BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mis gibi leş kokuyor!

Mis gibi leş kokuyor!

Bizim sporumuz kaosu pek sever. Gerilim ve hakaret ile beslenir, başkalarını aşağılarda görme ile gelişir, bir yolunu bulup taraftarı sömürme ile yeşerir, parayı çarpma yöntemlerine çiçek açar, komisyonlar, avantalar ve mafyalar tarafından yakalarda dolaştırılır ve mis gibi leş kokar!..



Kaotik ortam Bizim sporumuz kaosu pek sever. Gerilim ve hakaret ile beslenir, başkalarını aşağılarda görme ile gelişir, bir yolunu bulup taraftarı sömürme ile yeşerir, parayı çarpma yöntemlerine çiçek açar, komisyonlar, avantalar ve mafyalar tarafından yakalarda dolaştırılır ve mis gibi leş kokar!.. Gençlik ateşi safsatası Bu kadar sıkıntının tek çözüm yolu ne naklen yayın gelirleri ne de tribün değerleri ile karşılanamaz. Eğer futbolcu yetiştirip satan bir takım oylamazsanız, yaşayamazsınız. Satıp alamazsanız, aldıklarınızın saha içi karşılığı gelmezse bir başka sıkıntı bekler sizi. En azından şapka açıp para toplamak zorunda kalırsınız, ya da tribünlere esir düşersiniz veya 2010 yılının naklen yayın giderlerini harcama yetkisini filan kullanırsınız, belki de oyuncularınız kurşunlanır. Dört adet göz önünde takımımızın dördü de bunları yaşamıyor mu?.. G.Saray, Aydın, Ferhat, Mehmet, hatta Sabri ve Uğur ile geleceği kurtarmanın ışıklarını görüyor ama o ışıkla aydınlanma şansını bulamıyor. Hala da bir takım gol özürlü golcülere teslim oluyor ve gençlerini zorunluluktan kullanıyorsa, orada bir sıkıntı var demektir. F.Bahçe, yangın halinde başvuracağı Semih’i öylesine kullanıp tüketiyor ve eskitiyorsa, Anelka ve Alex gibi iki; nereye gömdüğünü hocanın bile bilmediği iki mayının kaza eseri patlamasına esir düşüyorsa, burada bir arıza var demektir. Arıza kulübede durup durmakta aslında. Semih ve Olcan bir olup o Anelka’yı bir güzel pataklamıyorsa, bu F.Bahçeyi çok sevmelerinden kaynaklanıyordur ancak. Daum oralara pek uğramaz... Zorda olduğu zaman belki. Semih mesela... 15 milyon dolara frikik atmaya gelmiş bir adamı bekler durur. 90 dakika topu ısıracak, makine gibi çalışacak bir adamın ise yüzüne bakmaz. Zafer Biryol bir kafa atmak istemez mi Anelka’nın alnının orta yerine mesela... Beşiktaş’ın Mehmet Sedef ve Rıza’sı da öyle. Ufaktan kesilmeye de başlarlar. Sergen’in olası iyi oynama ihtimaline mahkumdur onlar. Trabzonspor bir Ufukhan yakaladı o kadar. Onu da sıradanlaştırdı. Ülkenin futbolcu fabrikası olan Trabzon kenti kendi kentine sırtını dönmüş garip adamlar peşine düşmüş, kavrulup gidiyor. Anadolu’da doğan yeni güneşleri, pırıl pırıl gençleri saymaya bu köşe yetmez. Üstelik artık, parayı da buldukları için öyle ha dediğinizde alamıyorsunuz da... Sana sevdanın yolları Bana kurşunlar... Birileri uçağın içinde kavga eder ve ardından uçak kalkamaz ve gurbette takılır kalır. Bu nasıl bir ciddiyetsizliktir ki, uçağın kadrosu bile problem olmaktadır iki kulvarda koşan bir üç kuruşa muhtaç takım için... Biri çıkar şapka dolaştırır para toplar. Bunu bile sıkıntı nedeni yaparlar ardından. Bunu bile kendi halinde gizli gizli, adeta bir ibadet ciddiyetinde yapmayı beceremezler. Parası olmayan para toplayana kızar. Para toplayan kendine kızana kızar... Bu kadar kızan, bir avuç para toplayamaz yani... Aydın’ın sözleşmesi yoktur herhalde ve Emre gibi ellerinden kaçırmasalar bari derim bizim kızanlar... Onu da ancak G.Saray becerebilir sayelerinde... Sadece, F.Bahçe TV’de “kırmızı giymenin bile işten atılma nedeni olduğu” bir şiddet ortamı, baskı ve tehdidin ne boyutlarda olduğunu gösterir. Trabzon’da, bitmeyen bir hesaplaşmanın uzantıları ve Vali Hüseyin Yavuzdemir’in siyasi baskılara boyun eğdiği söylentileri ile Trabzon kentini koruma eylemi arasında kurşun sesleri. Bu nasıl bir eylemdir ki, yapan ellerindedir ve hala ortada soru işaretleri dolanıp durmaktadır. Çamur at izi kalsın Bir de işin “sallamalar” tarafı var elimizde. Mesela, Tahkim eskiden basılırdı. Şimdi yeni ve dürüst bir yapılanma içine girmeye çabaladı ya, al sana kaos. Türker Aslan 4’e 1 üstünlükle başkan seçilince Tanju Güvendiren toplantıları terk eder ve bizleri yeni şüphelere gark eder. 80 metreden küfür duyanlara karşılık, üç metreden küfür duyanlara “yanlış duymuşsundur” diyenlerin borusu artık ötmeyecek ya, kavga başlar o zaman işte... Daha bunlar buz dağının görünen kısımları... Souleymane Youla gider Metz kulübüne ve bir anda oralardan sallamaya başlar. “Sergen’i koruma ve kollama yasası” uygulanıyormuş ve Cavcav, “ayda iki kez gelirmiş idmana” gibi... Sana ne be kardeşim... Çarşı Grubu’nun verdiği zararın altını çizmek sana mı kaldı. Bunlar nasıl güçlerdir ki korkmazsın, bre Gine’lim... Kazım bile korkar da “belalı” tezahürata destek verir. Toyluk edip, yarın bir gün geleceği yerlere pislemek değil midir bu... Üstelik öyle veya böyle, hiç bir halt etmeden, ekmeğini de yedin oraların. Önce onu helal ettir bakalım. Yani sallamaların bir kısmı bu... Blöf gırla gidiyor Bir de kendine ambalaj yapan ve ortalığı bulandıranlar var. Bunların başında Christoph Daum geliyor. İkide bir kendini Alman Milli Takımı’na lâyık görür ve ortaya çıkıverir. Oyuncusu elle atar, iter kakar golü yapar, garipleri döve döve yener; ardından da, kendini dünyanın bir yerlerine sallar. Onu gören topçusu da orada başka burada başka konuşur. Dansöz bunlar... Şu son dönemde, Nicolas Anelka’nın başı türbanlı ve üstü çıplak, veya ütü yaparken çekilmiş resimlerinden başka bir gol pozisyonu fotoğrafı bile görebildiniz mi Allah aşkına gazetelerde... Adam, ağız tadıyla bir gol bile kaçıramıyor ki, benim basınım resmini kullansın... Ama benim Anelkam durmadan “adaya gidiyor” veya “bir büyük kulübe” gidiyor. Sürekli yabancı basını düzeltme halindeyiz yerli basın olarak. Misilleme peşinde koşmanın, intikam duygusu sokmanın karşılığı değil midir Uğur Boral’ı alma biçimi. F.Bahçe’nin Uğur’dan çok, onu böyle almaya ihtiyacı olduğunu bilmiyor musunuz?.. S-ÖZ Son dönemde duyduğum en veciz söz: “Kadrom geniş değil. Çok eksiğim var. O nedenle Kadıköy’de Rize maçında bocaladık.” (Christoph Daum) POST-İT Diyarbakırlılar der ki; “Ankaraspor seçimde verdiği desteğin karşılığını almış. “ G.Birliği de Beşiktaş’ın penaltısına aynı şeyi söyler. Hakemle ilgili sorun bulamayan tek takım yine F.Bahçe. Çünkü; G.Saray bir kez daha onu mutlu etmeyi başardı. (Ümit Aktan) G.Saray’a toplanan yardım için Adnan Polat-Faruk Süren dayanışması gerçekleşiyor. Kampanyanın adını değiştirelim: “Faruk Süren’e Yardım Kampanyası...”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 98028
    % 0.96
  • 5.7029
    % -0.53
  • 6.3956
    % -0.91
  • 7.0772
    % -1.06
  • 258.521
    % -0.48
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT