BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çaresizce süzdü genç adam...

Çaresizce süzdü genç adam...

Kadir annesinin söylenmelerine aldırış etmeden yan taraftaki laboratuarın kapısını çaldı. Halime hanım öfkeyle soluyordu.



Kadir annesinin söylenmelerine aldırış etmeden yan taraftaki laboratuarın kapısını çaldı. Halime hanım öfkeyle soluyordu. Bütün sıkıntısı hiç yoktan dünyanın parasını verecek olmalarıydı. Halbuki buralara verecekleri paralarla daha önemli bir çok şey yapılabilirdi. Oturma odasındaki sedirler eskimişti. Hele bir tanesinin ayağı kırılmış, oturulduğu zaman sallanıyordu. Onun yerine bir çek-yat alabilselerdi ne kadar iyi olacaktı. Tabii bütün bu serzenişlerine aldırış edilmedi. Gereken tahliller için kan aldılar. Bir süre de laboratuarın bekleme odasında beklediler. Yirmi dakika içinde her şey hazırlanmıştı. Kadir gereken parayı öderken annesine göstermemeye çalıştı. Doktorun vizitesini de verdikleri zaman ancak evlerine dönecek kadar para kalacaktı yanlarına. Bütün haftalığı bir anda eriyivermişti genç adamın. İçinden, “Olsun! Ben niye kazanıyorum, sağlıklı mutlu yaşamak için değil mi?” diye geçirip şefkatle annesinin sırtını okşadı: - Haydi ana gidelim doktora. Doktor Cezmi bey kalın çerçeveli gözlüklerini iyice yerleştirdi gözlerine. Dikkatle kontrol etti yandaki laboratuardan gelen bilgileri. Bir ara dudaklarını ısırdı, gözleri kısıldı. Sonunda kâğıdı indirerek Kadir’in yüzüne baktı. Sonra da Halime hanıma... Birkaç saniye hiç konuşmadı. Sonra başını salladı: - Merak edilecek bir şey yok. Basit bazı rahatsızlıklar. Bir de elektro çekelim. Eğilip masanın kenarındaki zile bastı. Ufak tefek kadın hemen gözüktü kapıda: - Gülçin hanım Halime hanımı elektroya hazırlayın. Yaşlı kadın isteksizce kalktı oturduğu yerden, yardımcı kadının peşinden çıktı odadan. Cezmi Yurdakul’un yüzü bir anda ciddileşmişti. Umutsuz bir tavırla baktı Kadir’in yüzüne: - Delikanlı, annenin yanında konuşmak istemedim ama hiç de iyi haberlerim yok. Kadir şaşkın bir tavırla baktı karşısında duran adama. Kekeledi: - Yani... Nasıl?.. Ne demek bu? - Bak delikanlı, annen çok hasta. Çok sıkı bir kontrolden geçmesi lazım ama yanıldığımı sanmıyorum. Annenin karaciğeri iflas etmiş delikanlı. Çok da geç kalınmış görüldüğü kadarıyla. Kadir şaşkınlıktan konuşamıyordu. Gözlerini iyice açmış, karşısındaki adamın annesi hakkında söylediklerini kavrayabilmek için gayret sarf ediyor, ama vücudunun bütün kasları gerginleşmiş, zor nefes alabiliyordu. Aşırı bir güç sarf ederek konuşmaya çalıştı: - Yani?.. Bu... Bu ne demek doktor, ölecek mi annem? Cezmi Yurdakul çaresiz bir bakışla süzdü genç adamı. Başını eğdi önüne: - Çok geç kalınmış oğlum. Bu güne kadar neredeydiniz. Hiç mi rahatsız olmadı bu kadın? Genç adam dudaklarını ısırdı ıstırapla. Biliyordu, her zaman olduğu gibi yaşadıklarını saklamıştı annesi. O üzülmesin diye çektiği sıkıntıları gizlemiş, kendini iyi göstermişti hep. Kadir bütün bu söylenilenlerle uzun zamandır annesinin sararan rengi arasında bir bağlantı kuruverdi. Yıkılmıştı sanki bir anda. Ayakta zor durduğunu hissediyordu. Çaresizce sordu: - Peki ne... ne yapacağız doktor? - Bana kalırsa bir hastahaneye yatıralım derim. Orada daha sağlıklı kontroller yapılır, daha iyi sonuçlar verebilecek çözümlere daha kolay ulaşılır. Kadir bitkin bir halde başını salladı: - Ölse yatmaz... İkna edemem ki... - Yapacak bir şey yok evlat. Pazartesi günü hastahaneye getir hiç olmazsa, bir daha, kendi ellerimle kontrollerini yapayım. Hiç olmazsa buna ikna et. Pazartesi sabah saat yedi buçukta serviste olun. Ben de erken geleceğim. Minnetle baktı yaşlı doktorun yüzüne genç adam. Ağlamamak için zor tutuyordu kendisini. Fısıldar gibi konuştu: - Tamam doktor bey, getireceğim. Odadan çıktılar. Cezmi Yurdakul yardımcısının hazırlıkları tamamlaması üzerine yan odaya geçip Halime hanımın elektrosunu çekti. Yaşlı kadın sıkıntısını belli edercesine mırıldandı: - Tamam mı artık, var mı başka şey? Doktor sevimli bir ifade ile gülümsedi: - Bu günlük bitti. Ama Pazartesi günü hastahaneye geleceksiniz, orada da yapmamız gereken şeyler var. Dehşetle çevirdi yaşlı kadın bakışlarını oğlundan yana. Kadir iki elini yana açarak “ne yapalım?” dercesine çaresizliğini belli ediyordu. Doktordan çıkar çıkmaz söylenmeye başladı Halime hanım: - Hastahaneymiş... Ne işim var benim. Adam kendi kafasına göre konuşuyor. Yok benim bir şeyim. Para kazanacak değil mi, illa bir şey bulacak. Kadir neşeli görünmeye çalışarak itiraz etti: - Yapma anne, bu kadar baktırdık, tamamlayalım şunu. Hem hiç de fena bir doktor değil. Gidiveririz Pazartesi günü. Yaşlı kadın oğlunun ısrarı karşısında onu daha fazla kırmak istemediği için sustu. Göğsünün sağ tarafındaki şiddetli ağrı yine başlamıştı. Ağzının içi zehir gibi olmuştu. Kadir ise zor adım atıyordu. Yüreği feryat ederken gülmeye uğraşıyordu. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT