BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yükselen milliyetçilik

Yükselen milliyetçilik

Şimdilerde yükselen milliyetçilik konuşulmakta. Ne oldu da birden bire millî çıkışlar yaşanmakta? Merak mevzuu bu. Asıl sorulmayan sorularsa daha derin merakları taşımakta.



Şimdilerde yükselen milliyetçilik konuşulmakta. Ne oldu da birden bire millî çıkışlar yaşanmakta? Merak mevzuu bu. Asıl sorulmayan sorularsa daha derin merakları taşımakta. Türkler, ırkçılığa mı kayıyor? Anti semitizm, anti Amerikanizm mi gelişiyor? Bu tahlillerin arkasındaki hayretin sebebi ırkçı kitaplarla komplo teorisi kitapların rağbet görmesi. O kadar da değil. Mersin ve Trabzon’da yaşanan hadiseler. Mersin’de nevruz günü bazı çocuklar eliyle Türk bayrağı yakılmaya çalışıldı. Bu çirkin harekete verilen tepki tahminleri aştı kantarın topuzu Trabzon’da kaçtı. Trabzon olayları bir alarmdı. Sorular da ondan sonra geldi. Çünkü milliyetçiliği besleyen kitaplar satmasa da komplo teorisi taşıyanlar ve Nazi kitapları alaka görmekteydi. Aydınların ciddi kaygıları bundan sonra başladı. Zira, Türkiye, 6-7 Eylül 1955’te birtakım feci olaylara sahne olmuştu. Bu müessif hadiselerin çıkış sebebi bir yalan haberdi. Neticede Türkiye Rumları, yüzlerce yıldır yaşadıkları toprakları terk ederek Yunanistan’a gitmiş, ne buralı kalmış, ne oralı olmuş ve fakat kesinlikle mağdur olmuşlardı. Mersin olayları da ne olduğu nasıl başladığı, hatta nasıl geliştiği çok net bilinmeyen menfur bir hareketti. Bugün Türk aydınlarındaki endişe üç boyutludur. İçeride anti semitizm denen bir Yahudi aleyhtarlığının başlaması, anti Amerikancılığın düşeceğine tırmanışa geçmesi ve 15 yıl devam eden düşük yoğunluklu savaşta Türk ve Kürt vatandaşların PKK terörü ve onun meydana getirdiği çevre şartlarından şiddetle kaçınmalarındaki başarının bu defa tekrarlanamamasıdır. Herkesin asla unutmaması geren hakikat şu, bu millet, bir imparatorluğun devamıdır. Başkaları, bir çok eza-cefa aşağılanmayı hazmedebilir ama Türkler hazmetmez. İsyan şiirlerindeki çığlık bundandır. “Medeniyyet dediğin tek dişi kalmış canavar” ile “Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!” gibi. Daha onlarca örneği var. Türkler, ne medeniyet adı altında gelenlerin canavarlaşmasını istemekte ve ne de kendi vatanında paryalaşmak. Bu duygular infilak ederse maazallah felaket olabilir. Peki kabahat kimde. Kesinlikle Kürt kardeşlerimizde değil. Kürtlerle Kürtçüleri en kesin hatlarla birbirinden ayırmalı. Kürtçüler, bölücü çalışmalarıyla çok tahrik ettiler. İsrail, Türklerin de mukaddes belde ve mabedleri olan şehir ve mekânları 50 yıldır incitmekte, Türklerin dünkü vatandaşı, bugün din kardeşi olan Filistin Arapları, tarihte nadir rastlanır kötülüklere maruz kalmakta. Bu yaşananlar Türklerin vicdanını kanatmaktadır... Türkiye’de yaşayan herkes Türk üst kimliğine sahiptir. Bu kimlik dünkü Osmanlı kimliğinin muadilidir. Irkçılık ilkelliktir. Türkçülük, yakın tarihte kalmış bir kavramdır. Ancak vatanperverlik daima var olacak geniş bir mefhumdur. İçine din, dil, toprak ve vazgeçilmez bütün değerler girer. Türklerin üzerine sürekli gelinmesi meşru müdafaa refleksine yol açmakta. Onun için ilgili herkesin çok dikkat etmesi gerekir. Bakınız Amerikan medyasında şu gün dahi Türklere “nankör” iması yapan makaleler çıkmakta, diziler Türklerin itibarıyla oynamakta, Mescid-i Aksa aşırı sağcı Yahudiler tarafından işgalle tehdit edilmekte. Irak’ı işgal eden ABD, İngiltere, Filistin’i işgal eden İsrail, Kürtçüler ve tabii ki AB temsilcileri dikkat etmeliler. Ancak aynı şekilde milliyetçiler, Kuvva-yı milliyetçiler, ulusalcılar, ülkücüler, vatanperverler ve konuşan ve yazan herkes de dikkat etmeli, sorumlu olmalı. Enflasyonu tekli rakama düşüren, kalkınma hızında dünya rekoru kıran, iş adamlarıyla Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar yayılan, İslam âleminde sözü geçen, AB’den müzakere tarihi almış, sadece Amerika’da 10 bin çocuğu lisans üstü eğitim alan 75 milyonluk dev bir ülkeyi içerden veya dışardan tökezletmek isteyen çokları olabilir. Bu oyuna gelmek bu millete en büyük kötülüktür. Onun için Türkçülük de Kürtçülük de anti semitizm de anti Amerikancılık da sadece zararımıza olur. Biz, uzak yakın her meseleyi görüşerek, konuşarak çözmek zorundayız. Neşemizi de kederimiz de, sevincimizi de öfkemizi de ölçülü biçimde ortaya koyacağız. Öfkeyle kalkan ziyanla oturur. Bakınız I. Cihan Harbi şartlarında neler yaşadığımız halde 1915 Ermeni tehcirinin sıkıntılarını temizlemekle meşgulüz. Bir kere düşmüşüz. Tam da ayağa kalkarken kimse geri itenlere yardımcı olmasın. Hisler değil, akıl, şuur ve bilgi ön planda olmalı.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT