basın toplantısında)



“-Babam beni çocukken ormana terk etmiş, yapımcı şirket bulup yetiştirmiş...” (Yavuz Bingöl - Babasını reddettiği basın toplantısında) *** “-Olimpiyatlara ben katılsam, en yakın rakibime en az 500 metre fark atardım...” (Süreyya Ayhan - Elvan’ın düşüşünü yorumlarken) *** “-Mustafa ile aramızda düzeyli bir ilişki vardı, ama baktık yürümüyor, ayrıldık...” (Gülben Ergen - Modaya uyup evlendiği gün boşanınca) *** “-Bu haftaki mağlubiyetin ve Gökdeniz’in dayak yemesinin tek sorumlusu benim...” (Atay Aktuğ - Kötü gidişteki bütün sorumluluğu üzerine alırken) *** “-Fener’in Manchester karşısında yüzde bir bile şansı yok...” (Ali Sami Alkış - Nostaljik bir yorum yapınca) İtiraf Reyonu (isim: burak karadeniz... şehir: istanbul... yaş: 18...) Anadolu Öğretmen Lisesi mezunu olduğum için bir yıl İngilizce hazırlık okudum ve de oldukça iyi konuşurum... Aynı zamanda turistlerle de konuşmaya bayılırım... Geçen sırtında çanta, gözünde güneş gözlüğüyle yaya bir adam gördüm... Tabii büyük bir hevesle adamın yanına gittim ve turist olup olmadığını anlamak için Türkçe, “Afedersiniz” dedim... Adam yorgunluktan olsa gerek anlamsız bir şekilde kafasını salladı... Ben de, “Tamam bulduk konuşacak turisti” diyerek, “Are you turist” dedim... O ise bana, “No no... I am Türk’üm” dedi... Yüzümdeki kızarıklığa bulutlu havada güneşi bahane etmek zorunda kaldım... Bir daha turistlerle konuşmak yok... ayaküstü Fenerbahçe gerçekten en kolay kur’ayı mı çekti?... Aziz Yıldırım’la Daum çekseydi, yine bunları mı çekerdi?... Rakiplerin hiçbiri eski gücünde değil mi?... Bence kazın ayağı hiç de öyle değil... Tarihe bakın; F.Bahçe’deki bütün başkan, teknik direktör, futbolcu düşmanlıkları böyle zamanlarda boy gösteriyor... Bana göre kalemler, “Bu kek gruptan çıkamadınız” diye bileniyor... İsabet açısından iyi bir yorum olmasa da; ağız birliği edilmiş yorumlardan farklı oldu... diyAlog (Ziya Doğan, D.Kiev hezimetinden sonraki ilk idmanda gazetecilere talimat veriyor...) ZİYA DOĞAN: Çekin çekin... Şampiyon takımı çekin... *** (Savaş Ay’ın Helin Avşar’la yaptığı olay röportajın yankıları devam ediyor...) SAVAŞ AY: Sizin titriniz ne?... HELİN AVŞAR: Hülya Avşar’ın kardeşiyim ya... Taşlamalar... Haşlamalar... ERKEKLER VE KADINLAR Ne dersen de İster çay, ister dere İster nehir, ister ırmak Bir akarsudur erkek. ... Yaramaz çocuk gibidir Bilinmez ne yapacağı Başıboş bırakırsan eğer. ... Uslu bebek gibidir Set çekersen, Bent kurarsan önüne ... Akarsuyun denizle Buluştuğu yerde Oluşuverir verimli, alüvyonlu toprak. Eveleyip gevelemeye Karanlıkta göz kırpmaya ne gerek. ... Hani, derler ya, “Kadınlar deniz gibidir.” Yormayın adamı Anlayın işte; “Her akarsu bir denize muhtaç.” bizimkiler Ömer Abi ile Ercan arasında geçen olimpiyat diyaloğu; Ömer Abi: Atagün Yalçınkaya hem çok genç, hem de zayıf... 48 kiloda dövüşüyor... Ercan: Rakibi de 48 kilo... *** Basın İlan Kurumu ölenler için gazetecilere verdiği tazminatı 1 milyar 800 milyona çıkarmış... Mustafa Abi uyarıyor; “Engin Atay duymasın...” Temel’in yeri... -Avcı Temel, her ava çıkışında köpeğinin kuyruğuna düğüm atıyormuş... Neden?... -Av yerinde ne yapacağını unutmamak için... *** -Temel niçin çayını bardakta değil de tabakta içiyormuş?... -Kaşık gözüne girdiği için... *** -”Okey demek peki demek, okey demek peki demek, okey demek peki demek” diyerek dolaşan adam kimdir?... -İş gezisi için İngiltere’ye gitmek için havaalanında bekleyen Temel... *** -Kendisine yıllardır Mili Piyango’dan ikramiye çıkmayan Temel, sonunda nasıl ümitlenmiş?... -Arkadaşları “Sen de bilet almaya başla” deyince... *** -Binanın yirminci katından aşağı düşen Temel, onuncu kat hizasındayken ne demiş?... -Şimdilik durum iyi... ...gündemin kırıntıları... İngiltere’de; hem rayda, hem yolda giden tren yapılmış... Bir de dağları delse tam bize göre... Rakamlarla Otomobiller... (Türkiye’de yeni araba alan insan davranışları...) % 1: Aldıktan sonra aradan bir ay geçmeden koltuk poşetlerini çıkarmamak... % 3: 30 saniye sürecek bir bakkal alış verişinde en üç kez park edilen yere bakmak... % 5: Yanında oturan yolcu için “pantolonu temiz miydi acaba” diye düşünmek... % 6: Kurallara sonuna kadar uymak, ara sokaklarda bile sinyal vermek... % 8: Bir arkadaş araba istediğinde “Prensibim var veremem” demek... % 11: Yokuşta trafik sıkışınca öndeki araba ile kendi arasında bir kamyon boyu mesafe bırakmak... % 13: Bozuk yoldan gitmek yerine yolu uzatıp, biraz daha az çukurlu yolu seçmek... % 15: Minibüs, taksi ve kadın sürücülerden uzak durmak... % 17: Kül tablasını izmarit için değil de bozuk para kasası olarak kullanmak... % 20: Bir üst modelinin nasıl alınacağını düşünmek... Hayata dair... İnsanların büyük çoğunluğu tüm mutluluklarını bir başka insanın eline bilerek koymaya çalışır... Bu tür mutluluk arayışı insanın olgun olmadığını gösterir... Olgun insan mutluluğunun temelinin kendi içinde olduğunu bilir... - Quentin Crisp - Bugünün buluşu -Yağmurlu günde bozulan sileceğe kadın çorabı bağlandı ve içeriden kontrol edilerek yolculuk sürdürüldü... (29.08.1978 - Süleyman Avcı’dan...) sanatik kritik “Papatya ile Karabiber filmi, seyircilerin sinemadan çıkarken gözlerinin ve burnunun akacağı çok güzel bir film oldu...” (Sibel Can) politik kritik “Kredi kartı borcunda anahtar şu; herkes ayağını yorganına göre uzatacak... Herkesin başına bir polis koyamayız ki...” (Ali Babacan) sportik kritik “Bütün dünya Gökdeniz’i sevdi, bir tek Trabzon taraftarı sevmedi... Gökdeniz hem orta yapıp, hem gol mü atacak?...” (Gökdeniz Karadeniz) Şifa Yemek Öğle Menüsü; Şehriye Çorba... Orman Kebabı... Soslu Spagetti... Yoğurt...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT