BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Helvacının çilesi!

Helvacının çilesi!

Teşhis kolay: “Un var, şeker var, yağ var fakat helva yapamıyoruz!” Ülke problemlerini tartışırken patinaj yapmaya başladığımızda, bazen böyle bir sonuca ulaşır ve rahatlarız.



Teşhis kolay: “Un var, şeker var, yağ var fakat helva yapamıyoruz!” Ülke problemlerini tartışırken patinaj yapmaya başladığımızda, bazen böyle bir sonuca ulaşır ve rahatlarız. Gerçekten, “un, şeker ve yağ” üçlüsü, helva yapmak için gerekli, ama yeterli değildir. Bir de “helvacı” lâzımdır. Ekonomi söz konusu olduğunda da, benzer bir durumla karşılaşırız. Unu, şekeri ve yağı birleştirecek bir “helvacı” yani “müteşebbis” olmaksızın helva yapmak mümkün değildir. Helva yapma konusundaki sicilimiz fevkalade kötüdür. Millet olarak, burnumuz, yanık helva kokusuna, krize alışıktır. Helvayı yaktığımızda, krize tosladığımızda IMF’nin kapısını çalarız. Ne var ki, siyaset erbabının tamamı, helva yapmaya talip olan aşçı gibidir. Suçlandıklarında, kendilerinin mutfağa sokulmadıklarından yakınırlar. 2003 ve 2004 yılları itibariyle helva yapmaya başladık. Devlet Bakanı Ali Babacan’ın vurguladığı gibi, büyüme yani helva özel sektör kaynaklı ve ayrıca verimlilik artışları ile de destekleniyor. 2005 yılı da şimdiye kadar helvalı geçti. Helvanın sırrı... Helva yapabilmenin ön şartı, makroekonomik istikrardır. Makro ekonomik istikrarı ikame edebilecek bir başka helva malzemesi bugüne kadar bulunamadı. İstikrarın temeli, fiyat istikrarıdır. Fiyat istikrarı olmadan helva yapmaya kalkarsanız, kazanın dibi tutar; helvanız, biraz kekremsi olur. Helvanızı kimse beğenmez; malzemeyi israf etmiş olursunuz. Peki, biz yıllarca neden helva yapamadık? Özetlemek gerekirse: * Ülkenin esasen yetersiz olan tasarrufları, kamu kesimi açıklarının finansmanına kanalize edildi. Artan iç borçlanma, finansman alternatiflerini kısıtlayarak, özel yatırımların daralmasında önemli rol oynadı. * Özel kesimin tasarruf fazlasının önemli bir bölümü, iç borçlanma yoluyla kamu kesimini finanse etti. * Özel kesimin tasarruf fazlası, yatırım yapmaya, kamuyu finanse etmeye ve vergi vermeye yetecek kadar büyük değildi. Halen de öyledir! Şimdi soralım: -Kısa vadeli spekülatif sermaye hareketlerinin gölgesinde (ve şantajı altında!) müflis bir kamu maliyesinin refakatinde, sığ bir mali sistem ve kronik enflasyon ile “helva” (yatırım ve üretim) yapılabilir mi? -Yapılamadı! -Tam anlamıyla tefeciye düşmüş basiretsiz bir tüccar görüntüsü veren bir ülkenin helvasından hayır gelir mi? -Hayır gelmez! Helvanın yağı... Gelelim madalyonun öbür yüzüne: Bir ülke, dış ticaret yaptığında, sermaye hareketlerini serbest bıraktığında, kendi yağı ile kavrulmamayı seçmiş oluyor. Yağ ve kavrulma muhabbeti, ekonomik büyümenin ve kalkınmanın finansmanı problemine indirgenebilir. Çağımızda helvanın nasıl yapılacağını yani oyunun kurallarını, “karşılıklı bağımlılık” (interdependence) denilen süreç belirliyor. Mesela, büyüme, cari işlem açığına yol açıyorsa, başkasının yağı ile helva yapıyoruz demektir. Başkasının yağını kullanarak helva kavurmanın birtakım sınırları olduğunu da unutmamak gerekiyor. Dolayısıyla, yağın kalitesi, bileşimi ve sürdürülebilirliği gibi bir dizi kritik değişken ile yüzleşiyoruz. Uluslararası alanda helvacılar arasında çok keskin bir rekabet var Helvanın kalitesinin ve fiyatının küresel standartlardan bağımsız olmasını bekleyemeyiz. *** .....Velhasıl, helvacının işi çok zor. Siyaset ve ekonomi alanında helva yapmak için ter döken tüm helvacılara başarılar diliyoruz.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT