BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Biz cana kıymayız!”

“Biz cana kıymayız!”

Mekkeli Müşrikler, hazret-i Hubeyb ve Zeyd’i satın aldıktan sonra, onlara ne cezâ vereceklerini konuştular. Sonunda, harâm ayların geçmesini beklemeye, o zamana kadar, ellerini ayaklarını zincire vurmaya karar verdiler. Harp meydanındaki yenilginin intikâmını, müdâfaasız bir insandan alçakça alacaklardı. Hem de o esîri; harpte değil, parayla pazardan almışlardı!.. Hâriseoğulları, iftihârla Hubeyb bin Adiy’i kendi âile fertlerine gösteriyorlar: “İşte babamızı öldüren... Şimdi vereceğimiz cezâyı beklemekte!..” diyorlardı.



Mekkeli Müşrikler, hazret-i Hubeyb ve Zeyd’i satın aldıktan sonra, onlara ne cezâ vereceklerini konuştular. Sonunda, harâm ayların geçmesini beklemeye, o zamana kadar, ellerini ayaklarını zincire vurmaya karar verdiler. Harp meydanındaki yenilginin intikâmını, müdâfaasız bir insandan alçakça alacaklardı. Hem de o esîri; harpte değil, parayla pazardan almışlardı!.. Hâriseoğulları, iftihârla Hubeyb bin Adiy’i kendi âile fertlerine gösteriyorlar: “İşte babamızı öldüren... Şimdi vereceğimiz cezâyı beklemekte!..” diyorlardı. Hazret-i Hubeyb bin Adiy, hapsedildiği evde tam bir tevekkül ile, Allahü teâlânın kendisi hakkındaki takdirini bekliyordu. Hapsedildiği evde bulunan ve azatlı bir cariye olan Mâviye şöyle anlatmıştır: “Hübeyb, benim bulunduğum evde bir hücreye hapsedilmişti. Ben ondan daha hayırlı bir esir görmedim. Bir gün baktım elinde insan başı gibi kocaman bir üzüm salkımı vardı. Ondan yiyordu. Her gün böyle üzüm salkımı elinde görülürdü. O mevsimde hem de Mekke’de üzüm bulmak asla mümkün değildi. Allahü teâlâ ona rızık veriyordu. Hapsolunduğu hücrede namaz kılar, Kur’ân-ı kerîm okurdu. Onun okuduğu Kur’ân-ı kerîmi dinleyen kadınlar ağlaşırlar. Ona acırlardı. Ona ‘bir isteğin var mı’ dediğimde, ‘Bana tatlı su ver, putlar için kesilen hayvanların etinden getirme, bir de beni ödürecekleri zaman önceden haber ver, başka bir şey istemem’ dedi. Öldürüleceği gün kararlaştırılınca gidip kendisine söyledim. Hayret ettim, öldüreceği zamanı öğrenince onda en ufak bir değişiklik ve zerre kadar üzüntü eseri görülmüyordu. Bana; ‘Ne olur bana, bir ustura buluver... Temizlik yapacağım. Ben de sana duâ ederim’ dedi. Ben de çocuğumun eline bir ustura verip, gönderdim. Çocuk yanına gidince birden korktum. ‘Eyvah bu adam çocuğu ustura ile keser o nasıl olsa öldürülecek’ dedim. Koşup çocuğa baktım. Hubeyb, gönderdiğim usturayı çocuğun elinden alıp, çocuğu sevmek için dizine oturtmuştu. Ben bu durumu görünce çok korkup, feryâd etmeye başladım. Durumu anlayınca, ‘Bu çocuğu ödüreceğimi mi zannediyorsun? Bizim dînimizde böyle şey yok. Haksız yere cana kıymak bizim hâl ve şânımızdan değildir’ dedi. Aslında eli usturalı bir esir çok şey yapabilirdi... Hattâ bu fırsat sâyesinde, hürriyetine bile kavuşabilirdi. Hazreti Hubeyb böyle bir şeyi, düşünmek bile istemedi. Küçük bir yavruyu âlet etmek küçüklüğünü aklına bile getirmedi...”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 102459
    % 0.88
  • 5.6399
    % -0.71
  • 6.3294
    % -0.71
  • 7.0547
    % 0.08
  • 260.991
    % -0.06
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT