BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Daha iyi bir gelecek için

Daha iyi bir gelecek için

Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV), kanayan yaramız eğitime okul öncesinden pansuman yapmaya hazırlanıyor. Birçok sivil toplum kuruluşunun desteğiyle başlatılan ‘7 çok geç’ kampanyasıyla okul öncesi eğitimin genele yayılması için bilinç oluşturmak hedefleniyor.



BEYİN gelişiminin yüzde 70’i dört yaşına kadar tamamlanıyor. Zekâ, kişilik ve sosyal davranışlar da 0-6 yaş arasında biçimleniyor. 7, çocuğun okula başladığı yaş. Ancak o zamana kadar çocukların zihinsel, bedensel ve dil gelişimi büyük ölçüde tamamlanıyor. Bu sebeple, çocuğu desteklemek için okula başlamasını beklemek çok geç. İşte bu noktadan hareketle AÇEV’in başlattığı ‘7 çok geç’ kampanyası hakkında Vakıf Başkan Yardımcısı Ayla Göksel Göçer ile konuşmamıza ülkemizdeki mevcut durumu değerlendirerek başladık. -Ülkemizde okul öncesi eğitimde şu anki tablo nedir? -0-6 yaş grubundaki 7 milyon çocuğun sadece % 11’i okul öncesi eğitim alabiliyor. Girmeye hazırlandığımız AB ülkelerinde bu oran 5-6 yaş grubu için % 100, 0-6 yaş grubu için de % 70’in üzerinde. O ülkelerde eğitim artık 3 yaşına inmiş durumda. Bu yaşlardaki eğitim eksikliğinin sonradan giderilmesi de imkansız. Ülkemizdeki araştırmalar 0-6 yaş arası eğitime harcanan her 1 liranın topluma 7 liralık kazanç olarak geri döndüğünü gösteriyor. Kanuni düzenlemeler yapılmalı -Amacı nedir ‘7 çok geç’ kampanyasının? -Böyle kampanyalar bir anda başlar bir anda sönüp gider. Çocuklara ve kadınlara yönelik benzeri eğitim çalışmaları birçok defalar değişik kurum ve gruplarca yapıldı. Önemli olan devamını getirmek. Gelen tepkiler ve değerlendirmelerden sonra, bu konuda hakikaten insanların ne yapacaklarını bilmediklerini, nasıl davranacaklarına karar veremediklerini görünce, bizim bu kampanyaya başlamakla doğru bir iş yaptığımızı görüyoruz. Mesele bunu derinleştirmek. “Okul öncesi eğitim çok önemlidir” şeklinde genel bir bilgi vermektense, genele yayılan bir tartışma ortamı oluşturmak ve birey olarak, anne olarak ne yapılabileceği, kurumların, yerel yönetimlerin ne yapabilecekleri, devletten ne beklenebileceğine yönelik soruları sorup, cevaplarını aramak. Biz bunları çözüm önerileri şeklinde önümüzdeki aylarda hazırlayacağız. Şu anda TÜSİAD ile işbirliğinde bir rehber hazırlığı içerisindeyiz. En önemli nokta hazırlanan önerilerin hayata geçirilebilmesi için neler yapılması gerektiğidir. Yasal düzenlemeler mi yapılmalı, kaynak mı oluşturulmalı, farklı kurumların sorumluluklarının belirlenmesi mi gerekiyor? Bunların hepsini ayrıntılı olarak o raporda çıkaracağız. Bunun içine özel sektörü de katmak istiyoruz. 6 milyon okuma-yazma bilmeyen kadın var -Neden şimdi böyle bir kampanya? -AÇEV 13 yıldan beri okul öncesi eğitim ve yetişkin eğitimi alanında çalışıyor. Biz başından beri bu konunun ne kadar önemli olduğunu biliyorduk. Araştırmalar ve sahada yaptığımız uygulamalarla yaklaşık 300 bin kişiye ulaştık. Yıl sonuna kadar da bu 350 bine çıkacaktır. Bu 350 bin kişi Türkiye nüfusu açısından çok düşük bir rakam. Türkiye’de 0-6 yaş grubunda 7 milyon çocuk var. Ve 6 milyon kadın okuma-yazma bilmiyor. Bu kadınların büyük bir çoğunluğu da o milyonlarca çocuğu yetiştiren kadınlar. Gerek bizim münferit uygulamalarımız, gerek Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, gerek Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı ile yaptığımız çalışmalarla bu yaraya eğiliyoruz. -Kampanyayla ilgili süreç nasıl işleyecek? -Bu noktada bizim için gerekli olan eğitimde köklü bir reformdur. Politika değişikliğine ihtiyaç var. Politika değişikliğini gerçekleştirmek için de, ilk etapta bilinç oluşturmak, sonra meydana getirilen kamuoyu ile birlikte çözüm önerilerini üretmek, daha sonra karar vericiler tarafından benimsetmek ve yasal düzenlemelerin yapılmasını sağlamak gerek. Devlet 5-6 yaş grubunu zorunlu eğitime dahil etsin denebilir, ama bunun için yedi katrilyon gerekiyor. Biz farklı çalışma yöntemleri yapabiliriz. Avrupa Birliği yolunda sivil toplum kuruluşlarına bu hizmetleri sunması için çeşitli teşvikler veriliyor veya kaynak sağlanıyor. Özel sektörün katkıda bulunması için teşvikler mevcut. Mesela bizde 100 kişiden fazla işçi (bayan) çalıştıran işyerlerinde kreş açma zorunluluğu mevcut. Ancak bunun uygulanmasında, özel sektörde işyerleri kendini sorumlu hissetmediği gibi, bu takip edilip de üstüne gidilmiyor. Bir güç ortaklığı -Biz bugüne kadar genellikle bir sivil topum örgütünün, vakfın tek başına yürüttüğü kampanyaları görüyorduk. Ancak 7 çok geç kampanyasında pek çok örgüt bir araya geldi. Nasıl bir güç ortaklığı bu? -Bir defa, Türkiye’de eğitim alanında önde gelen bu kadar çok sayıda kuruluş bir araya gelip, tek bir amaç için çalışıyor ve aynı mesajı veriyorlar. Bunun bile tek başına önemli bir gösterge olduğunu düşünüyorum. Ama biz de bu mesajın altını çiziyoruz. Bizim özel yerlerde yapacağımız çeşitli eğitim faaliyetleri var. Mesela ÇYDD’nin yıllardan beri uyguladığı ana okulları çalışması, Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı’nın mahalle yuvaları gibi. Bu kampanya çerçevesinde inşallah bunları artırabileceğimizi düşünüyorum. Öğretmenlere özel burs Türk Eğitim Vakfı biliyorsunuz burs veren bir kuruluş. Türk Eğitim Vakfı da bu Kasım’da okul öncesi öğretmeni olmak isteyen öğrenciler için ayrı bir burs tahsis etmeyi planlıyor. Bir toplantımız var, önümüzdeki aylarda birlikte yapacağımız çalışmaları tespit etmeyi amaçlıyoruz. Herkes el ele 1993 yılında kurulan ve yetişkinlere yönelik okuma yazma programı geliştirme çalışmalarıyla faaliyete başlayan Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) “7 çok geç” sloganıyla yeni bir projeyi hayata geçirdi. AÇEV, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, TÜSİAD, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı, Eğitim Reformu Girişimi, Kadın Emeğini Değerlendirme gibi pek çok güç ortağıyla birlikte yürütülen kampanyanın amacı çocukların okul öncesi eğitimden faydalanabilmeleri. Her çocuğun potansiyelini en üst noktaya kadar geliştirebilmesinin yolu erken çocukluk eğitimi programlarından yararlanabilmesiyle ilgili. Ülkemizde okul öncesi eğitimden yararlanabilen 5 - 6 yaş grubu çocukların oranı sadece % 14. Araştırmalar; sosyal ve ekonomik yönden olumsuz şartlarda yetişen çocukların zihinsel, sosyal, duygusal ve bedensel yönlerden gelişimlerinin eksik kalabildiğini, bundan dolayı okul başarılarının ve özellikle okula devam etme oranlarının düşük olduğunu gösteriyor. Çocuğun yakın çevresinin çocuk eğitimi ve gelişimi hakkında eğitilmesi bu olumsuzlukları ortadan kaldırabilmekte. Anneler, çocuk eğitimi ve gelişimi konularında bilinçlendirildiğinde, çocuklarına anlamlı bir destek verebilmekte ve onların okula hazır başlamalarını sağlayabilecekler. Ancak şu da acı bir gerçek ki ülkemizde hâlâ okur-yazar olmayan 6 milyon kadın var. Topluma haksızlık AÇEV Başkan Yardımcısı Ayla Göksel Göçer ‘Araştırmalar 0-6 yaş grubunda eğitim almış kişilerin, okullarında daha başarılı olduğunu, daha kaliteli bir eğitim aldıklarını, dolayısıyla üniversiteye gitme oranının artabildiğini, daha geç yaşta, daha yüksek statülü işlerde çalıştıklarını ortaya koyuyor. Bu bence okul öncesi eğitim için yeterli bir sebep. Bu kişiler daha çok üniversite okuyorlar, daha iyi işlerde çalışıyorlar, daha çok para kazanıyorlar diyorsak ve bunu hâlâ gerçekleştiremiyorsak, Türkiye’de topluma, haksızlık yapıldığını düşünüyorum’ diyor. 7 ilde yüzde 100 okullaşma sağlanacak Başlangıcından bugüne kampanyada gelinen noktayı değerlendirirsek, ilgi nasıl? -Çok hoşuma giden bir olay oldu. Birisi aradı, okul yaptırmak istediğini söyledi. Marmaris’te eşinin adına bir anaokulu yaptırmak istiyormuş. Bunun için 300 milyar lira ayırmış. Nereye başvuracağını, nasıl hareket edeceğini sordu. Aracı olduk, Okul Öncesi Eğitim Genel Müdürü ile görüştük, o da çok sevindi. Milli Eğitim Bakanlığı arsa tahsisini sağlayacak ve olursa Eylül ayına kadar yetiştirmeye çalışacaklar. Bu çok açık bir örnek. Okul ama, anaokulu yaptırmak istiyor. Bunun yanı sıra özel okullar ile çeşitli kuruluşlardan da sürekli mailler ve telefonlar geliyor. ‘Biz ne yapabiliriz?’ diye. Biz aynı zamanda bu oluşumdan faydalanmak veya kendisi katkıda bulunmak isteyenler için nasıl talepte bulunacaklarını veya nasıl destekleyeceklerini, nereye nasıl başvurulacağını adım adım anlatan bir kitapçık hazırlığı içindeyiz. Bütün toplumun konusu -Bu kampanyada Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeri nedir? -Bakanlıkla zaten çok farklı alanlarda çalışmalarımız var. MEB Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü’ne bağlı 200’ü aşkın Halk Eğitim Merkezi’nde seminerler devam etmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaklaşımı gayet iyi. Kampanya başladıktan iki gün sonra hem Okul Öncesi Eğitim Genel Müdürü, İlköğretim Genel Müdürü arayıp tebrik etti. Mart ayı sonuna doğru Bakan ile bir araya geleceğiz. Milli Eğitim Bakanlığı’nın farklı yetkilileriyle tasarladığımız bakan bey de onay verdiği taktirde, en geç Eylül ayında hayata geçireceğimiz “7 ilde, yüzde 100 okul öncesinde okullaşma” diye bir projemiz var. 20 illik bir liste içerisinden bu illeri belirleyip, projeyi başlatacağız inşallah en kısa zamanda. -’Kampanya birden başlayıp, bitsin istemiyoruz’ dediniz. Devamında neler yapacaksınız. İlgiyi diri tutmak için? -Çok farklı şeyler düşünülüyor, bunların bir kısmı elde edeceğimiz desteğe bağlı, bir kısmını da tabi ki kendi çabamızla gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Açık radyoda bir programımız var Cuma günleri saat onbuçukta ‘7 çok geç’ adında. Basketbol turnuvası planlıyoruz. Onu da futbolla, basketbolla erkekleri çekmek istediğimiz için yapıyoruz. Yoksa biz bunu sabahtan akşama kadar kadın programlarında anlatabiliriz. Ve kadınlar da bizi dinler, hak verirler. Ama bu bütün toplumu ilgilendiren bir konu, sadece kadınlara özel veya sadece 0-6 yaş grubunda çocuğu olanlara da özel bir şey değil. Gerçi futbol maçına gelen erkekler maçın başlama saati olarak yedinin geç olduğunun düşünmüşler. Olsun, sonra sorup öğrendiler ya.. Toplumun yapısını çok yakından ilgilendiren bir konu bu. Yaz aylarında çocuk şenliği planlıyoruz. 15 veya 20 il olarak planladık. Çocuklara oyun ve spor etkinliklerinin yanı sıra aynı zamanda anne babalara da bir eğitim faaliyeti yapmayı düşünüyoruz. Ekim’de de, uluslararası bir sempozyum düzenliyoruz, Başbakan’ın katılımıyla. Bu şekilde hükümet programına da konuyu yerleştirmeyi planlıyoruz. Okuma yazma öğretmek değil -Kampanyanın doğru algılandığını, tam olarak anlaşıldığını söyleyebilir misiniz? -Avrupa ülkelerinde eğitim artık 3 yaşına kadar inmiş durumda. Ama bizim kampanyamıza çeşitli tepkiler de var: “Okul yaşını küçültme kampanyası yapıyorsunuz” diye. “Aman çocuk o yaşlarda oyun oynar, ne anlar ki” gibi çeşitli tepkiler de geldi. Bu noktada, bu küçük çocukların illa bir çatı altında okul sıralarında eğitilmeyeceğini anlatmak istiyoruz. Bizim gayemiz ve hedefimiz okul yaşını aşağı indirmek değil. Okul öncesi eğitimin içeriği de oyun, çocuk odaklı. AÇEP nedir? Anne Çocuk Eğitim Programı (AÇEP), Türkiye’deki erken çocukluk eğitimi sorununa bir çözüm olarak geliştirilmiş, bilimsel temelli bir okul öncesi eğitim programı. AÇEP’te doğrudan annelere ulaşılarak, annenin eğitici potansiyelini geliştirmesi için eğitim desteği veriliyor. Böylece, kadının birey olarak güçlenmesi ve anne olarak eğitici rolünün gelişmesi mümkün oluyor ve çocuğunun gelişim ihtiyaçları da ev ortamında karşılanıyor. AÇEP; yaygın kurumsal hizmetlere ulaşamayan aileleri, eğitimin içine çekmeyi başaran düşük maliyetli bir okulöncesi eğitim programı olarak, ülkemizdeki 8 yıllık temel eğitime en temel desteklerden birini veriyor. AÇEP, sosyal ve ekonomik yönden olumsuz şartlarda yaşayan, anasınıfına gitmeyen 6 yaşındaki çocuk ve annelerini hedefliyor. Vakfın internet adresi www.acev.org / 0 212 - 213 42 20
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT