BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Farklı hayatlar

Farklı hayatlar

11 Eylül sonrası Los Angeles’ında çeşitli kültürlerin bir arada yaşayışını konu alan “Çarpışma”, farklı etnik kökenlere sahip insanların hayatlarının bir kaza sonucu 36 saat içinde nasıl kesiştiğini anlatıyor.



> Tolga Uslubaş Başarılı bir televizyon kariyerinin ardından 2000 yılında sinemaya odaklanmaya karar veren, önce Clint Eastwood’un Oscar ödüllü filmi “Milyonluk Bebek”in (Million Dollar Baby) senaryosuna imza atan Paul Haggis’in ilk filmi “Çarpışma”, Los Angeles’ta birbirlerinden farklı etnik kökenlere sahip insanların hayatlarının bir kaza sonucu 36 saat içinde kesişmesini konu alıyor. Amerika’da ırklar arası çatışmanın girift yapısına kışkırtıcı, cesur bir bakış sunan “Çarpışma”, nadide bir sinematik tecrübe ve izleyicileri kendi ön yargılarını sorgulamaya zorlayan bir proje. 11 Eylül sonrası Los Angeles’ında çeşitli kültürlerin bir arada oluşunu konu alan bu zorlayıcı şehir draması, farklı etnik kökenlerden karakterlerin çeşitli vesilelerle karşılaşmalarını, birbirlerinin hayatlarına girip çıktıkça yaşanan korku ve yanlış anlaşılmaları farklı bir bakış açılarıyla işliyor. Karmakarışık bir tecrübe Hikayesi Paul Haggis’e, senaryosu ise Haggis ve Bobby Moresco’ya ait olan film, Haggis’in karmaşık bir kişisel deneyim, korku ve gözlem ağının sonucunda ortaya çıkmış. Los Angeles’ta bir video dükkanından çıkarken başına silah dayanarak arabası çalınan Haggis, evine döndüğünde bütün kilitleri değiştirmiş. Ardından arabasını çalan adamlar hakkında düşünmeye başlamış; ne kadar süredir arkadaş oldukları; eğlenmek için neler yaptıkları; kendilerini suçlu olarak kabul edip etmedikleri; yaptıklarını nasıl haklı gördükleri üzerine... Yönetmen yıllar sonra bu konuda yazmaya karar verdiğinde hikayeyi onların bakış açısından kurmayı uygun görmüş. 25 yıldır Los Angeles’ta yaşayan Haggis, “Bize özgü ırk ve sınıf savaşlarına tanık olmuştum. Günlük hayatlarımızda birbirimize yaptığımız ayırımcılığın pek çok şekline tanık olmuştum. Bunu nasıl makulleştirdiğimizi, bu konuyla uğraşmamak için hayatımızı nasıl düzenlediğimizi, mevcut ırk problemlerini nasıl görmezden geldiğimizi tespit etmiştim. Ama 11 Eylül olaylarına kadar bunu yazıya nasıl dökeceğimi çözememiştim. Zira film aslen ırk ya da sınıfı değil, korkuyu ve tanımadığımız insanları konu alıyor. Hoşgörüsüzlüğü ve şefkati; hepimizin yargılanmaktan ne kadar korktuğunu, ama başkalarını yargılamakta hiçbir tezat görmeyişini işliyor” diyor.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT