BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hollanda’nın ardından

Hollanda’nın ardından

Fransa referandumu için o kadar dil döküp Hollanda’yı pas geçmek hakkaniyete sığmaz. Hollanda da Fransa gibi NATO müttefikimizdir. Her iki ülkede de önemli diaspora’larımız var. Hollanda parlamentosunda Türk asıllılar bulunduğu halde nedense Fransa meclisine milletvekili sokamadık, fark o kadar...



Fransa referandumu için o kadar dil döküp Hollanda’yı pas geçmek hakkaniyete sığmaz. Hollanda da Fransa gibi NATO müttefikimizdir. Her iki ülkede de önemli diaspora’larımız var. Hollanda parlamentosunda Türk asıllılar bulunduğu halde nedense Fransa meclisine milletvekili sokamadık, fark o kadar... Konuyu daha ciddiyetle ele alırsak, şu gerçekleri görmemiz mümkündür: Yüzde 63 hayır, Fransa’nın yüzde 55’inden daha düşündürücüdür. Daha derinlemesine fikir imali gerekir. Üstelik Hollandalılar, pratik ve pragmatiktir. Fransızlar gibi heyecanlı bir Akdeniz milleti değildirler. Daha soğukkanlı düşünüp oy vermeleri mümkündür. İngiltere referandumdan kaçmış görünüyor. Ama orada da yapılsa idi hayır çıkacaktı. Haşmetlü Büyük Britanya Monarşisi’nin Avrupa Birliği’nin bir federe devleti durumunu kabulü, akıldan bile geçmez. Böyle bir Almanya-Fransa davetinin üstünden atlayacağı tabii idi. Daha açıkça yazalım: Şimdi, ulus-devlet denen tipte devletler devam edecektir. Avrupa Birliği kökeninde de, ortak başbakanlı, dışişleri bakanlı, konfederasyon benzeri bir oluşum asla düşünülmedi. Hedef, ekonomi (yani zenginlik ve refah) ve barış (savaştan kesinlikle korunmak ve insan haklarına üstün saygı) idi. Devletlerin iç rejimlerine, komünizm, faşizm gibi aşırılıklara kaçılmadığı takdirde, karışılmıyordu. Zamanla durum değişti. Tarım politikasının detayından tutunuz, rejimin hassas mekanizmalarına kadar uzanan birlik ve birliktelik istenmeye başlandı. Buna rağmen meselâ İngiltere, Danimarka ve İsveç, euro’yu kabûl etmediler. Edeceklerine dair emare de yoktur. Eski paralarından ve İngilizler kıt’a Avrupası’na ve Türkiye’ye çok ters gelen ölçü birimlerinden vaz geçmiyorlar. Avrupa Birliği daha en az yarım, belki bir asır devam edecektir. Bu müddet içinde birlik dışında kalan devlet, Avrupalılık iddia edemiyecektir. Türkiye -Allah etmesin- böyle bir duruma düşerse NAFTA’ya üye olmak için Amerika’ya müracaattan başka çaresi yoktur. Şimdi Avrupalılar, öyle detaylı anayasa metinlerinin sakatlığını anladılar. Belki meclislerinden rahatlıkla geçirebilirlerdi. Fakat halkın karşı koyacağı açığa çıktı. Millî devlete doğru hafif de olsa direksiyon kırılacaktır. Bu da bizim üyelik müddetimizi kısaltır. İşimizi kolaylaştırır. Devletlerin tarihi, fırsatları değerlendirenlerle kaçıranların yükseliş ve alçalışlarının hikâyesidir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT