BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Küfür yok ama...

Küfür yok ama...

Önce F.Bahçe’nin daha 17.dakikada ligin iyilerinden Denizlispor karşısında 10 kişi kalmasına rağmen gösterdiği mücadeleyi, topa ve oyuna hakim oluşunu kutlamak gerek. Hem de teknik direktörü tarafından orta sahasına hiçbir değişiklik ve destek getirilmemiş olmasına rağmen...



Önce F.Bahçe’nin daha 17.dakikada ligin iyilerinden Denizlispor karşısında 10 kişi kalmasına rağmen gösterdiği mücadeleyi, topa ve oyuna hakim oluşunu kutlamak gerek. Hem de teknik direktörü tarafından orta sahasına hiçbir değişiklik ve destek getirilmemiş olmasına rağmen... Tuncay’ın oyunun ikinci bölümünün bazı bölümlerinde Aurelio’ya destek çıkışı ise acaba Daum’un tasarrufu mudur, yoksa bu futbolcunun Ümit’ten koluna geçen bandın pompalaması mıdır? Şimdi tribünlerine küfürü yasak eden ve bunda da başarılı olduğunu iddia eden, hatta bu iddiasında da haklılık payına nerede ise sahip olmaya başlayan F.Bahçe Başkanı, kaptanına aynı öğütleri etmiş midir? 20 yıldan fazla sürmüş bir özlemi gidermeye az bir zaman kalmışken rakibin teknik direktörüne şerefsizler ve de burada yazmama basın ahlâk yasasının izin vermediği küfürleri sallayan kaptan Ümit acaba nasıl bir savunma yapacaktır? Ya da başkanı tarafından nasıl bir uyarı alacaktır? Dediğim gibi F.Bahçe, teknik direktörü tarafından başına gelmiş bir talihsizliği bu kadar direnç ve mücadeleyle kapatmaya çalıştıysa, bu tamamen futbolcularının özverilerindendir. Pekiyi, sen ne yapardın diye soracak olursanız; Alex, Anelka veya Nobre’den birini alır, orta sahaya bir destek koyup verdiğim mücadelenin orta sahadaki top kayıplarını da önlerdim. Ama nerde o hoca? Böyle hocayla yıllarca devam edilmez mi? Denizlispor, daha 17. dakikada biri kişi eksilmiş ve pazardan moral kaybına uğramış F.Bahçe karşısında çok mu iyi oynadı? Hayır. F.Bahçe’nin bir oyuncusunu da kaybetmiş tek kişilik orta sahasından eveleme gevelemeyle top taşımaya çalışan ve sanki kendi kendiyle kavga eden Denizlispor, bana göre yakaladığı avantajın pozisyonlarını üretememiştir. Onu bırakın, ne baskılı oynayabilmiştir, ne de F.Bahçe’nin riskleri aldığı dönemlerde ciddi tehdit edici kontrataklar gerçekleştirebilmiştir. Maçın şık golü Fatih’in bir anlık düşünce refleksinden tıpkı Beşiktaş maçlarında olduğu gibi bir füzeden patlamıştır. Timuçin’in rakip aşırı yorulduktan sonra oyuna sokulup kontrolü ele geçirme düşüncesi yerindeydi ama bunun ürünleri sahada yoktu. F.Bahçe’nin bu hırsı, isteği, arzusu, Luciano’nun golüyle uzatma biterken tabelaya yansıdı. Ama aynı oyuncunun kırmızı karta davetiye çıkardıktan sonra hakeme, yardımcı hakeme yaptığı saldırılar ve de oyundan çıkarken daha önce atılmış Ümit Özat’tan takdir görmesi, tribünlerine küfürü yasaklamış başkandan acaba ne gibi bir övgü alacaktır? F.Bahçe takımı sahadaki futbol mücadelesi açısından alkışlanacak bir topluluk olarak görülmesine rağmen, fazlaca yukarıdan gerilmiş olmanın faturasını sinirlerine sahip olamayıp acaba hangi ağır bedellerle ödeyecektir?
Reklamı Geç
KAPAT