BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hattatlar şeyhiydi

Hattatlar şeyhiydi

Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz “şeyh-ül hattatin” (hattatlar şeyhi) unvanlı Prof. Dr. Ali Alparslan, son Osmanlı hattatlarına yetişip bu sanatın unutulan bazı türlerinin günümüze taşınmasına vesile olmuştu.



>> Tolga Uslubaş Prof. Dr. Ali Alparslan, “şeyh-ül hattatin” (hattatlar şeyhi) unvanıyla anılıyordu. O, hat sanatımızın yaşayan son usta sanatkârıydı. Osmanlı hattatlarına yetişen Alparslan hoca, Hezarfen Necmeddin Okyay gibi bir büyük üstaddan Talik, Divani ve Rik’a meşk edip icazet almıştı. Ebruda da yine Necmeddin Hoca’dan icazetliydi. Aynı zamanda Klâsik Türk Edebiyatının da tanınmış uzmanlarından biriydi. Yaklaşık üç aydır beynindeki ödem sebebiyle rahatsız olan Alparslan hoca, geçtiğimiz günlerde aramızdan ayrıldı. Fatih Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verilen Prof. Dr. Ali Alparslan, hat sanatının bugünlere gelmesinde büyük hizmetleri olmuştu. Fuat Başar, Ali Toy gibi günümüz hattatlarının yetişmesine vesile olan Alparslan hoca, kültürümüzü gerçek temsilcilerinden devralıp günümüze taşıyan seçkin bir mirasçıydı. “Yenliklere açık bir hocaydı” Hocanın hat sanatının yeni nesle aktarımında önemli hizmetleri olduğunu söyleyen Ebruzen Hikmet Barutçugil, “Alparslan hocayla Mimar Sinan Üniversitesi’nde aynı bölümde hocalık yaptık. Kendisi, deyim yerindeyse nesli tükenmiş bir İstanbul beyefendisi idi. Ondan eski ustalara dair menkıbeler dinlerdik, anılarını bizlerle paylaşırdı. Hocanın vefatı sanat camiası adına büyük bir kayıp. Onun eksikliği her dem hissedilecek” dedi. Ali Alparslan’ın yeniliklere açık bir sanatçı olduğunu da vurgulayan Barutçugil, “Hocamız, benim yaptığım yeni tarz ebruların hep destekçisi oldu. Yapılan eleştiriler hakaret boyutlarına varırken, Ali hoca benim her zaman arkamda oldu, teşvik etti. Ebrularımı kamuoyunda hep savundu, zaten ufku açık olduğu gibi sanat alanında bağnazlığa her zaman karşıydı.” diye konuştu. “Ondan çok şey öğrendim” Son Osmanlı hattatlarına yetişen merhum Prof. Dr. Ali Alparslan’dan çok şey öğrendiğini söyleyen Hattat Ali Toy, hoca ile 1985’te başlayan çalışmalarına uzun yıllar devam ettiğini kaydetti. Hocanın uygulayıcı ve öğretici yanı ile hat sanatına büyük hizmetler yaptığını vurgulayan Toy, “Biz yeni nesil hattatlar olarak Ta’lîk, Rik’a, Divânî ve Celîlî hattı ondan öğrendik. Son Osmanlı hattatlarıyla bizler arasında önemli bir köprü vazifesi gördü ve bu yazı türleri onun sayesinde günümüze ulaştı.” dedi. Hocanın talebelerine karşı son derece nazik davrandığını söyleyen Toy, “Merhum Ali Alparslan, mütevazı kişiliği ile de örnek olmuştu. Osmanlı terbiyesi gereği fazla şöhret olmaktan çekinen hocamızın tek kaygısı daha çok talebe yetiştirip, hat sanatına hizmet etmekti.” diye konuştu. Ali Alparslan hocayı “Ta’lîk yazının son üstadıdır” diye tanımlayan Hattat Selim Türkoğlu, “Ta’lîk yazıda Alparslan hocadan yeteri kadar istifade edilemediğini düşünüyorum. Benim gibi birçok hocanın hocasıydı. Hat sanatımızı eskilerden alıp, bir zincirin halkası olup bugünlere ulaştıran, günümüzün en büyük üstadıydı. Allah mekânını cennet eylesin.” diye konuştu. “Nesiller arası köprü oldu” Merhum Ali Alparslan’la birlikte Necmeddin Okyay’dan hat dersleri aldığını söyleyen Prof. Uğur Derman, hocanın nesiller arasında bir köprü oluşturarak hat sanatını günümüze taşıdığını kaydetti. 1940’lardan itibaren hat sanatında bir kopukluk yaşandığını vurgulayan Derman, “Ali Alparslan hoca bu anlamda önemli bir görev üstlenmişti. 1944 yılında Necmettin Okyay’dan Ta’lîk dersleri almaya başlayan Alparslan hoca, 1948 yılında icazet alarak bu sanatı öğretmek adına elinden geleni yaptı. Ali beyin boş durduğu vaki değildi, hemen her yerde bir talebesi vardı. Mütevazı ve gösterişten uzak halleriyle dikkat çeken hocanın bir diğer özelliği ise isteneni hemen yerine getirmesiydi ki hangi hususta soru sorsanız cevaplar, öğretmekte kusur etmezdi” dedi. Ali Alparslan’ın Divânî ve Celî Divânî tarzı yazıların günümüze taşınmasını sağladığını kaydeden Derman, “Bu tarz yazılar Divân-ı Hümâyun’da kullanıldığı için kimse pek bilmezdi. Eğer Alparslan hoca bu yazı türlerini Halim Özyazıcı’dan öğrenip öğrencilerine aktarmasaydı bugün unutulup gidecekti” diye konuştu. Yüzlerce talebe yetiştirdi Ali Alparslan, 1923’te, Tekirdağ’ın Çorlu kazasında doğdu. İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ile birlikte Fars Dili ve Edebiyatı Şubesi’nden 1948’de mezun oldu. Tahran Üniversitesi’nin verdiği bursla İran’da Fars Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde Yüksek Lisans derslerine devam ile tezini verdikten sonra İstanbul’a döndü (1952). Bir yıl Başbakanlık Arşiv Genel Müdürlüğü’nde; iki yıl da Dışişleri Bakanlığı’nda memurluk yaptı. 1956’da Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde asistan olarak çalıştı. 1959’da İstanbul Edebiyat Fakültesi’nde mezun olduğu bölüme geçti. 1962’de doktor unvanını kazandı. 1963-1966 yılları arasında Londra Üniversitesi, 1967’de Chicago Üniversitesi’nde dersler verdi. 1968’de doçentliğe 1980’de de profesörlüğe yükseltildi. Emekli olduktan sonra Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde hat dersleri veren Alparslan çok sayıda talebe yetiştirmişti.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT