BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Özgürce yaşamak hakkı!

Özgürce yaşamak hakkı!

Bir arkadaş, (Tabiat ana, insanı özgür olarak doğurmuştur. “Şunu yapmak, şundan sakınmak gerekir” gibi, dini baskıların hepsi özgürlüğe zıt, tabiat kanunlarına aykırıdır. İnsan, tam özgür ve hoşgörülü yaşamalı) diyor. İnsan özgür olarak mı doğmuştur, tam özgür olarak yaşaması mümkün müdür?



Sual: Bir arkadaş, (Tabiat ana, insanı özgür olarak doğurmuştur. “Şunu yapmak, şundan sakınmak gerekir” gibi, dini baskıların hepsi özgürlüğe zıt, tabiat kanunlarına aykırıdır. İnsan, tam özgür ve hoşgörülü yaşamalı) diyor. İnsan özgür olarak mı doğmuştur, tam özgür olarak yaşaması mümkün müdür? CEVAP: Arkadaşınız ya ateist veya onların etkisinde kalmış birisidir. Önce tabiat ana dediği şey nedir? Tabiat ana ne özgür, ne de esir bir şey doğuramaz. İnsanları yaratan Allahü teâlâdır. Allah’ın emirlerine de dini baskı denmez. O zaman Yaratanı beğenmemek olur. Tabiat kanunu da ne? Orman kanunu gibi bir şey mi? Tabiat bir kanun mu koymuş? Şimdi sorulan suale onun anlayacağı şekilde cevap verelim: İnsan, birçok yönden özgür değil, kadere mahkum olarak doğmuştur. Ne cinsiyetini [erkek-kız oluşunu], ne boyunu [uzun-kısa oluşunu], ne de akıllı-deli oluşunu kendisi tayin edemez. Kör, sağır, dilsiz, felçli, çolak, sakat olarak doğmasına engel olamaz. Demek ki, insanın doğuşunda özgürlük yoktur. Doğuşunda yok da, hayatı boyunca özgürlük elinde midir? Kız ise, kendisini erkek yapabilir mi? Cüce ise boyunu uzatabilir mi? Hiç uyumadan ömür boyu uykusuz kalabilir mi, aç, susuz durabilir mi? Ehliyetsiz şoförlük, diplomasız hakimlik, doktorluk yapabilir mi? Kendi kendine vali, bakan olabilir mi? Şu halde tam özgür yaşamak mümkün olmadığı gibi, başkasının hürriyetini engelleyen sınırsız özgürlük de zararlıdır. Özgürlük, her istediğini yapabilmek değildir. Suç işleyeni mahkum etmek, hürriyetlere engel olan birkaç anarşisti hapsetmek esaret değildir. Sadece başkasına değil, kendine de zararlı olmak özgürlük değildir. Mesela uyuşturucu maddeleri, vücuda zararlı olan şeyleri yasaklamak, özgürlüğe zıt olarak vasıflandırılamaz. Trafiğin düzgün olması için, kurallar koyarak, soldan gitmeyi yasaklamak özgürlüğe vurulan bir darbe değildir. Aslında özgürlüğü kolaylaştırıcı tedbirlerdir. Suçluyu affetmeyip cezasını vermek, hürriyete aykırı değildir. Kafesteki yılanı, halkın içine salmak, yılan için bir özgürlük sanılsa da, insanlık için bir felakettir. Bir caninin serbest bırakılması da, onun için özgürlük ise de, millet için hürriyet düşmanlığıdır. Netice olarak, her işte eşitlik ve tarafsızlık gibi, sınırsız özgürlük de hürriyet düşmanlığıdır. Hoşgörü ne? Hoşgörü ne? Sözlüklerde, (Her şeyi anlayışla karşılayarak, olabildiği kadar hoş görme durumu) deniyor. Dikkat edin, her şey deniyor. Her şeyi hoş görmek ne kadar yanlıştır. Her şeyi hoş gören insan olur mu? Bu sözlükleri yazanlar da, her şeyi asla hoş görmez. Sınırsız hoşgörü olmaz. Sözlükte özgürlük de şöyle tarif edilmiş: (Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya, bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu.) Özgürlük, şöyle tarif edilse belki biraz daha az zararlı olurdu: Özgürlük, kendine ve başkalarına zarar vermemek şartı ile, dilediğini yapma hürriyeti. Hayvan gibi başı boş olmayı istemek yanlıştır. Dinimiz, hürriyete de, hoşgörüye de, bir sınır koymuştur. Dünyada ve ahirette rahat yaşayabilmemiz için, “şunu yapmak, şundan sakınmak gerekir” gibi altın hükümleri vardır. Bunlara dini baskı demek çok yanlıştır. Mesela dinimiz, uyuşturucuları, alkollü içkileri, başkalarına zarar vermeyi yasaklamış, temiz olmayı, herkese iyilik etmeyi ve iyi insan olmayı emretmiştir. Bunları ihsan edip bildiren Allahü teâlâyı inkâr etmek nankörlük olmaz mı?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT