BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Hakkını helal et Pervin Abla!..”

“Hakkını helal et Pervin Abla!..”

Erol ertesi gün de gelmeyince artık bazı kararlar vermesinin zamanının geldiğine inandı. Karnındaki bebeğin yok edilmesine asla izin vermeyecekti. Akşama doğru Aysel Hanım geldi odaya. Adeta iğrenerek bakıyordu Gülcan’a: - Yarın Pervin’le birlikte öğleden sonra doktora gideceksin. O bebekten kurtulacaksın. Ondan sonra da cebine para koyacağım ve bu evden gideceksin. Sana, senin varlığına daha fazla tahammül edemeyeceğim.



Erol ertesi gün de gelmeyince artık bazı kararlar vermesinin zamanının geldiğine inandı. Karnındaki bebeğin yok edilmesine asla izin vermeyecekti. Akşama doğru Aysel Hanım geldi odaya. Adeta iğrenerek bakıyordu Gülcan’a: - Yarın Pervin’le birlikte öğleden sonra doktora gideceksin. O bebekten kurtulacaksın. Ondan sonra da cebine para koyacağım ve bu evden gideceksin. Sana, senin varlığına daha fazla tahammül edemeyeceğim. Gülcan hiç cevap vermedi. Korku içindeydi. Aysel Hanım bu sözleri söyledikten sonra yüzünü buruşturarak baktı genç kadına. Aynen geldiği gibi öfkeyle çıkıp gitti. Gülcan akşama kadar hiçbir şey yememişti. Akşam Pervin’in ısrarlarıyla bir tabak çorba içti. Gülümsedi hüzünle: - Bana bu evde tek yakınlık gösteren sendin Pervin Abla. Hakkını helal et. - O nasıl konuşmak küçük Hanım? Tabii ki helal olsun. Keşke elimden daha fazlası gelseydi ama biliyorsun benim de ekmek param burası. Annemin baktığı babasız iki küçük çocuğum var benim de... Bu işi kaybedersem aç kalırlar. Onlara hasret, burada hizmetçilik yapıyorum. Sadece evlatlarım için. Sen şimdi düşünme bunları. Yat uyu güzelce. Yarın doktora gideceğiz... Gülcan acı acı gülümsedi: - Evet... Bebeğimi yok etmeye... Pervin dudaklarını ısırarak odadan çıktı. Ağlamaklı olmuştu. Gülcan yatağına uzandı. Beyninin içinde çeşitli düşünceler vardı. Bütün gece düşündü gözünü kırpmadan. Sabaha karşı ani bir kararla kalktı. İki parça eşyasını bir torbaya doldurdu. Sonra ayaklarının ucuna basarak koridora çıktı. Ses çıkartmamaya gayret ederek aşağıya indi. İnce, triko bir hırka giymişti. Sokak kapısını açınca yüzüne vuran sabah serinliği içini ürpertti. Hızlı adımlarla bahçe kapısına yürüdü. Başını annesinden kalan bir eşarpla bağlamıştı. Biraz olsun sabah ayazından kulaklarını koruyabiliyordu böylece. Elindeki naylon torbayı koluna taktı. Ellerini hırkasının cebine sokarak hızlı adımlarla gelişigüzel yürümeye başladı. Artık bıçak kemiğe dayanmıştı. Her şeye katlanabilir, çelimsiz başını sokacak bir yer nasılsa bulurdu. Bugüne kadar cesaret edip de yapamadığı şeyi, bebeğini kaybetme korkusu yaptırtmıştı sonunda. Çok düşünmüştü gece boyunca. Bundan sonrasında karşısına çıkacak engelleri aşabilecek yüreğinin olup olmadığını tartmıştı. Sonunda bir karara vardı. Daha fazla aşağılanmaya, daha fazla onurunun ayaklar altına alınmasına izin vermeyecekti. En önemlisi bedeninde taşıdığı canın yok edilmesine asla müsaade etmeyecekti. Bütün gün yürüdü. O kâbus gibi günlerin geçtiği mahalden uzaklaşmak istiyordu. Hiç durmadan, dinlenmeden yürüdü. Cebinde beş kuruş parası yoktu. Karnı acıkmıştı. Nihayet akşam olmak üzereyken gördüğü bir parkın içine girdi. Açlığını gördüğü bir çeşmeden su içerek bastırmaya çalıştı. Geceyi geçirecek kuytu bir yer bulmak zorundaydı. Sonunda parkın taşlı yolundan çıkarak ilerideki ağaçların altına gitti. Büzülerek birinin altına oturdu. Bütün hayatını bir film şeridi gibi gözünün önünden geçirmişti. Karanlık iyice bastırmıştı. Üşüyordu. Naylon torbanın içindeki iki parça giyeceğini çıkartıp üzerini örtmeye çalıştı. Hem bir gece öncesindeki uykusuz geçen saatlerin etkisi, hem de bütün gün durup dinlenmeden yürümesinin bedenine verdiği yorgunluk çöktü üzerine. Gözleri kapanıyordu. Uyumaya korktuğu için direnmeye çalıştı ama nafile. Gözleri kapandı... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT