BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eminönü...

Eminönü...

Onat Kutlar, bir şiirinde; “Geceyarısı geçen güzden kalma birkaç yaprak kırk yıllık kahve/ renkli bahçeler ve bir minibüste/ Kartaldan eminönüne giderken uyumuş titreyen bir çırak/ Karanlık denizi köpürten dalgaları yararak çook gizli bir yere/ giden tenha bir üsküdar alanı gemisiyle/ bu yolculuğa başladım senden ayrılınca” diyor.



Onat Kutlar, bir şiirinde; “Geceyarısı geçen güzden kalma birkaç yaprak kırk yıllık kahve/ renkli bahçeler ve bir minibüste/ Kartaldan eminönüne giderken uyumuş titreyen bir çırak/ Karanlık denizi köpürten dalgaları yararak çook gizli bir yere/ giden tenha bir üsküdar alanı gemisiyle/ bu yolculuğa başladım senden ayrılınca” diyor. Kartal’dan Eminönü’ne giderken minibüste uyumuş titreyen bir çırak gibi hissediyor kendisini; yani o kadar bîçare... Şiirimizde Eminönü vurgusu çok fazla yapılmasa da, Sultanahmet, Ayasofya, Topkapı Sarayı, Gülhane, Sirkeci garı, vapur iskeleleri zengin bir yer tutuyor. Sanıyorum, Kutlar da bir ‘simge’ olarak kullanıyor Eminönü’nü... *** Belediye Başkanı seçildikten sonra hizmet aldığı ilçeyi otopark işgalcilerinden kurtarmak ve tarihi mekanları tapulu mallarıymış gibi kullananları hizaya getirmek için önemli girişimlerde bulunan, cesur açıklamalar yapan Dr. Nevzat Er’i takip ediyorum. Naif, romantik ve sakin yüzünün arkasında kararlı bir belediye başkanı edası taşıyan Er’in, yıllardır peşkeş çekilen Tarihi Yarımada’yı ihya etmek için çıktığı yolculukta yalnız bırakılmaması gerektiğini düşünüyorum. Tepkilerle karşılaşsa da yüzyılların yorgunluğu ve hovardaca kullananların sorumsuzluğu ile çökme noktasına gelen Kapalıçarşı’yı, Kumkapı, Cankurtaran gibi semtlerde ayakta durabilmek için son gayretlerini gösteren tarihi binaları, bu semtlerde oturan ve çoğu okuma-yazma dahi bilmeyen vatandaşları, her gün birisi daha yakılıp yıkılarak otopark çetelerinin eline geçen Süleymaniye’deki ahşap evleri kurtarmak için elini kocaman bir kayanın altına sokan Dr. Nevzat Er’in, bir ‘kentli bilinci’ ve kararlılığıyla bu projelerini gerçekleştirmesi gerekiyor. Aksi halde, İstanbul’un kalbi olan Eminönü, yani eski deyişiyle “Bab-ı Ali”nin, giderek şehirden koptuğunu, kötü niyetli ve kural tanımayan insanların kurtarılmış bölgesi haline geleceğini göreceğiz üzülerek... *** Eminönü, İstanbul için neden önemlidir? Topkapı Sarayı, Ayasofya, Sultanahmet, Beyazıt, Süleymaniye ve Yeni Cami, medreseleri, Gülhane Parkı, tarihi Sirkeci Garı, surları, çeşmeleri, Yedikule’si, Dikilitaş’ı, Beyazıt Kulesi, Çemberlitaş’ı vb. olduğu için önemlidir; dahası, yüzyıllar boyunca dünya medeniyetinin nirengi noktasında duran Osmanlı’nın ve öncesinde diğer medeniyetlerin bıraktığı mirası sahip olduğu küçücük topraklara rağmen sınırları içinde taşıdığı, koruduğu, koruması gerektiği için önemlidir... HHH Bu beldeyi, sadece Eminönü Belediye Başkanlığı’nın yaptığı çalışmalar kurtaramaz elbette; Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile hükûmetin de üretilen projelere sahip çıkması gerekiyor. Özellikle selatin camilerin çevresinde öbeklenen otoparkların, tarihi sokakları keşmekeşe çeviren düzensiz işletmecilerin, turizmi baltalayan vergi kaçakçısı işportacıların, tarihi mekanları işgal etmiş sorumsuzların, yılların yorgunluğu bütün duvarlarına sinmiş hanlarda kazandıkları büyük paralarla kendi ‘dünyalıkları’nı kurtardığı halde işyerlerini yaşatmak için çaba göstermeyen işletmecilerin hizaya getirilmesi geciktirilmemeli. Gündüz nüfusu milyonları bulan ancak hava karardıktan sonra turistlere ve yirmibeş-otuz bin vatandaşın vicdanına teslim bırakılan Eminönü’ne, kendini kentli olarak tanımlayan ve şehri sadece Pera/Beyoğlu’ndan ibaret görmeyenlerin, dahası, bu ilçeyi İstanbul’un kalbi olarak algılayan ve inanan sivil toplum kuruluşlarının sahip çıkması gerekiyor. Hem de hemen... Vakit kaybetmeden...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT