BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Siz hiç rafting seyrettiniz mi?

Siz hiç rafting seyrettiniz mi?

İlkokuldan itibaren üniversite bitinceye kadar sınıfın en çok soru soran öğrencisi idim. Bazen hocaları bıktırırdım. Ama yine de yılmaz, soru sormaya devam ederdim.



İlkokuldan itibaren üniversite bitinceye kadar sınıfın en çok soru soran öğrencisi idim. Bazen hocaları bıktırırdım. Ama yine de yılmaz, soru sormaya devam ederdim. Lise çağlarında matematik derslerinin en çetrefil konularından biri malum ‘Fonksiyonlar’ denilen; mesela ‘Y eşittir, X kare artı, beş X , artı yedi’ ve benzeri eşitliklerin türevlerini bulup yani diskriminantını hesaplayıp, bunların kartezyen tarzda grafiklerini çizmekti. Tamam bu işleri yapar, yakışıklı grafikleri çizer, iyi notlar alır, sınıfları sular seller gibi geçerdik. Ama bendeniz bu işlerin ilerde ne işimize yarayacağını sorar dururdum önüme gelene. Manisa Lisesi’nin o yıllardaki ismiyle müsemma matemetik hocası ‘Şeker Adnan’ beye bu soruyu sorduğumu bugün gibi hatırlıyorum. ‘Zamanı gelince anlarsın’ deyip kestirip atmıştı. Sonra Ziraat Fakültesinde ekonomi derslerinde arz talep eğrilerini öğrenirken bu sorumun cevabını bulmuştum. Mesela yıllara göre şeker tüketimini artan nüfusun fonksiyonu olarak hesaplamak için eldeki istatistikî veriler kullanılarak şeker talep eğrisini çizmek, sonra aynı şekilde üretim veri ve tahminleriyle arz eğrisini belirleyip bu iki eğrinin kesiştiği noktadan hareketle fiyat tahminleri yapmak mümkün olabiliyordu. Aynı şekilde insanoğlu ekonomi ve işletme biliminin birçok alanlarında bu tahminlere dayalı verilerle ve de kartezyen mantıkla çizilen yakışıklı grafiklerle ticarî ve ekonomik hayata yıllar boyu yön veregeldi. Yetmişli yıllara kadar da bu araçlarla geleceği tahminde zorlanmadan ‘İşi yönetmek’ mümkün oluyordu. Çünkü iş hayatındaki rekabet sakin nehir ya da körfez sularında yapılan kürek yarışlarına benziyordu. Kürekçiler aynı iş yerlerindeki çalışanlar gibi baştaki yöneticinin ileriyi görmede hiçbir zorluk çekmeden verdiği emir ve talimatlar doğrultusunda küreklere gayretle asıldıkları takdirde başarı neredeyse kendiliğinden geliyordu. Çalışanlardan beklenen iyi antrenman yapıp kaslarını güçlendirmeleriydi. Onlardan beyinlerini kullanmaları, cesur olmaları, inisiyatif kullanmaları, gerektiğinde karar vermeleri, talep edilmiyordu. Zamanında işe gelmeleri ve de sadece kendilerine verilen emir ve talimatlara uymaları yeterliydi. “Küreselleşme” gerçeği... Son yirmi otuz yıldır, ulaşım, haberleşme, milletlerarası ilişkiler, geçmişten alınan acı dersler ve benzeri birçok sebeplerle ortaya çıkan ve adına kısaca ‘küreselleşme’ denilen hadise artık iş hayatını azgın dalgalarla boğuşarak yapılan ‘Rafting’ sporuna benzetti. Şimdi artık iki saniye sonra başınıza ne geleceğini bile kestiremeyeceğiniz bir yarıştasınız. Eğer takım arkadaşlarınızı karar verme, yetki ve inisiyatif kullanma, zihinsel zekaları yanında duygusal ve manevî zekalarını devreye koyma, zamanı yönetmekten çok enerjilerini yönetme, cesur olma, takıma ve takım hedeflerine gönülden bağlı olma, astlarını yönetme yanında üst yöneticilerini de başarıyla yönetme ve yönlendirebilme ve benzeri konularda önceden iyi şekilde hazırlayamamış iseniz ve de onları yarış esnasında samimi ve gerçekçi bir şekilde motive edemiyorsanız ne mi olur? Siz hiç azgın derelerde yapılan rafting takımlarını izlemediniz mi?
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT