BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türk şiirinin Sinan’ı

Türk şiirinin Sinan’ı

Türk şiirinin Mimar Sinan’ı olarak tarif edilen Üstad Necip Fazıl Kısakürek vefatının 22., doğumunun 101. yılında düzenlenen birçok etkinlikle yâd ediliyor. Ancak, aradan bunca zaman geçmesine rağmen hakkında söylenenler hâlâ taze, eserleri hâlâ diri ve o, Türk edebiyat ve fikir hayatının mihenk taşlarından biri olmayı sürdürüyor.



> Özcan Ünlü Vefatının üzerinden koca 22 yıl geçti; ama o, giderek çağlara hükmeden şiirleriyle daha da perçinliyor adını. 79 yıllık hayatının özeti sayılabilecek ‘Çile’si ve diğerleri ile yine, hâlâ en çok okunan, merak edilen yazar, şair ve fikir adamı... Üstad Necip Fazıl Kısakürek’i önemli kılan sadece beyin zonklatan eserleri değil, bu eserleri kaleme aldığı dönemin şartları ve kişiliğindeki fırtınalar... Bugün, vefatının (25 Mayıs 1983) 22., doğumunun ise 101. (26 Mayıs 1904) yıldönümünde rahmetle yâd ettiğimiz Üstad’a dair söylenenler hâlâ taze, hâlâ dipdiri ve hâlâ dikkat çekici. İşte sizlere, değerli şair, fikir adamı ve yazarların ona dair dile getirdiği yeni yaklaşımlar, yeni görüşler sunuyoruz: Hâlâ dimdik ayakta (Ersin Nazif Gürdoğan) Üstad, şiiri ve sanatı iman için bildi. Ona göre, sanat ‘mutlak’ı aramaktı. Bizim düşünce hayatımızda sanatın da önemli bir yeri olduğunu anlattı. Üstad’ın en büyük katkısı gençlere oldu. Çünkü 1960’lı yılların sonlarına doğru iyice karışan ülkede, gençleri bir araya toplayıp, onları silahtan uzak tutmayı başardı. Benim de içinde bulunduğum gençlik o dönemlerde sokağa dökülmedi. O, kaybettiğimiz güneşi Anadolu topraklarında yeniden buldurdu bize. Paris’te, Londra’da, Berlin’de aranan kuvvet ve kudretin kendi topraklarımızda, Anadolu’da olduğunu hatırlattı. Bakın ne Marx kaldı, ne Lenin ama Necip Fazıl ve eserleri hâlâ dimdik ayakta. Mevlana pergelinin bir ucunu Anadolu’ya batırdı, diğer ucunu da bütün dünyaya. Yerli durmasını bildi. ‘Kaldırımlar’ın şairi olarak anılmasına rağmen, ‘Çile’nin şairi bilinmek isterdi. Çünkü bu şiir, onun hayatının bir özetidir. Yunus Emre için Tapduk Emre ne ise Abdülhakim Arvasi Efendi de onun için aynı değerde idi. Biz tasavvufu da onunla sevdik. Dikkat ederseniz, bütün Evliya menkıbelerine dilimize kazandırmıştır. Ona göre bu menkıbeler, bizim romanımızdı... Değiştiren biri idi (İsmail Kıllıoğlu) Üstad, bizim düşünce tarihimizde farklı bir yer tutar. Aydın mı, münevver mi, entelektüel mi tartışmaları sürse de onun yeri çok farklıdır. Bu kavramların aslında hiçbir önemi yok. Üstad’ın sabitesi, bu toprağın anlamı olan İslam kültürü ve medeniyetidir. Bu açıdan Necip Fazıl, Cumhuriyet dönemini baz olarak alacak olursak, şiiriyle ‘değiştiren’ bir şairdir. Türk şiirine yeni bir muhteva ve ufuk getirmiştir. Fakat bu yönünün üzerinde çok fazla durulduğunu söyleyemem. Onun şiirlerine ‘bunalım şiiri’ denilmesini doğru bir yaklaşım olarak görmüyorum. O, ne söylediğini bilen bir şiir yazmıştır. İdeolocya Örgüsü’nde bunun ne anlama geldiğini ortaya koyar. İslam medeniyetini tam olarak Doğu’ya bağlı görmez. Ona göre Doğu, bir yandan da Batı’yı tanımlayan bir kavramdır. Büyük Doğu ise evrensel bir uyarıdır. Döneminin şairlerine bakılırsa, mesela Ahmet Muhip Dranas bir kahve köşesinde geçirir yaşlılık günlerini, Üstad Anadolu’dadır; bunu doğru değerlendirmek lazımdır. Fikrini şiirlerinde eritti (Sedat Umran) Necip Fazıl Kısakürek, şiirleriyle bana yardımcı olmuştur. Benim şiirlerimi dergisinin en güzel yerlerinde yayımlamıştır. Geçen yüzyılda yetişmiş büyük şairlerdendir. Son şiirlerinde fikir öne çıkmıştır. Büyük şairlerin yüzyıllara hükmeden on-on beş şiiri kalır, Necip Fazıl’ın da birçok şiiri kalmıştır. Alman şiiriyle yoğun olarak ilgilendiğim bir dönemde ilginç bir tesbitim olmuştu. 150 yılda 2-3 şair ortaya çıkabilir. Almanlar’ın Goethe’si gibi Necip Fazıl Kısakürek de böyle büyük bir şairdir. O şiirde hakikatı aramadı çünkü şiirinde hakikat zaten vardı. Fikri de şiirinde başarıyla eritmeyi başardı. O bir söz ve ses ustası... (Abdurrahim Balcıoğlu) O, Türk şiirinin Sinan’ı, o bir ses, o bir söz ustasıdır. Onu anlamak, onu duymak için, onun inandığına inanmak, hayatı ve eşyayı onun gözüyle görmek, onun kulağıyla duymak, onun gönül ikliminde olmak lazım... Ona ‘sâbık şair’ diyenler onun gelecek yüzyıllara kalacak olan ender düşünürlerden biri olduğunu anlamak istemeyen katı devrim yobazlarından başkaları değildi. Onun erişilmez bir deha olduğunu bıraktığı sayısız edebi eserler doğrulamaktadır. Necip Fazıl’ı yok saymak, üstüne ölü toprağı serpmek, olsa olsa fikir haysiyetinden yoksun olanların işidir. O’na göre mekan yalan... (Hüseyin Akın) İnsan, hayatın sokak aralarında yürüdükçe yalnızlığı artan bir varlık. Kaldırımlar şiiri sadece yalnızlığın değil aynı zamanda kimsesizliğin de simgesi kabul edildiğinden Necip Fazıl için ayrıca bir arayışın başlangıcı sayılır. Bu şiirle birlikte o kimsesizin kimsesini aramaya koyulmuş ve sürecin sonunda kaldırımların emzirdiği çocuk olmaktan çıkıp, kendine soyut bir mekanda Abdülhakim Arvasi Efendi’ye intisab etmiştir... Yani özetle, Üstad şunu fısıldar kulağımıza: Zaman mecaz, mekan yalan! Ödünç aldığımız bu manzaralar güzel rüyâ görüp hayal kurmamıza yarar. Üstad büyük şairdir (Prof.Dr. Orhan Okay) Necip Fazıl büyük şairdi. Bence Divan şiirinden sonra, yani şiirimizin yenileşme yüzyılında on iyi şair varsa Necip Fazıl onun içindedir. Üç iyi şair varsa Necip Fazıl yine oradadır. Bana göre o söylenilen cümlenin tersi daha doğrudur... Necip Fazıl adı anıldığında, bazılarının ona zıt bir ideoloji sanatçısını da anmaları ne maksada dayanır bilmem. Fakat bence bu konuda bir rahatsızlık duymaya gerek yok. Necip Fazıl’ın kendisi de böyle bir rahatsızlık duymazdı. Ben Poetika Dersleri kitabımın ‘Davulcular’ bölümünde bu konuyu daha geniş olarak işledim. Aynı nesiller içinde, özellikle o nesilde, sizin düşünemeyeceğiniz kadar rahat ilişkiler, takılmalar, şakalaşmalar olurdu. Necip Fazıl konferanslarında, bir dinleyici çok aykırı bir bahis açsa bile ondan rahatsız olmazdı. Rahatsızlığın kafamızda duracağına aşikar olması ruh ve zihin sağlığı bakımından daima daha iyidir. Bende çok hakkı var (Prof.Dr. Sadettin Ökten) Ben, Necip Fazıl’ı 5-6 yaşlarımdan itibaren tanıdım. O dönemlerde mühim bir adam olduğunu söylerlerdi. Bizim eve Büyük Doğu’lar gelirdi. Sonra lise yıllarımda daha da iyi tanımaya başladım. Ardından Malatya hadisesi filan oldu... Aradan yarım asır geçti, Necip Fazıl’ın bende temizlik harekatı yaptığını rahatlıkla söyleyebilirim. Bununla da hamd ediyorum. Bendeki bir takım değerlerin alaşağı edilmesine yol açtı. O, güçlü ve vakur bir sayha idi benim için. Benim üzerimde Nurettin Topçu ile Necip Fazıl’ın büyük hakkı vardır. Bir medeniyetin nasıl inşa edilmesi gerektiğini onlar öğretti bana ve bu inşa halen devam ediyor. Özellikle Çile şiiri, onun dönüşümünün de şiiridir. Kısakürek anılıyor Eminönü Belediye Başkanlığı, Necip Fazıl Kısakürek’i anıyor. Bugün saat 14.00’ten itibaren Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi’nde Necip Fazıl Kısakürek’in Büyük Doğu dergileri sergileniyor. Ödül töreni ve kitap dağıtımının ardından Ender Doğan, Üstad’ın bestelenmiş şiirlerinden oluşan bir konser sunacak. Şair ve yazar Mustafa Miyasoğlu, “Necip Fazıllı Yıllar” konulu bir konferans verecek. Yarın yine aynı yerde Prof.Dr. Nurullah Genç, şiirleriyle Necip Fazıl’ı anlatacak. Ümraniye Belediye Başkanlığı, Üstad’a yakışır bir kültür merkezini 29 Mayıs’ta hizmete açıyor. Ümraniye Belediyesi Necip Fazıl Kültür ve Eğitim Merkezi, düzenlenen büyük bir törenle halkın hizmetine sunulacak. Bahçelievler Belediyesi de, ünlü şairi Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi’nde törenle anıyor. Bugün saat 16.00’da “Anılarıyla Üstad Necip Fazıl Kısakürek Fotoğraf Sergisi”, saat 20.30’da “Reis Bey” tiyatro oyunu gösterisi gerçekleştiriliyor. Yarın saat 20.30’da Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu’nun da katılımıyla “Şiirleriyle Üstad Necip Fazıl Kısakürek” şiir programı, saat 21.00’de “Bestelenmiş Eserleriyle Necip Fazıl Kısakürek” programı takip edilebilecek. Konserin solistliğini Mehmet Güntekin yapacak
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT