BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Âdeta inledi Kerim Bey!

Âdeta inledi Kerim Bey!

Kerim Bey telefonu titreyen elleriyle açtı. Arayan emniyetti. Bugün bir kazada ölen Halil Ünal’ın üzerindeki evraklar arasında Kerim Türkmen imzalı bir çek bulunmuştu ve soruşturma için emniyete davet ediliyordu.



Asuman Hanım, Kerim Türkmen’in salondan içeri girdiğini fark edince nefesini tuttu. Kerim Bey ağır adımlarla geldi onun oturduğu koltuğun başına: - Yakın zamanda her şeyden kurtuluyoruz. Zeynep de dönecek eve. Kadın gözlerini kısarak baktı ağabeyine: - Hiç sanmıyorum. Zeynep evleniyor. Bugün onunla birlikteydim. Kerim Beyin yeşil gözlerinde ışıklar çaktı. Yüzü gerildi, kaşları çatıldı: - Demek onunla birlikteydin ha? Bunu kime sordun da yaptın? Asuman Hanım yılların verdiği birikimle başını kaldırdı ve o güne kadar hiç kimsenin kendisinden duymadığı bir sertlikle haykırdı: - Kendi vicdanıma sordum da yaptım. Ona babasının yerini söyledim. Annesinin yaşadığını anlattım, her şeyi biliyor artık! Kerim Bey şaşkın bir şekilde bakıp kalmıştı. Asuman Hanım devam etti: - Her şeyi biliyor ve hem annesini hem de babasını bir araya getirmek için her şeyi yapmak istiyor. Artık insanların hayatlarına engel olamayacaksın Kerim Türkmen. Rahat bırak artık onları. İnsanları yönlendirmekten, kendi doğrularını kabul ettirmeye çalışmaktan vazgeç... Çekil kenara... Kerim Bey adeta inledi: - Bunu... Bunu nasıl yaparsın? Ben... Ben Zeynep için her şeyi yaptım. Hayatımda ilk defa bir insana değer verdim. Sevdim onu. Kızım gibi sevdim. Onu benden nasıl ayırırsın? Asuman Hanım acı bir tebessümle karşılık verdi: - Sen sevenleri nasıl ayırdıysan öyle ayırdım... Hatırlar mısın yıllar öncesinde benim de hayatıma müdahale etmiş beni de sevdiğim insandan ayırmıştın...Yıllardır onu yüreğimden silip atamadım ben. Aynı şeyi Selim’e yaptın, şimdi de sevdiğini söylediğin Zeynep’e yapmaya kalkıyorsun. Ama buna izin vermeyeceğim. Karşında beni bulacaksın abi! İcap ederse hayatımı koyacağım ortaya... Kerim Bey o sırada çalan telefonunu titreyen elleriyle açtı. Arayan emniyetti. Bugün bir kazada ölen Halil Ünal’ın üzerindeki evraklar arasında Kerim Türkmen imzalı bir çek bulunmuştu ve soruşturma için emniyete davet ediliyordu. Halil’in ölüm haberini alan Kerim Beyin kolları yana düştü. Yıkılmıştı. Şaşkınlığı yüzünden okunuyordu. Asuman Hanım tavizsiz bakışlarla süzüyordu ağabeyini. Kerim Bey yavaşça döndü olduğu yerde. Ağır adımlarla salondan çıktı. Asuman Hanım biraz sonra onun çalışma odasının kapısının kapandığını duydu. Arkasına yaslandı. İçinde tuhaf bir huzur vardı. Yıllardır yüreğinde kendisini rahatsız eden şeylerden arınmış gibiydi. Gözlerini kısarak bahçede rüzgarın etkisiyle ileri geri sallanan ağaçlara takıldı gözleri. Bir müddet sonra gözkapaklarında yoğunlaşan uykunun etkisiyle hafifçe daldı. Onu sıçratarak yerinden fırlamasına sebep olan şey içeriden gelen bir patlamaydı. Korkuyla bakındı etrafına. Hizmetkar Saniye de kapıda belirmişti. - Ne oldu Saniye? - Bilmiyorum, beyefendinin odasından geldi ses... Odaya girdikleri zaman Kerim Türkmen elinde tabancası, kasığından vurulmuş ve kanlar içinde yerde yatıyordu... Eline aldığı silah, birilerini öldürmeye gitmek için hazırlanırken elinde mi patlamıştı, yoksa intihar mı etmişti kimse bilemedi... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT