BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dışarıda hayat yeni başlıyordu

Dışarıda hayat yeni başlıyordu

Ertesi gün alışık olduğu üzere erkenden uyandı Gülcan. Bir gün önce yaşadığı kâbus dolu saatlerin etkisinden olacak sıkıntılı bir uyku uyumuştu. Gece yarısı sık sık kalkmış, terlemiş, bunalmıştı.



Ertesi gün alışık olduğu üzere erkenden uyandı Gülcan. Bir gün önce yaşadığı kâbus dolu saatlerin etkisinden olacak sıkıntılı bir uyku uyumuştu. Gece yarısı sık sık kalkmış, terlemiş, bunalmıştı. Sabaha karşı artık narin vücudu hem uykusuzluktan hem de gün boyu yaşadığı stresten olacak dayanamamış ve bir külçe gibi adeta sızmıştı. Uzaklardan ezan sesi geliyordu. Gözleri mahzun bakışlarla uzaklara daldı. Odanın penceresi bahçeye bakıyordu. Yemyeşil bahçedeki yıllanmış ağaçlar sabah rüzgarının etkisiyle vakur bir şekilde sağa sola eğiliyorlardı. Pencereyi açtı. Mis gibi bir hava doldu içeriye. Kuş sesleri duyuluyordu. Sanki selam verir gibi eğilip bükülen dalların çıkardığı hışırtılar hüzünlü bir melodi gibi geliyordu kulağına. İçindeki yaşama sevinci yok olmuş gibiydi. Eskiden hayranı olduğu doğaya bakarken bile gözleri ıstırap doluydu... Usulca giyindi ve ayaklarının ucuna basarak dışarı çıktı. Herkes uyuyordu. Aşağıya inip sokak kapısını açtı. Bahçeye indi. Islak çimlerin üzerinde yürüdü. Bahçe demirlerine kadar gitti. Dışarıda hayat yeni başlıyordu. Arabalar caddeden hızla geçiyor, güneş karşı tepelerden biraz sonra yüzünü göstereceğini, gökyüzünün büründüğü kızıllıkla haber veriyordu... Gülcan içini çekti. Hiç tanımadığı bir yerde, hiç tanımadığı insanların arasında ne işi olduğunu düşündü. Erol bile ne kadar yabancıydı kendisine. Daha düne kadar bilmediği ve hiç görmediği bir insan! Onun peşine takılıp ve yalanlarına inanıp ardından kendisine tamamen yabancı bir ortamın içine gelmek akıl kârı değildi. Kendisine kızdı: “Ne yaptım ben böyle? Nasıl inandım, nasıl güvendim?” Öylesine bunaltıcı bir hayatın içindeydi ki gördüğü en cılız ışığın bile ardından koşarak gidecek durumdaydı. Böyle bir ışıktı Erol onun için. Ama onun asıl niyetinin ne olduğunu dün öğrendiği zaman bir kez daha yıkılmıştı. Bundan sonra Erol’la ilişkisinin nasıl olacağı konusunda en ufak bir fikri yoktu. Kırılmıştı. Yaşadığı en büyük hayal kırıklıklarından birisiydi. Kolay taşınacak, kolay hazmedilecek bir şey değildi. Aşağılandığını hissetmiş, sanki cansız bir maddeymiş gibi kullanılmıştı... Bahçe parmaklıklarına yaslanmış bunları düşünürken arkasında bir hışırtı duydu. Hızla döndü. Erol gözlerini kısmış, bir ağacın ardından seyrediyordu kendisini. Şaşırdı Gülcan, sanki suç işlemiş gibi kekeledi: - Erken uyandım... Çok güzel bir hava vardı... Genç adam başını sallayarak yaklaştı onun yanına. Ellerini ceplerine sokmuş, düşünceli görünüyordu. Yanına gelip durdu. O da dışarıyı seyrediyordu. Neden sonra mırıldandı: - Sana çok büyük bir haksızlık yaptığımı biliyorum. Vicdanım beni rahat bırakmıyor... Gülcan irkildi ama belli etmedi. Cevap vermedi. Erol devam etti: - Senin rahat olman için her şeyi yapacağım Gülcan. Geri dönemezsin. Babanı tanıdım. Hiç olmazsa buna izin ver. Bundan sonraki hayatını bu şekilde bari garanti altına alayım. Ben de çok yıkılmıştım biliyor musun? Çok sevmiştim. Sevdiğim insanı göz göre göre kaybettim. Bunun acısını o kadar derin yaşadım ki hiçbir şey gözümde yoktu. İnsanlardan nefret ettim. Gülcan acı acı gülümsedi: - Kötülüğe kötülükle cevap vermeyi tercih ettin yani... Erol dudaklarını ısırdı, önüne baktı: - Ben aşağılık bir adamım... > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 102459
    % 0.88
  • 5.6399
    % -0.71
  • 6.3294
    % -0.71
  • 7.0547
    % 0.08
  • 260.991
    % -0.06
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT