BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Altını nakşetmek...

Altını nakşetmek...

Uzun yıllardır tezhib ve minyatür sanatı konusunda başarılara imza atan Sabriye Şeker, öğrencileri ile birlikte açtığı yeni sergisinde son dönem eserlerini sergiliyor. Altını nakşederek eserlerini ortaya çıkardıklarını söyleyen Şeker, “Bu sanat ile uğraşan insan nefsini, gözünü, ruhunu terbiye ediyor” diye konuştu.



> İnan Arvas Gelenekli sanatlarımız her gün biraz daha fazla ilgi görüyor. Küçük atölyelerden büyük koleksiyonlara geçmeye başlayan bu sanatın seçkin eserlerine, müzeler de rağbet göstermeye başladı. Yaklaşık 15 yıldır tezhiple ilgilenen ve bu konuda birçok başarıya imza atmış olan Sabriye Şeker, öğrencileri ile birlikte açtığı karma sergiye sanatseverlerin gösterdiği ilgiden oldukça memnun. Yeşilköy’deki 2001 Sanat Galerisi’nde devam eden sergideki eserlerin, ‘bize ait’ olduğunun altını çizen Şeker, “Şu anda tezhib çok güzel bir noktaya gelmek üzere. Bunun esas sebeplerinden biri belediyelerin bu konuda yapmış olduğu destek. İSMEK’lerin verdiği ücretsiz tezhib kursları ve üniversitelerdeki tezhib dersleri bu sanatın gelişmesine yardımcı oluyor. Tezhib tanıtıldıkça ilgi çekiyor. Tezhibin ne olduğunu kimse bilmiyor benim öğrencilerim bana ilk geldiklerinde tezhib hakkında hiçbir şey bilmiyorlardı. Kendilerine bir hobi veya uğraş arıyorlardı” diyor. Kültürümüzün aynası Sabriye Şeker, sorularımıza şöyle cevap verdi: * Tezhib sanatı, günümüzde hak ettiği yeri aldı mı? ŞEKER: Geçmişini bilmeyen toplumun geleceği olamaz. Çok büyük bir kültüre sahip olduğumuzu defalarca söylüyorum. Buna sahip çıkmak, geliştirmek ve yaşatmak, bu işe gönül verenlerin görevi olmalı. Geçmişi kültüre dayalı olan tezhib bizim sahip olduğumuz en güzel değerlerden biri. Osmanlı bu sanata sahip çıkmış. Kanuni Sultan Süleyman döneminde en parlak zamanını yaşamış. Çeşitli yerlerden getirilen nakkaşları nakkaşhanelerin başına tayin etmişler. Hem onların kendi kültürleri hem bizim kültürlerimiz derken bu ince sanat günümüze kadar gelmiş. Tezhib çok zor şartlarda yapılıyor ve pahalı bir sanat dalı. Altın, boya, hat, fırça, özel kalemler derken masrafı çok. İlk başlayan öğrencilere kolaylıklar tanıyoruz. Hattatlardan rica ediyoruz, uygun fiyata hat veriyorlar ve kendilerini yetiştirene kadar sistem böyle gidiyor. Klasik yöntemi kullanıyor * Tezhib tekniğini biraz anlatır mısınız? ŞEKER: Tezhib demek, altınlamak demek; yani altını nakşetmek demektir. Hat sanatının elbisesi ve süsüdür. Tezhibde ilk önce bir kompozisyon hazırlıyoruz, desenler çiziyoruz. Bu yazıya nasıl bir şekil ve stil gider diye konuşuyoruz. Sonra altınla başlayarak, altını eriterek boyama kıvamına getiriyoruz. Altını yaklaşık 2 saat boyunca eziyoruz yaprak haline getiriyoruz. Daha sonra boya kıvamına gelince onu süzüyor ve bekletiyoruz. Sonra jelatinli suyla kompozisyonumuzu boyuyoruz. En son ise özel yapım aletlerle bunları parlatıyoruz. Biz hâlâ klasik yöntemleri kullanıyoruz; yani eskiden tezhib nasıl yapılıyorsa onun gibi yapıyoruz. Eskiden altını sıcak mermerin arasına koyarak üstünde 10 bin çekiç darbesi vurularak günlerce ezerlerdi. Şimdilerde ise bir tek altın için teknolojiyi kullanıyoruz. Nefsi terbiye etmek için... * Tezhib sanatı ile uğraşanların hayatlarında ne gibi değişiklikler görüyorsunuz? ŞEKER: Bu sanat ile uğraşan insan nefsini, gözünü, ruhunu terbiye ediyor. İnsan psikolojisini ve ruh sağlığını besleyen en büyük ilaçlardan biri bence tezhibtir. Tezhible ilgilenen kişi ruhsal ve bedensel bir rahatlama kazanıyor. Ben bu işe tesadüfen başladım. Sonra hocalarım beni eğittiler, ben de gayret gösterdim. İki öğrenci ile başladım ve şu anda 26 öğrencim var. Onların arasında ev hanımı, meslek sahibi ve kariyer sahibi olanlar var. Herkesin hayatında yapabileceği bir şeylerin olması lazım. Öğrencilerim bir eseri bitirdikleri zaman “hocam bunu biz mi yaptık?” diyorlar, inanamıyorlar. Hele sergimiz açılıp o eserelerin duvarlarda sergilendiğini görünce daha bir mutlu oluyorlar. Bu başarıyı gören öğrenci daha çok gayret gösteriyor. (Şeker Sanat Evi, 0 212 466 19 52) Sanat para için yapılmaz Bugüne kadar 6 sergi açtığını belirten Sabriye Şeker, “Bir sanatçı olarak hepsinde defalarca söyledim; ben eleştirilere açığım. Her zaman hata yapabiliriz. Ben bunları göze alarak bu sergileri açtım. Eleştirilmek güzel şey. İnsanın hatasını görmesi, başkaları tarafından uyarılması çok güzel bence. Bu mesleği sırf para için yapanların kendilerini yetiştireceğine inanmıyorum. Bana göre sanat para için yapılmaz. Benim sağ kolum yaverim her şeyim Fulya Can. Başarımızı ona da borçluyuz. Çünkü bugüne kadar bizi yalnız bırakmadı” diyor. Tezhibin Osmanlı’dan sonra unutulduğunu fakat son 15 yıldır yeniden canlanmaya başladığını anlatan Sabriye Şeker, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Tezhib sanatı bu gidişle daha çok genişleyeceğe benziyor belediyeler ve sanat kurslarının verdikleri kurslardan ve gittikçe artan ilgiden dolayı tezhibin yeniden şahlanacağına inanıyorum. Dünyanın çeşitli ülkelerinde ülkemizi temsil ediyoruz ve çeşitli koleksiyonlara eserler veriyor. Gördüğümüz ilgi tezhibin ayağa kalktığını gösteriyor. Önemli olan, halkın bu sanatı tanıması...”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT