BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ense tıraşını görelim...

Ense tıraşını görelim...

Düşünün ki biz Avrupa Birliği’ne girmişiz; bizden sonra üye olmaya çalışan ülkeden isteklerimiz...



-Valla hiç boş yerimiz kalmadı be... -Çıkmaz ayın son Wednesday’inde bi uğrayın bakalım... -Ödevlerine hiç çalışmamışsın... Otur sıfır... -Senin şu gözünün üstündeki ne?... -Bak küsmece darılmaca yok tamam mı?... -Biz üye olduk da ne oldu?... Boyumuz mu uzadı?... -Tarih veren yerlerimiz ağrıyor be... -Kırmızı kar yağdığı gün bir daha görüşelim... -Uzat bakayım tırnaklarını... -Hem “A”, hem “B”... Sen de çok şey istiyorsun be kardeşim... -Bu ne laubalilik, beraber mi bağladık botları?... -Kapatın camları, kuşlar kaçmasın... -Bi düdük yat, bi düdük kalk... Tamam mı?... -Torun şafak kaç?... Yanlış adres... Fatih’te bir arkadaşı ziyarete gittim... Asansörsüz, tarihi, yüksek bir bina... Öyle ki; bir kat çıkıyorsun ama beş kat çıkmış gibi oluyorsun... Arkadaş üçüncü katta oturuyor, çıktım “Herhalde burası” diye bastım zile, “Necati Abi’ye bakmıştım” dedim karşımdaki çizgili pijamalı adama; “Kardeşim Necati Bey yukarda” deyip kapattı kapıyı... “Burası kaçıncı kattı acaba” diye kendi kendime düşündüm, işin içinden çıkamayınca garanti olsun diye zemine indim... Katları tek tek sayarak çıktım, “Burası herhalde” diye bastım zile, kapı açılırken “Nec...” dedim, mavi çizgili pijamalı adam bağırdı, “Kardeşim yukarıda dedik ya”... Biran önce uzaklaşayım diye kat hesabı yapmadan hızlı adımlarla yukarıya çıktım... Çıktım ama, biraz fazla çıktım gibime geldi “Bir aşağısıydı herhalde” diye indim aşağıya... Çaldım kapıyı, çizgili pijamalı adam, “Yav kardeşim bela mısın şu izin gününde” dedi; “-Git şu Necati abini biraz da başka katlarda ara yahu...” O zamanlar cep telefonu falan da yok, arayalım inip alsın diye... Umutsuz bir yekilde dönerken birkaç kat inmiştim ki, aklıma bir fikir geldi... Dedim ki; ben niye hep aynı zili çalıyorum ki, üst kattaki birinin ziline basarım, orası değilse hiç olmazsa başka birini rahatsız etmiş olurum... Çıktım en üst kata, “Burası olsa tarif ederken en üst kat” derdi diye düşündüm bir kat indim, bastım zile... “Necati Abi” dedim... Mustafa Necati Abi’yi o ay içinde evden attılar... Mavi çizgili pijamalı adam evsahibiymiş meğer... ...gündemin kırıntıları... Yeni düzenlemeye göre hafif cezalar evde oturarak çekilecekti ya; Ağır cezalar da kaynana ile oturarak çekilsin... Türk araştırmacılar; uzaydan gelen sinyalleri dinleyerek veri toplayan bir teleskop kuracakmış... Hani varsa bir dedikodu, kaçırmayalım... son sözleri... “-Tam olarak dönüyorum sayılmaz... Biz buna, ‘merkez sağdaki boşluğu doldurma’ diyelim...” (Süleyman Demirel - Eskisinden daha fazla siyaset yapınca...) “-Bakkalımı tehdit etmiş... Bir daha ekmek verirsen ekmeğinle oynarım demiş...” (Asena - İbrahim Tatlıses’ten iyice işkillenince...) “-Kocam değil mi, döver de sever de... Siz kendi işinize bakın..” (Kakılmış Amiyeta - Yattara’nın karısı- O da bizden olunca...) “-Koşun koşun... Ellerinde suç aletleri ile en az yirmi tane holigan yakaladım...” (Levent Bıçakcı - Herkesin gördüğüne elini uzatınca...) Şifa Yemek Öğle Menüsü Naneli Yayla Çorba... Arnavut Ciğeri... Piyaz... Tatlı...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 107726
    % 0.39
  • 3.7169
    % 0.08
  • 4.3706
    % 0.19
  • 4.8921
    % -0.24
  • 152.801
    % -0.27
 
 
 
 
 
KAPAT