BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Vatandaşlık bu işte

Vatandaşlık bu işte

Değerli dostum Nazif Dildar, Adana’dan aradı. Baraj yolunda yürüyüş yaparken şahit olduğu bir olayı anlatıp “Lütfen, yaz” dedi. Ayrıca, konuya; “Bu çarpıklığa sanırım sadece Türkiye’de rastlanır” şerhini koymayı da unutmadı.



Değerli dostum Nazif Dildar, Adana’dan aradı. Baraj yolunda yürüyüş yaparken şahit olduğu bir olayı anlatıp “Lütfen, yaz” dedi. Ayrıca, konuya; “Bu çarpıklığa sanırım sadece Türkiye’de rastlanır” şerhini koymayı da unutmadı. Olay şu: İçişleri Bakanlığı, Yüreğir Belediyesi sınırları içinde bir çocuk ıslah evi yapmaya karar vermiş. Ne âlâ. Güzel bir sosyal hizmet... Nazif Dildar da aynen öyle diyor zaten. “Buraya kadar çok güzel!” De, sonrası var bir de. “İnşaatı polisler bekliyor” dedi Nazif Dildar. Evet, evet, yanlış okumadınız. Devletin polisi inşaat bekçiliği yapıyormuş!.. Nazif Dildar uzun seneler önce gittiği Amerika’nın Atlanta şehrinde yaşıyordu. Eşinin görevi nedeniyle Adana’ya geldi ve gelir gelmez de gördükleri karşısında şok oldu. Biz olsak, “Ne var canım bunda?” der geçeriz ama o, geçmiyor. Üstüne üstüne gidiyor meselenin. Nazif Dildar özetle; şöyle diyor: “Esas görevi huzuru sağlamak olan polisin inşaat bekçiliği yapmasını aklım havsalam almadı! Halbuki, Adana’da bugün 300-400 YTL maaşla o inşaata bekçi bulunabilir. Hatta, gönüllü insan bulmak bile mümkün. Ne de olsa, sosyal bir hizmet. Hâl böyle iken halkın ödediği vergilerle hizmet veren polislerin orada görevlendirilmesinin mantığı ne?” Bu davranıştan ibret verici birçok ders çıkarılabilirse de; ben 3 başlık altında özetledim. 1) Vatandaşlık şuuru 2) Ödenen verginin takibi 3) İletişim. Nazif Dildar, üzerine basa basa “Vergi” diyor bir kere. Neden? Uzun süredir yaşadığı Amerika’da bu kültür var çünkü. Orada, “Vergi” sözü; bir anahtardır. Vatandaş hakkını ararken, “Ben vergi mükellefiyim” diye başlar söze. Siyasetçi ve bürokrat ise, “Ben vatandaşın ödediği vergilerle buradayım ve görevim o vergileri doğru yerde kullanmaktır” sorumluluğuyla hareket eder. Avrupa ülkelerinde de böyledir bu. Bizim kültürümüz ise taban tabana zıttır bu düşüncelere. Geçenlerde Adalet Bakanı Cemil Çiçek, “Bir suç işleyeni görürseniz bize şikâyet edin” dedi diye çok büyük tepki aldı. “Vay efendim. Nasıl olur da sen bize jurnalcilik teklif edersin?” Almanya’da sıkıysa trafiği ihlal edin. Veya sokağa çöp atın. Yakınınızdaki bir Alman, daha o an sizi polise bildirir ve ertesi gün kapınıza ceza ihbarnamesi gelir! Nazif Dildar, batı kültürünü içine sindiren bir Türk vatandaşı olduğu için meseleyi halının altına süpürmek yerine; vatandaşlık şuuruyla hareket edip beni aradı. Bu davranış çok önemli. Ayrıca, adam sendecilik yapmayıp medya ile iletişim kurması var bir de ki, herkesin böyle yapması lazım. Maksat, bağcıyı dövmek değil. Üzüm yemek! Nazif Dildar’ın yaptığı da bu zaten.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT