BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İlme çok önem verdi

İlme çok önem verdi

İslâmın adâletini bütün dünyaya tanıtan Hazreti Ömer, ilmin yayılmasına, insanların eğitilmesine de büyük önem verir ve fethedilen yerlerde İslâmiyet’in yayılması, yeni kitlelere anlatılması için çok gayret sarfederdi. Onun halîfeliği sırasında, Kur’ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerin öğretilmesi için her tarafta okullar açılmış ve buralarda ders vermek üzere maaşlı öğretmenler tâyin edilmişti.



İslâmın adâletini bütün dünyaya tanıtan Hazreti Ömer, ilmin yayılmasına, insanların eğitilmesine de büyük önem verir ve fethedilen yerlerde İslâmiyet’in yayılması, yeni kitlelere anlatılması için çok gayret sarfederdi. Onun halîfeliği sırasında, Kur’ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerin öğretilmesi için her tarafta okullar açılmış ve buralarda ders vermek üzere maaşlı öğretmenler tâyin edilmişti. Hazreti Ömer, insanların bilmedikleri meseleler, hükümler hakkında, mâlumat elde edebilmeleri için müftüler tâyin etmişti. Herkes, muhtaç olduğu dînî, hukûkî bilgileri müftülerden sorup öğrenerek, ona göre hareketini tanzim edebilirdi. Fetvâ, irşâd ve insanları aydınlatma vazîfesi, pek mühim olup, bunun ehli olmayan kimseler tarafından yapılması, fayda yerine zarar vereceğinden, Hazreti Ömer müftüleri bizzat tâyin eder, kendisinin müsâade vermediği kişileri fetvâdan men ederdi. Zamânında fetvâ verme vazîfesini gören zâtlar; Hazreti Ali, Osman, Muâz bin Cebel, Abdurrahmân bin Avf, Übey ibni Ka’b, Zeyd bin Sâbit, Ebû Hüreyre, Ebüdderdâ radıyallahü anhüm gibi Eshâb-ı kirâmın büyükleriydi. Hazreti Ömer çok âdil, âbid, merhametli, alçak gönüllü olup, fakirlikle yaşardı. Hazreti Ömer, kuru arpa ekmeği yer, kalın kumaşlardan elbise giyerdi. Zamânında çok fetihler oldu. Öyle ki onun zamânında sekiz bin câmide Cumâ namazı kılınıyordu. Her nereye asker gönderse, zafer bulup, sağ sâlim olarak ganîmetle dönerdi. Ordusunun mağlup olduğu görülmemişti. Çünkü çok hazırlıklı, tedbirli ve adâletli hareket ederdi. Şânı bu kadar büyük, şöhreti bu kadar fazla olmasına rağmen yemesi, içmesi değişmedi. Mübârek kalbine kibir gelmedi, büyüklenmedi. Sonu üzüntü, pişmanlık olan iş yapmadı. Öyle adâletliydi ki, kendi oğlu günâh işleyince, Allahü teâlânın emri kadar had vurulmasını emretti. Ölünceye kadar bütün İslâm âleminin, Resûlullah efendimiz gibi huzur, safâ ve rahatlık içinde yaşamasını temin etti. Hazreti Ömer, 645 (H.23) yılının son ayında Ebû Lü’lü Fîruz adında Yahûdî bir köle tarafından namaz kılarken şehit edildi. Fîruz bir kişiyi daha yaralayıp kaçtı ve yakalanmadan önce intihar etti. Hazreti Ömer evine kaldırıldıktan bir müddet sonra ayılıp; “Kâtilim kimdir?” dedi. Ebû Lü’lü Fîruz olduğu söylenince; “Allah’a şükürler olsun ki bir Müslüman tarafından vurulmadım...” dedi.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 95512
    % 0.66
  • 6.3042
    % -0.71
  • 7.3746
    % -0.42
  • 8.3069
    % -1.06
  • 243.934
    % -0.84
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT