BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hz. Ali’nin cesareti

Hz. Ali’nin cesareti

Abdullah ibni Abbâs rivâyet etmiştir: Resûlullah Efendimiz, Hudeybiye gününde Mekke-i Mükeremeye doğru yola çıktılar. Müslümanlar susadılar ve hiçbir yerde su bulunmadı.



Abdullah ibni Abbâs rivâyet etmiştir: Resûlullah Efendimiz, Hudeybiye gününde Mekke-i Mükeremeye doğru yola çıktılar. Müslümanlar susadılar ve hiçbir yerde su bulunmadı. Resûlullah Efendimiz Cuhfe’de konakladı. Buyurdu ki; “Müslümanlardan bir cemâ’at ile falan kuyuya varıp, su kaplarını [tulumları] o kuyudan doldurup, bize getiren kimseye, Allahü teâlânın onu Cennet’ine koyması için kefîl olacağım.” Bir kişi kalktı, dedi ki: Yâ Resûlallah! Ben giderim. Onu sakalardan bir cemâ’at ile gönderdi. Seleme-tebni Ekvâ der ki: Ben de onlar ile berâber idim. O kuyuya yakın geldik. O yerde ağaçlar var idi. O ağaçlardan ses işittik. Hareketler gördük. Ateşsiz dumânlar meydana geldi. Bizim üzerimize çok korku verdi. Geri dönüp, Resûlullah’ın huzuruna geldik. Durumu arz ettik. Buyurdular ki: “Onlar cinnîlerden bir cemâ’at idi. Sizi korkuttular. Eğer siz, korkmadan gitseydiniz, hiç zararları erişmezdi.” Bir kişi daha gitti fakat o da korkarak geri geldi. Bu esnada gece oldu. Eshâb-ı kirâm çok susadılar. Resûlullah Efendimiz, Hazreti Ali’yi çağırttı ve buyurdu ki: “Yâ Ali! Bu sakalarcemâ’ati ile, sen var, o kuyudan su al, getir.” Seleme-tebni Ekvâ der ki: Dışarıya çıktık. Tulumları arkamıza aldık. Kılıçlarımızı ellerimize aldık. Hazreti Ali önümüzce yürürdü. O mekâna varınca, ki o sesler ve o hareketler açığa çıktı. Biz de korktuk. Kendi kendimize dedik ki; Hazreti Ali de o iki kişi gibi geri dönse gerektir. Hazreti Ali yüzünü bizden yana dönüp, buyurdu ki; benim ardımca yürüyünüz. Gördüklerinizden korkmayınız, onlardan ziyân erişmez. Sonra o ağaçların ortasına girdik. Hiç ateş yok iken, büyük ateşler çıkmaya başladı. Emîr-ül mü’minîn Ali sağa ve sola bakmayınız. Hiç korkmayınız, buyurdu. Biz de onun ardınca vardık. Kuyuya eriştik. Hazreti Ali beline bir ip bağlayıp, kuyuya indi. Sonra emîr-ül mü’minîn Ali seslendi: Allahü ekber, Allahü ekber, ben Allahın kulu ve Resûlullah’ın kardeşiyim. Tulumları aşağı salınız. O tulumların tamamını doldurdu. Ağızlarını bağladı. Bir bir yukarı çıkardı. Ondan sonra kendisi iki tulum, biz birer tulum götürdük. Sonra ağaçların yanına geldik. Önceki gördüğümüz nesnelerin hiçbiri yok idi...
Reklamı Geç
KAPAT