BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Mevzuya Fransız kalmayalım

Mevzuya Fransız kalmayalım

Nihayet beklenen gün geldi: Fransa’da yarın referandum var. AB’nin gelecekteki siyasi ve idari yapısını şekillendirecek “anayasa” niteliğindeki antlaşmayı Fransız halkı kabul veya red edecek.



Nihayet beklenen gün geldi: Fransa’da yarın referandum var. AB’nin gelecekteki siyasi ve idari yapısını şekillendirecek “anayasa” niteliğindeki antlaşmayı Fransız halkı kabul veya red edecek. AB üyesi 25 ülke de aynı antlaşmayı ya meclislerinde, ya da halkları nezdinde oya sundu veya sunacak. Ama tüm Avrupa kamuoyu Fransa oylamasına odaklandı. Zira Fransa, Almanya ile birlikte AB’nin en büyük iki ülkesi. Yani attığı adımlar, aldığı kararlar, hem nüfus hem de iktisadi olarak etkili durumda. Oylanacak antlaşma (veya anayasa), AB’yi şu andan daha bütünleşik bir yapıya sokuyor. AB parlamentosunun temsil ve yasama kabiliyetini artırıyor. Ortak ordu gibi kavramları tarif ediyor. Sokaktaki Avrupalının da etkinliğini “bir anlamda” güçlendiriyor. Nüfusa göre temsili yeniden düzenliyor. Yani AB’nin yarını için önem derecesi bir hayli fazla, bu “anayasa”nın. Ya bugün? Türkiye henüz üye değil, aday. AB’nin yarını bizi tabii ki ilgilendiriyor ama önce bugüne ilişkin süreçleri geçmemiz gerekiyor. Fransa’da çıkacak bir “hayır”, Almanya için, İngiltere için ve diğer üyeler için birçok etkiyi, riski veya avantajı da peşi sıra getirebilir. Ama henüz müzakere eşiğinde bir ülke olarak biz, oradan çıkacak bir evet veya hayıra gereğinden fazla angaje oluyoruz. Türkiye’nin elinde, 17 Aralık’ta alınmış bir karar var; 3 Ekim’e kadar üzerimize düşeni yaparsak müzakere başlar. Bu hukuki açıdan tek taraflı olarak durdurulamaz bir süreç, yani hukuki bir güvence. Fransa veya başka bir üye ülke’de, bu anayasaya evet de çıksa, hayır da, müzakere tarihi değişmez. Hatta, sonbaharda Almanya’da iktidara gelmesi beklenen ve Türkiye’nin üyeliğine alenen karşı olan Hristiyan Demokratlar dahi bu süreci re’sen durduramazlar. O halde bakmamız gereken, Fransa’daki referandumdan ziyade, Hükümetin ve ilgili kurumların, 3 Ekim’e nasıl ve ne ölçüde hazırlandıklarıdır. AB’nin geleceğini tanzim eden “anayasa”ya kafa yormayı bırakıp, müzakere sürecimizi şekillendiren “bugünün AB hukukuna” odaklansak daha iyi olmaz mı?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT