BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Yoğurt mu dediniz?

Yoğurt mu dediniz?

Efendim; gazetelerin spor sayfalarında ve ekranlarda kulüp amigoluğuna soyunmuş sözüm ona yazarlar, Diyarbakır’daki F.Bahçe maçından sonra izlediğimiz ve midemizi bulandıran olaylar için hep birlikte feryat ettiler.



Yoğurt mu dediniz? Efendim; gazetelerin spor sayfalarında ve ekranlarda kulüp amigoluğuna soyunmuş sözüm ona yazarlar, Diyarbakır’daki F.Bahçe maçından sonra izlediğimiz ve midemizi bulandıran olaylar için hep birlikte feryat ettiler. Ve en komiği de, Diyarbakır sahasının F.Bahçe maçından önce kapatılmayışının, medyanın G.Saray sesiyle tepki gösterme ihtimali yüzünden gerçekleşmediğini öne sürdüler. Size acırım beyler... Birincisi, bu satırların yazarından başka bir de Ercan Güven, Trabzonspor maçından sonra o sahasının kapatılmayışına tepki gösterdi. Bunu yaparken bendeniz, sahanın kapatılamayışına neden olarak Ankara’dan birilerinin emrini, Disiplin Kurulu’nun buna boyun eğişini gösterip, F.Bahçe kanadından da tepki gösterilmeyeceğine dair garanti alındığını yazdı. Amigo kafalar nerede, biz neredeyiz? İş kana bulandıktan sonra feryat eden otoriteler nerede, biz neredeyiz? Ey amigolar, sorsanıza kendi kulübünüze, neden tepki göstermemiş? Tabii yüreğiniz varsa... Artık kimse kimsenin sahasına kapatma hakkını kendinde göremez. Aslında korunmak istenen Diyarbakırspor’a da yazık oldu. Nasıl olsa F.Bahçe o maçı kazanacaktı. Ama saha kapatılmış olsaydı, Diyarbakırspor’un Rizespor maçını kendi sahasında oynama şansı olacaktı. Hadi şimdi amigo yazarlar filan, hep birlikte kınacıya gidin! Ufuk Özerten’in tayini FIFA’ya uymaz! FIFA, bütün federasyonlara 23.07.2001’de bir sirküler yolladı. Sirkülerin başlığı şöyleydi: Ulusal federasyonlarda hakemliğin organizasyonu... Ve bunun ikinci maddesinde aynen şöyle yazıyor: “Hakem Komitesi deneyimli, eski maç görevlilerinden oluşması gereken özel bir komitedir. Üyeleri, kulüplerle ve liglerle doğrudan bağlantılı olmamalıdır. Aktif hakemler ve yardımcılar komite üyesi olmamalıdır.” İşte buyurun Levent Bey!Asıl şaştığım sizin UEFA Tahkim Kurulu’nun yanından nasıl geçtiğiniz... Çünkü bu atamaları nasıl yapıyorsunuz? Ufuk Bey, G.Birliği Kulübü’nün kongre üyesi değil mi? O halde?.. Tek yol, Ufuk Bey’in kulüp üyeliğinden istifa etmesidir. Yoksa, Sabri Çelik kurulu gibi bu kurul da en kısa zamanda “Boş düşer...” Ama ne gam... Nasıl olsa öbür gün başka birini atayıverirsiniz... Bu liglerin tescili de mahkemeden dönerse... “Duymadım, görmedim, hukuki süreç” falan deyip geçersiniz... Vah futbolum vah ! Saidou gerçeği ve koca G. Saray! Türk sporunun Batı’ya açılan penceresine bakın! Ne pervazı kalmış, ne camı! G.Saray İkinci Başkanı Malatya’da, “Saidou’nun evi de, arabası da benim” diyor... Yani kiralık... Sonra Cemal Ersen’den öğreniyoruz ki, Saidou satılmış... Satılmışmış ama, geri alınmak kaydı şartıyla... Haaa G.Saray’da satılan oyuncuların da arabaları, evleri varsa, parasızlıktan bahsetmek neyin nesi? Yahu bu nasıl iş? Böyle bir komedi dünyanın neresinde oynanmış ki? Peki, G.Saray İkinci Başkanı, futbolcusunun satıldığını bilmiyor mu? Aman, dünyadaki Türk olmayıp da G.Saray sempatizanı olanlar duymasın! Haaa az kalsın unutuyordum. A.Gücü maçında tribünler gene boştu. “Bu nasıl taraftarlık?” diye soracak oldum ama, Saidou olayını öğrenince, o kadarına bile “Helâl olsun” dedim. ‘Derin Futbol’un utangaç kızı! Yahu ne günlere kaldık? Digitürk’ün “Derin Futbol” adlı bir programı var. Attila Gökçe ile Hıncal Uluç çıkıyorlar. Yanlarında da, bir türlü orada neden bulunduğu anlayamadığım bir bayan... Tabii yaşımız 60 oldu ya, bu işlere ya tersiz, ya da aklımızın kıtlığından kavramada eksiğimiz var. Neyse... O bayanın adı İpek Özkök’müş... Geçenlerde Sabah’ta bu bayan demişler ki, “Bir yerim görünecek diye ödüm kopuyor. Kımıldayamıyorum...” Harika! Neyse bu açıklama sayesinde karanlık olan anlayış odamız bir anda aydınlanıverdi... Yani o bayanın oradaki varlığının nedeni ortaya çıktı. Eeee zaten, öyle programa da bu gerekiyor hani... Olmazsa vallahi olmaz... Zaten bir yerler de görünmüyor ki... Rıza tamam da, ya Del Bosque? Beşiktaş, Rıza’yla buluştuğundan bu yana, bir tek G.Saray’a yenildi, G.Birliği ve D.Bakır’la berabere kaldı. Yani topu topu 7 puanlık bir kayıp... Aynı Beşiktaş, Del Bosque ile de 10 hafta üst üste başarılı oldu. Haaa başlangıç mı? Bakalım Rıza kardeş o bölümü gelecek sezon nasıl geçecek? Neyse... Beşiktaş bugün de dün olduğu gibi dörtlü savunma ile oynuyor. Yani sistem olarak Del Bosque’den kalan mirası kullanıyor. Oyuncular yeni mi? Koray dışında hayır... O halde... Ayıp etmeyelim, Sezar’ın hakkını da unutmayalım... Ali Koç Bey ne yapmalı? Hatırlayacağınız gibi, F.Bahçe kaptanı Ümit Özat, Denizlispor maçından oyundan ihraç edildikten sonra, stadın localarından birinden maçı izlemeye devam etmiş ancak birileri tarafından, Rüştü’ye “Allah belanı versin” denince tepki göstermiş ve locadan karga tulumba atılmıştı. Ümit’i locadan attıranın da, daha sonra Sayın Ali Koç olduğunu öğrendim. Haber Türk’teki Şeref Tribünü programında da adres yanlışsa hemen düzeltmeye hazır olduğumu açıkladım. Hiçbir tepki ve veya düzeltme gelmedi. Şimdi aynı Ali Bey, 5 Mayıs tarihli Vatan’da, “Kulübe bir değil, iki şapka çıkarmak gerekir” diye bir görüş belirtmişler. İyi güzel de, F.Bahçe takımının kaptanından ne zaman özür dileyeceksiniz? Yani F.Bahçe futbol takımının kaptanlık makamı çok ama önemlidir. Lütfen! Altan kardeş bana bir kurs ver! Sabah’ta iki köşe sahibi Altan Tanrıkulu, geçenlerde bizim meslekteki futbolu bilenleri sıralamış. Tabii listede yer almayanlar da doğal olarak bilmeyenler sınıfına giriyorlar... Ben listede yoktum. Altan kardeş, zamanın varsa, n’olur bana futbol öğretsene! Haaa az kalsın unutuyordum; Giray Bulak hoca o sekiz kişiyle açık oturuma çıkmaya hazır... Haberiniz olsun haaaa! Cem Yılmaz’ı alnından öpüyorum! Cem Yılmaz, hiç kuşkum yok ki, uyurken bile adamı hem güldürür, hem de düşündürür. Neyse... Cem kardeş sadece bu kadar adam da değilmiş... Bizim Cafer Zorlu karikatür üstadımız, yaşını almış her meslektaş gibi sıkıntılı günler yaşıyor. Eserlerini kitapçıklarda toplayıp, Allah’ın verdiği nimetle hayatını sürdürmeye çalışıyor. Geçenlerde Cem Yılmaz’a rastlamış bir yerde... Cem Yılmaz el öpmüş, hal, hatır sormuş ve ayrılmışlar. Aradan birkaç gün geçtikten sonra Cafer Zorlu ağabeyime bir zarf ulaşmış... İçinden de 8 milyar çıkmış. Zarfı gönderenden şöyle de bir not: Naçizane hayranınız Cem Yılmaz... Seni o tertemiz alnından öpüyorum Cem kardeş! U-17 diye bir takım! İtalya’da U-17 Avrupa Şampiyonası oynanıyor. Bu satırları okuduğunuzda da bizim takım Hırvatistan’la oynuyor olacak. Tabii Türkiye’den kaç kişi bu turnuvayı izliyor, doğrusu merak ederim. Ben ediyorum. Ve benim milli takımımda, 11, 7, 8 ve 10 numaralı oyuncular mükemmel... Şimdiden alan kazanır... Levent Bey, yabancı sayısını 20 yapın! Ulusoy federasyonunun lig statüsünde yabancı sayısının önümüzdeki sezon 5’e ineceği yer alır. Ancak aldığım duyumlara göre Levent Beyler sayıyı 6’da tutacaklarmış. Yetmez Levent Bey! Sizi oraya oturtan güç 7, 8, 15 hatta 20 istiyor. Siz de uyunuz olsun bitsin... Haaa UEFA bu çılgınlıklara son vermek adına Şampiyonlar Ligi için 24 kişilik kadroya 4 alt yapı elemanı şartı koyuyor, size ne ki? Nasıl olsa Türkiye’nin yurt dışında oynayan 40 oyuncusu var... Milli Takım da neymiş? Bu çılgınlığa karşı çıkmayan Milli Takımlar Teknik Direktörü’ne de şaşarım. Şenol Güneş’e sordum. Üç yeter dedi... Ama Şenol 70 milyar maaş almıyor ki... Ceza vermeyi bile bilmiyoruz! NBA’de Houston Rockets Coach’u Jeff Van Gundy, hakemler ve rakipleri için konuştuğundan 100 bin dolar cezaya çarptırıldı... Bizde olsa! Önce 15 gün ceza, sonra yürütmeyi durdurma ve sonunda beraat! Amaaaaan ben de tuttum Amerika ile Türkiye’yi kıyaslıyorum yahu...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT