BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Penaltı bu kaçar abi!

Penaltı bu kaçar abi!

Konfederasyon Kupası’nda penaltı atışları kaçtıkça benim aklım başka yerlere gitti. Belki kendisi bile bu kadar derli toplu bilmiyordur; ama Hollandalı Clarence Seedorf futbol hayatında öyle penaltılar kaçırdı ki, bizde olsa bir daha sahaya çıkamazdı!



DETAY Penaltı bu kaçar abi! Konfederasyon Kupası’nda penaltı atışları kaçtıkça benim aklım başka yerlere gitti. Belki kendisi bile bu kadar derli toplu bilmiyordur; ama Hollandalı Clarence Seedorf futbol hayatında öyle penaltılar kaçırdı ki, bizde olsa bir daha sahaya çıkamazdı! Oysa Seedorf, gerçek bir profesyonel olarak o penaltı atışlarına takılıp kalmadı ve Şampiyonlar Ligi kupasını üç farklı takımla kazanan tek futbolcu olarak tarihe geçti. İşte Seedorf’un hayal kırıklığı dosyası: ... İngiltere-96 finalleri... 22 Haziran 1996 günü Liverpool’da, Anfield Stadı’nda 0-0’la uzatmaya ve penaltılara giden maçta Fransa karşısında çeyrek finalde Seedorf kaçırdı, Hollanda (4-5) elendi! ... Fransa-98 elemeleri... 2 Nisan 1997’de Bursa’da 86.dakikada Alpay, Van Hooijidonk’u ceza sahasında düşürünce penaltıyı Seedorf kullandı ve topu üsten auta attı. Hollanda 0-1 yenildi. ... Şampiyonlar Ligi finali... 28 Mayıs 2003 günü Manchester’in Old Trafford Stadı’nda 0-0’la uzatmaya ve penaltılara giden maçta Seedorf atışı Juventus kalecisi Buffon’a teslim etti. Neyse ki Juventuslu Trezeguet , Zalayeta ve Montero’nun atışlarını Milan kalecisi Dida kurtarınca kırmızı siyahlılar 3-2 ile Avrupa şampiyonu oldu. ... (Bunca “sabıkasıyla” Seedorf’un 25 Mayıs 2005’te İstanbul’da Olimpiyat Stadı’ndaki final maçında 86. dakikada oyundan çıkması bile Milan’ı penaltılarla elenmekten kurtaramadı!) BAŞKA ATALARIN SÖZLERİ “Yaşını söyleyen kadın ya genç olduğundan kaybedecek bir şeyi yoktur, ya da yaşlı olduğundan...” (Malezya) OKUMUŞ NOT ALMIŞIM Adamda dil nah böyle “17. yüzyılda Paris’te çıkartılan bir yasa, ‘Her cins, kök ve yaştan bütün kişilerin hangi nitelik ve soydan olursa olsun, hangi konumda olursa olsun, sağlam ve sakat, hasta veya nekahet halinde, tedavisi mümkün veya değil, hiç kimsenin Paris kentinde ve dış mahallelerinde, kilise ve ev kapılarında, sokaklarda ve başka yerlerde açık ve gizli, gece veya gündüz dilenmelerini açıkça yasaklıyoruz. Tersine davrananlar ilk seferinde kamçılanacak, ikinci seferinde erkekler ve delikanlılar küreğe gönderilecek, kadınlar ve kızlar şehir dışına çıkarılacak’ şeklindedir.” ... “Tarihimizin en klas yapısı, mimari şaheserimiz Selimiye, birkaç kilometre etrafında altı-yedi asırda, duayla, şükürle, sabırla oluşmuş irili ufaklı camiyi, hamamı, çarşıyı koltuğunun altına alıp, yoksulluk ve yalnızlık içinde, başını kaldırmış küskünce Anadolu’ya doğru bakıyor, gelen var mı? Hanlar, hamamlar mücrim gibi titriyor.” ... “...işte Selçuklu eserleri... Tarihin ihanete uğradığı bu denli şanssız bir coğrafya parçası oldu mu? ...kalbinin en ince teli titriyor Anadolu’nun...” ... “Son beş yılda ülkemizde en azgın büyüme üniversite bütçelerinde oldu. Gürcistan, Romanya, Ermenistan bütçeleriyle yarışıyorlar. Yüz trilyonlarla oynuyorlar ve bilimsel harcamalar sıfır. Un var, şeker var, cariyeler var, bilim yok. Koca üniversitelerin kurulduğu şehirlerde tek bir kitapçı yaşamıyor. En güzel yemekler, en soğuk biralar, en güzel dinlenme yeri üniversite, rüzgârın, çimenin en güzeli, çiçeklerin en güzeli, haşnafişna vaziyetleri üniversitede, bir tek bilim yok. Bilim nedir? Şudur: Fransa’nın yüzde yedisi tarımla uğraşır, ama dünya tarımında ilk yediye girerler. Bizim yüzde ellimiz tarımla uğraşır, ilk otuzda yokuzdur. Bilim budur.” ... “Edebiyat ve sanat, hayatı, bir benzeriyle aldatmaktır! Edebiyat ve sanat, belki de aslı astarı olmayan, fantastik, çarpıcı, büyüleyici yeni ‘gerçeklikler’ bulmaktır!” ... “Tüm köşe yazarlarımız Avrupa Birliği ile batıyı karıştırıyor. Batı, başka şey. Avrupa Birliği gerçekten batı mı? Batı yeryüzünün hasta insanıyla uğraşıyordu. Avrupa Birliği değerli mallarla.” (Memleket Hikayeleri, Nihat Genç) İZİN Bir bölümü... Çeyrek asırdır bu işin içindeyim, gazetecilerin neden yıllık izinlerinin “bir bölümünü” kullandıklarını anlamış değilim. Tekrar lazım olursa okura mahcup olmamak için mi? Okurun çok mu umurundadır gazetecinin izne çıkması? Ben, 23 yıl sonra memleketime gidiyorum; hüznün ve gözyaşının davet ettiği Kars’a, Erzurum’a... Ve çalışma hayatı boyunca ilk defa yıllık iznimin “önemli bir bölümün” kullanarak... İstanbul size kalsın. SAHİBİ BELLİ SÖZLER “Kol kırılır ama yeni içerde kalır.” (T.Ç.)
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT