BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Misyoner faaliyetleri

Misyoner faaliyetleri

Misyonerlerin en faal oldukları ülke maalesef Türkiye’dir. Anadolu’ya topsuz tüfeksiz olarak “post-modern Haçlı Seferi” açan misyoner faaliyetlerine karşı hiçbir şey yapılamamaktadır.



Misyonerlerin en faal oldukları ülke maalesef Türkiye’dir. Anadolu’ya topsuz tüfeksiz olarak “post-modern Haçlı Seferi” açan misyoner faaliyetlerine karşı hiçbir şey yapılamamaktadır. Misyoner faaliyetleri dinini yayma hürriyeti değildir. Nitekim hakimlerinin tamamı Hristiyan olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Hristiyan misyonerlerin faaliyetlerini insan haklarına tecavüz ve dinini yayma hürriyetinin ihlali olduğuna dair kararı vardır. Gerekçe olarak felakete uğrayan, açlık ve fakirlik içinde kıvranan insanların zaaflarını istismar ettiğini göstermiştir. Onlara yapılan para, gıda yardımı, burs, iş, vize ve hatta müstehcenliği kullanarak dini inançları istismar etmesini insan haklarına aykırı bulmuş, din hürriyetini ihlal kabul etmiştir. Türkiye’de Hristiyan sayısı AB’ye uyum paketi ile ilgili Patrick Jhonatone’nin (Operation World) raporuna göre Türkiye’de Hristiyan olan Türk 1000, Ermeni 60 bin, Süryani Ortodoks 15 bin, Katolik 5 bin, Ermeni, Keldani, Yunanlı ve Süryani Katolik ise 6 bin, Ortodoks 3500, Asuri 1000 ve Güneydoğu’da bölücü Hristiyan Kürt 5000 olmak üzere hepsi 100 bin civarındadır. Hristiyan Kiliseler Birliğinin ve dünyadaki bütün misyoner teşkilatlarının müşterek hedefi 2010 yılında en az 5 milyon Müslüman Türkü Hristiyan yapmaktır. Hedef, 2012 yılında Türkiye’de iç savaş çıkartarak Türkiye’yi bölmek federal sistemi getirmektir. Hulki Cevizoğlu’nun “Bütün Kaleler Zaptedilmedi Attila İlhan’la Birkaç Saat” adlı kitabının 6. sayfasında Attila İlhan Yunanistan Stratejik Araştırmaları Enstitüsü eski başkanı Tagaris’in yazmış olduğu bir kitaptan alıntılar vererek meselenin ciddiyetini şu cümlelerle anlatıyor: “Bakın arkadan ne geliyor, o da şu: ‘Yunanlıların, Ermenilerin ve Kürtlerin meşhur Şark meselesini uluslararası alanda yeniden yoğun bir şekilde ortaya atmaları kaçınılmaz bir görevdir. Amaç, uzun bir sürede gerçekleşse dahi Türkiye’yi taksim etmek olmalıdır. Bu Yunanlıların, Ermenilerin ve Kürtlerin hakkıdır. Tarihi adalet ve Türk vahşetinin milyonlarca kurbanının kanı bu hakkın elde edilmesini gerektirmektedir..’ Yo hayır, bu kadarla yetinmiyor kitap, ayrıntıya da giriyor, buyurun: ‘Türklerin yabancılardan zorla aldıkları topraklar üzerinde söz konusu hakka dayanarak bir Ermenistan, bir Kürdistan ve Doğu Trakya’yı da içine alacak bir küçük Asya kurulmalıdır.’ Korgeneral Tagaris, taksimatın haritasını da yapıvermiş! Kitabın kapağında yayınlanan bu haritada Türkiye 5 bölge halinde bölünmüş bir durumda görülmekteydi. Bunlar İonya, Pontus, Ermenistan, Kürdistan ve Anadolu yarımadasının orta kısmını kaplayan ufak bir Türkiye imiş. İonya Trakya’yı, Boğazları ve bütün Ege’yi, Pontus hemen bütün Karadeniz kıyılarını, Ermenistan Kuzeydoğu, Kürdistan ise Güneydoğu Anadolu’yu kaplıyor.” Çok geç olmadan meseleyi görmek dileği ile...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT