BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Hayatın kereveti / DİYALOG

Hayatın kereveti / DİYALOG

Ahşap balkonun sedirinde yüzleri bahçelere dönük, evin ninesiyle dedesi oturmaktaydılar. Yıllardır bu balkonlarda mecburiyetlerinden uzak otura bilmişlerdi. Dünyevi kaygılardan uzak durmuştular, hoş bir şeylere yetişememe gibi dertleri de yoktu ya gençlikleri gibi, yaşlılıklarını da bu pencereden seyrediyorlardı.



Ahşap balkonun sedirinde yüzleri bahçelere dönük, evin ninesiyle dedesi oturmaktaydılar. Yıllardır bu balkonlarda mecburiyetlerinden uzak otura bilmişlerdi. Dünyevi kaygılardan uzak durmuştular, hoş bir şeylere yetişememe gibi dertleri de yoktu ya gençlikleri gibi, yaşlılıklarını da bu pencereden seyrediyorlardı. Şimdi kabuklarına çekilmişçesine sessizdiler. Biraz bezgin biraz da hasret geçmiş yıllarla fısıldaşır gibiydiler. Ne yılları vardı bu balkonlardan taşan. Uzun hayatlarını iç dünyalarının zenginliğiyle renklendirebilmişlerdi. Daha dün ekip biçtikleri bu bahçelerden el etek çekeli ne kadar da uzun zaman olmuştu. Şimdi bu balkonda asmaların gölgesinde, buğday başaklarının olgunlaşma serüvenini yaşıyorlardı. Oysa, balkonların onlara sıcak durduğu geçmiş zaman demlerle, akşamların doyulmaz saatlerinin üşüttüğü demler aynı demlerdi. Ne uzun uzadıya ay ışığını seyredecek geceleri, ne de yıldızların peşi sıra tutulacak dilekleri vardı. Kim bilir, şimdi diledikleri gibi yaşamış olmanın huzuru içindeydiler. Yaşlı nine bir balkondan diğerine salınarak geçtiği yeni gelinlik günlerini hatırlıyordu. Şimdilerde ancak titrek adımlarla yürüyebiliyordu geçmiş yılların hatıralarıyla dolu odasına. Burası günün her vakti, tahtaların aralığından içeriye süzülen ışığın rengiyle aydınlanırdı. Bu odada ruhuna aydınlık veren hayallerini canlı tutan bir şeyler vardı ki, hayat arkadaşı ve kendisinden başka kimseye aralanmazdı kapısı. İkindi vakitlerinde güneşin kızıla bürüdüğü balkonlarında, hayallere dalmaktan ayrı bir haz duyardı. Işıktan tentelerin altında eteklerini savurarak gezinir, hayal aleminden topladıklarıyla yetinir, böylece mutluluğun sırlarına erişirdi . Balkonlarda koşuşturduğu gençlik yıllarını şimdi bastonuna dayalı yorgun bedeninde gizliyordu. Hatıralarla dolu hayatı, kirpiklerinin ardında salınıp duruyordu. Geçmişin acılarını derinlere gömmüş, yaşadığı güzel hatıraları bile özlemedikçe anmamıştı. Mutluluklarını ise daima gün yüzünde tutmuş bu iki kişilik macerada kör olmuş, sağır olmuş, hayatı yaşanabilir kılmışlardı. Ahşap kiremit çatılı evlerinde her ne yaşamışlarsa bu onlara fazlasıyla yetmiş olmalıydı ki, şimdi hayatlarının kerevetine kurulmuşlardı. > İlhan Kalender Huzurda olmak... Mübarek zâtların kabirleri, dünyadaki en güzel mekanlar. Bize ebedi huzuru sunan, yaşatan, Allahü teâlâ’ya adanmış ömürlerin nurlu mekanı. Daha onlara gitmeye karar verdiğimiz anda, gönlümüzü bambaşka bir huzur ve coşku kaplıyor. O mübarek mekanlara yaklaştığımızda sanki bütün fikirlerden, isteklerden, hırslardan, çekişmelerden, herşeyden bir anda arınıyor, bambaşka bir insan oluyoruz. O mübâreklerin ruhani havası bütün zerrelerimize birden yavaş yavaş yayılmaya başlıyor. Belki de dünyada başka hiçbir yerde bulamayacağımız manevî bir lezzet. Bir an sanki yok olup gidiyoruz. Ne bu dünya kalıyor aklımızda, ne öbür dünya. Allah için yaşanmış bir ömrün bereketini, bizler asırlar sonra ruhumuza sindirmeye çalışıyor ve bambaşka bir aleme dalıp gidiyoruz. Mübârek zâtların kabirleri, ölümsüzlüğün bizlere en güzel habercisi, ölmezliğin yolunu gösteren tek rehber onlar. Sanki bir şey sizi oraya rapdediyor, asla ayrılamıyorsunuz, bu âlemde öylece kalmayı, yok olmayı arzuluyorsunuz. Yanaklarınızdan hasret ve pişmanlık yaşları akarken, her şeyden kopmak, kaçmak sığındığınız bu mübarek limanda kaybolup gitmek istiyorsunuz. Öyle bir huzur ve sükunla sizi ağırlıyorlar ki, hiç bir şeye dönüp bakasınız gelmiyor. İşte bir ömür yaşanmış ve bitmiş, bütün insanlar gibi, ama yaptıklarıyla ölümsüzleşmiş onlar ve insan onların huzurunda kendi hiçliğini, acizliğini görüyor. Hayat burada bir başka güzel. Bizim bildiğimiz dünyadan bir yer değil sanki burası. Ebedî saadetin yakalandığı, misafirlerini de huzura garkettikleri mübarek bir mekan. Güneş misali, biz farkında olmasak da her yerimizi birden ısıtan, ruhumuzu dinlendiren bir başkalık sarıyor, göremediğimiz ama yaşadıklarını ancak hissedebildiğimiz varlıkları. Elbet herkes misafirine kendinde olanı verir ve şanına yakışır şekilde ağırlar. Ruhun manevî lezzeti, gıdası bu güzel mekânlar. Orada bizi iyiye, güzele, Hakka davet var. Dost sıcaklığının, kabul edilişin, anlaşılmanın zirve noktası, huzurun saltanatı var. Onlar bizi bekliyorlar, açmışlar kapılarını. Bizim ancak bu aciz halimizle, O’nların hürmetine diye el açıp Rabbimizden isteyebileceğimiz manevî sığınağımız onlar. Adımımızı henüz dışarıya attığımız anda, uğruna yanıp tutuştuğumuz, sahiplendiğimizi sandığımız dünya bizi bekliyor. Tek sığınabileceğimiz, dünyadan kaçıp huzuru doyasıya yaşayabileceğimiz dünyanın en güzel mekânları onlar. Dünya hayatına biraz ara vermek, ruhunuzun manevî bir nefes alması ve kendinize dönmek için mübarek bir zatın kabrine gidin. O müthiş huzura ve sükuna bırakın kendinizi, ruhunuz soluklansın, dinlensin hatta bırakın, bayram etsin biraz. > Tahire Mermer Bu gurur niye? Be hey nefsim, bu ne gurur? Sana kimse takılmıyor, Bir tebessüm yüze vurur, Elin bile sıkılmıyor!.. Ayna görsen taranırsın, Sen kimsin de aranırsın? Hem kendini ne sanırsın? Kahırların çekilmiyor!.. Boş musun sen, dolu musun? Yol bilmezin yolu musun? Bir tazının çulu musun? Bahçene gül dikilmiyor!.. Oyuncakla çocuk oynar, Kazanında aş mı kaynar? Seni görse akmaz pınar, Yüzüne de bakılmıyor!.. Hoşgörün yok, taş mı kalbin? Tatlı sözü bilmez dilin, Biraz açık olsun elin, Huzuruna çıkılmıyor!.. Selâm gelir almıyorsun, Hep yiyorsun, doymuyorsun, Başkasına koymuyorsun, Dünya sana ekilmiyor!.. İnsanlığı dene birde, Bak elâlem düşmüş derde, Gözlerine iner perde, Son demde yaş dökülmüyor!.. > Ramazan Çetin İşte hayatım... Adım adım... Dayanılmaz hasrete varmadan, Bana en yakın Sana en uzak bir yerde, Başlıyor hayatım. Biliyorum, Hep bir yanı eksik, Kalabalıklar içinde Yapayalnız ve yenik, Umutsuz hayallerde, Soluyor hayatım. Ve ölüm... Biriktirdiğim umutlardan, Buymuş arta kalan. Ne gökyüzü kadar derin, Ne bir hayal kadar yalan. Arayış; ruhumda matem, Bir yorgun, bir meçhul perde. Biterken suskunluğumda elem, Kaybedilmiş umudu sende, Buluyor hayatım. Adım adım, Dayanılmaz hasrete varmadan, Sana en yakın yerde, Ölüm sessizliğinde, Bitiyor hayatım. > Sadık Dursun / Çorum
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 93955
    % 1.02
  • 4.7739
    % -0.97
  • 5.5915
    % -0.07
  • 6.2473
    % -0.16
  • 188.732
    % -0.16
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT