BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tarihçilerin duayeni

Tarihçilerin duayeni

8 sene evvel aramızdan ayrılan ve Osmanlı tarihinin duayeni olarak bilinen Prof. Dr. İsmet Miroğlu, Başbakanlık Devlet Arşivleri’ne yaptığı hizmetlerin yanında, bugün “Tarih ve Düşünce” adıyla yayınlanan derginin kurucusu olarak tanınıyor.



> Kültür Servisi Ebedî mekâna uğurladığımız yazarımız ve tarih hocası Prof.Dr. İsmet Miroğlu’nun vefatının bugün sekizinci yıldönümü. Ölümüyle ilim dünyasını sarsan Miroğlu hoca, gazetemizde uzun yıllar “Gerçeklerin Aynasında” başlığıyla yazılar neşretmişti. Ömrünü ilme adayan Miroğlu hoca, yüzlerce tarihçinin ve araştırmacının yetişmesine vesile olmuş, Osmanlı tarihinin duayeni olarak biliniyordu. Onun yetiştirdiği yüzlerce tarihçi, bugün bilim dünyamızın çeşitli kademelerinde, hocadan aldıkları feyzle yeni öğrenciler yetiştiriyor. Eserleri ise, binlerce yüksek öğrenim öğrencisine ışık tutuyor. İsmet Miroğlu hoca, Tarih ilmini geleceği inşa etmede müthiş bir vizyon, ufuk ve veri olarak kullanıp bundan 11 yıl evvel “Tarih ve Medeniyet” dergisini kurmuştu. 5 yıl boyunca çıkmasına önayak olduğu Tarih ve Medeniyet dergisi ile bilgi birikimini geniş kitlelere ulaştırdı. Dergi binası aynı zamanda pek çok ilim adamının sık sık biraraya geldiği, mesleki sohbet ve istişarelerde bulunduğu canlı bir mekân haline gelmişti. Onun hedefi, kaybettiğimiz tarihimizi ve medeniyetimizi yeniden inşa etmekti. Fevkalade ilmi araştırmaları popüler bir üslupla geniş kitlelerin zihni tüketimlerine sunmayı başardı. Miroğlu hoca, “Tarihi sadece geçmişten ders alma aracı olarak görmek onu basitleştirir” derdi. Binlerce öğrenci yetiştirdi Tarih dergiciliğine getirdiği farklı soluğun sebebi de buydu. Dergi, farklı ideolojik yapılardaki geniş bir okur yelpazesine hitap ediyordu. Kurulduğu günden bu yana “Sabataycılar Konuşuyor”, “Osmanlıda Çok Eşlilik”, “Almanlardan Rüşvet Alan Türk Gazeteciler”, “Atalarımız Şamanist Değildi” gibi dosyalarla gündem oluşturmayı başaran dergi, bugün “Tarih ve Düşünce” adı altında yayınına devam ediyor. Miroğlu, bu faaliyetleriyle sadece yetiştirdiği binlerce öğrencisine değil, geniş kitlelere de Türk ve Osmanlı tarihini sevdiren mümtaz bir hoca olarak gönüllerde taht kurmuştu. > İlme adanan bir ömür İsmet Miroğlu 1944 yılında Bayburt’un Kalecik köyünde doğdu. İlkokulu Kalecik’te, Ortaokulu Bayburt’ta, liseyi Erzincan’da okudu. 1965 yılında İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü’ne girdi. 1969 yılında Yeniçağ Tarihi Kürsüsü’nden, “Fatih Devrinde Osmanlı-Kırım Münâsebetleri” konulu lisans tezinin hazırlayarak mezun oldu. Altı ay sonra aynı kürsüde asistan olarak çalışmaya başladı. Doçentlik tezi için “16. Yüzyılda Kemah Sancağı” konusunu seçmişti. 1981 yılında doçent olan Miroğlu, 1989 yılında profesörlüğe yükseldi. 24 Temmuz 1990’da İstanbul Üniversitesi Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı’na atanan Miroğlu, vefatına kadar bu görevine devam etti. Üniversitedeki görevinin yanı sıra 13 Mayıs 1987 tarihinde Başbakanlık Arşivleri Genel Müdürlüğü’ne atanan Miroğlu, 1990 yılının son gününe kadar bu görevini de başarıyla ifa etti. İngilizce ve Fransızca bilen İsmet Miroğlu, Osmanlı Paleografyası konusunda uzmandı. 22 Ekim 1997’de kaybettiğimiz Miroğlu evli ve dört kız babasıydı. > “Ağır bir sorumluluk” İsmet Miroğlu’nun vefatının ardından “Tarih ve Düşünce” dergisinin Genel Yayın Yönetmenliğini üstlenen Mehmet Fatih Can, bunun ağır bir sorumluluk olduğunu söylüyor. Dergiciliği İsmet Miroğlu ile İhlas Holding bünyesinde çıkan Tarih ve Medeniyet dergisiyle birlikte öğrendiğini kaydeden Can, “Merhumun bu babdaki heyecanı, idealleri görülmeye değerdi. Tarih ve Medeniyet dergisini kurarken kaybettiğimiz tarihimizi ve medeniyetimizi yeniden inşa etmede güçlü bir araç olacağı inancındaydı. Dergi tam 64 sayı devam etti. O, bu sürecin yarıdan biraz fazlasında terk-i dünya eyledi. (Allah rahmet eylesin) Sancağı tabir caizse biz devraldık. Dergi, Türk fikir hayatında ciddi bir boşluğu dolduruyordu” diyor. > Osmanlı’ya hizmet İsmet Miroğlu uzun yıllar Başbakanlık Devlet Arşivleri’nde Genel Müdür olarak hizmet verdi. Onun en büyük ideali Osmanlı tarihinin doğru bir şekilde anlaşılması ve yazılmasıydı. Ancak Osmanlı Devleti gibi büyük bir devletin tarihinin ekip çalışmalarıyla araştırılıp ortaya konacağına inanırdı. O, bu düşüncesini Başbakanlık Devlet Arşivleri’ne genel müdür olduktan sonra kısmen gerçekleştirebilme imkânı buldu. Bu dönemde arşive kazandırdığı 400’e yakın elemanı en iyi biçimde yetiştirdi. Yıllarca devlet tarafından alelâde resmi bir daire olarak görülen arşivin önem kazanmasına büyük hizmetleri oldu.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT