BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Koç gibi “koç”unuz olsun!

Koç gibi “koç”unuz olsun!

Televizyonda da “İş Dünyamız” adıyla bir program yapıyoruz mâlum. Her kesimden iş adamı ve yöneticileri misafir etmeye çalışmakla beraber, liderlik özellikleri ağır basan, Anadolu’nun bağrından çıkıp, sıfırdan başlayıp başarılı olmuş iş adamlarımızın katıldığı programlar daha renkli ve hareketli geçiyor ve biraz daha fazla ilgi çekiyor.



Televizyonda da “İş Dünyamız” adıyla bir program yapıyoruz mâlum. Her kesimden iş adamı ve yöneticileri misafir etmeye çalışmakla beraber, liderlik özellikleri ağır basan, Anadolu’nun bağrından çıkıp, sıfırdan başlayıp başarılı olmuş iş adamlarımızın katıldığı programlar daha renkli ve hareketli geçiyor ve biraz daha fazla ilgi çekiyor. Çoğu bu tür programa ilk defa çıkmalarına rağmen samimi davranışları ve konuşmalarıyla rahat bir bilgi paylaşım ortamı doğuyor onlarla. Türk örf ve âdetlerini spontan bir tarzda yönetimde uyguladıkları için sağlam şirket kültürleri oluşturan bu insanların hayat hikayelerinin genç müteşebbis adaylarına cesaret vereceği inancıyla programın ana çatısını bu minval üzere devam ettirmeye çalışıyoruz. Son olarak misafirimiz olan Türkiye’nin en büyük plastik boru ve pencere sanayii şirketlerinden birinin yönetim kurulu başkanı, yönetimle ilgili çapraz sorularımızı maharetle göğüsleyip, başından beri sürdürdüğü anlaşılan “basık organizasyon yapısı”nı anlattı ve savundu. “Bizde genel müdür, patron filan yok” diyor. Yönetimin kaç kademeden oluştuğu sorumuzu anlamamış görünüyor, çünkü anladığımız kadarıyla şirketin ilk kurulduğu günlerdeki basık yapısını halen başarıyla sürdürüyor. “Sabah yedi buçukta işimin başındayım, saat dokuzda işi bırakacak olan gece vardiyasındaki arkadaşların tek tek ellerini sıkarak yorgunluklarını alırım” diyor. Duygusal zekâsının zirveyi zorladığından belki kendisinin bile haberi olmayan, bu gerçek iş lideri binbeşyüze yakın çalışanıyla onbinlerce metrekare alanda ürettiği mamullerini onlar “Baş tacımız” dediği tesisatçılar ve bayileriyle yurt içine ve yurt dışına pazarlıyor. Bu insanlarla beraber olduğumuz zaman son zamanlarda iş hayatının en önemli gündem maddelerinden biri olan “duygusal” ve “mânevi” zekâ kavramlarını yaşayarak idrak etme imkanı buluyor insan. Ancak ilk iki katını manen (SQ) ve duygusal (EQ) zekanın teşkil ettiği başarı pastasının en üst katının “zihinsel” (IQ) zeka ile taçlandığı da gözden kaçmıyor. “Anadolu Aslanları”nın başarısı... İşte bütün dünya iş liderlerinin yönetici ‘koç’larına milyonlarca dolar ödeyerek geliştirmeye çalıştıkları EQ ve SQ’ları doğuştan yüksek olduğu için “Anadolu Aslanları” kendilerine imkan tanındığı Özal’lı yıllardan sonra büyük başarılara imza atmaya devam ediyorlar. Bu yönetim kültürünü kendilerinden sonraya başarıyla aktarabildikleri ölçüde kurdukları şirketlerin uzun ömürlü olduklarını görüyoruz. Ancak tam bir genelleme yapmak doğru olmamakla beraber “ikinci” ve “üçüncü” nesillere bu kültürlerin tam aktarılamadığını söylemek mümkün. İşte burada işinin ehli, bilgili, samimi, güvenilir, duygusal ve manevi zekası en az onlar kadar yüksek “yönetici koçları”na ihtiyaç var. İkinci nesil yönetici adaylarımıza ve veliahtlarımıza kendilerini iyi anlayacak becerikli “koçlar”la karşılaşma temenilerimle.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT