BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tek başına bir ordu “Çomar Bölükbaşı”

Tek başına bir ordu “Çomar Bölükbaşı”

Evliya Çelebi diyor ki: “Ben, hakîr-ül fakîr Evliya Çelebi, kırk iki yıldan beri nice savaşlarda nice gaziler tanıdım. Lakin Seydi Ahmed Paşa, Ketağaç Paşa ve bir de Çomar Bölükbaşı gibi bahadır ve yiğit erler görmedim...”



Dün bahsettiğimiz, Evliya Çelebi’nin “Çomar Bölükbaşı” hatırasına kaldığımız yerden devam ediyoruz: “Çomar Bölükbaşı’nın, akla zor sığan sergüzeştleri (maceraları) vardır. Bir savaşta da beraber bulunduk. Yiğitliğine herkes şaştı. Fakat en son kahramanlığı, herkesi ağzı açık bıraktı. Şöyle ki: Yetmiş adamı yere serdi! 50 seçme yiğitle Kuskun yolundan gelirken Hakkari Hanının 500 atlısı onları gözetleyip dururmuş. Nihayet çok sarp bir yerde kıstırıp, önlerini ve ardını çevirip üzerlerine saldırdılar. Yerin darlığını görünce, hemen attan indi ve düşman içine yalınkılıç dalıp, göz açıp kapayıncaya kadar yetmiş adamı yere serdi. Cenk iyice kızıştı ve adamlarından yirmisi kırıldı, otuzu sağ kaldı. Tam bu sırada Hakkari’den, onların saflarına 2000 atlı daha yetişti. İyice sıkıştılar. Çomar, kurt gibi cenk ederken, adamlarından kalan 30 kişi de kırıldı. Yalnız kalmıştı. Hemen atının yanına varıp iki gözünden öptükten sonra: -Bismillah!.. Ey dağlı doru! diyerek ata atladı ve Hakkarililerin arasına daldı. Önüne geleni kırmakla beraber gördü ki, o dar ve sarp yerde binlerce adam kuşatmış. Kaçacak yer yok. Arkasına bir baktım, iki minare yükseklikteki yalçın kayaların aşağısı Van deryası. Hemen bir kere: ‘Ya Allah! Sana sığındım!’ diye ata ökçe vurup, doludizgin o baş döndürücü uçurumdan kendisini deryaya attı. Arkasından bağırıyorlar: ‘Bre koman! Çomar atıyla deryaya atlıyor. Yüzerek karşı sahile geçecek!’ diye. Atın boynuna yapışmış vaziyette deryaya düştü. Biraz sonra su yüzüne çıkıp, yüzerek karşı sahile ulaştı. Fakat burası bataktı. Bir saat uğraştıktan sonra, çizme ve çakşırlarını bırakmak suretiyle kurtuldu. Tam bataktan çıkmak üzereyken, Hakkari Beyinin adamları yetiştiler. Yanında ne tüfek kalmış, ne kılınç. Baktı ki, baltası atın eğerinde asılı duruyor. Hemen kaptı ve dalsatır aralarına daldı. 20 tanesini daha kırdıktan sonra diğerleri kaçtılar. Hemen atını bataktan çıkarmak için yanına geldi. -Yâ Hey!.. deyip kaldırmaya davrandı ve at kişneyip ayağını toprağa bastı ve bataktan çıktı. Bir namert kurşunuyla!.. Hemen atına atlayıp, arkadaşlarına yardıma gelenlerin üzerine saldırdı. Her tarafı ıslak, şallak mallak balta sallarken, atı sendelemeye başladı. Bir de baktı ki, beş altı yerinden yaralanmış, dermanı kalmamış, dizleri titreyip durur. Attan indi ve cenge devam ederek, kıyı kıyı gerilemeye başladı. Biraz sonra bir türbeye rastladı. Hemen, “Süren Baba” adlı bu ziyaretgaha daldı ve pencereden cenkleşirken, mertliği bırakıp tüfeğine el atan bir namerdin gönderdiği bir kurşun Çomar Bölükbaşı’yı alnından vurup devirdi. Başını kesip Hakkari Beyine getirdiler. Ama sonradan, “Yiğittir” diye başı tekrar gövdesinin yanına getirilip, Süren Baba’nın yanına defnettiler...”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT