BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Organize suç şüphesinden ceza yedik

Organize suç şüphesinden ceza yedik

Gazetecilikte 40 yılına dayanmış, dahası, Galatasaray’ın Neuchatel Davası’nı yerinde, hem de dönemin UEFA yetkililerince dirsek temasında bulunarak takip etmiş bir spor yazarı olarak, FIFA’nın ülkemize kestiği son ağır cezanın altında sadece ve sadece “Kanaat” olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.



Gazetecilikte 40 yılına dayanmış, dahası, Galatasaray’ın Neuchatel Davası’nı yerinde, hem de dönemin UEFA yetkililerince dirsek temasında bulunarak takip etmiş bir spor yazarı olarak, FIFA’nın ülkemize kestiği son ağır cezanın altında sadece ve sadece “Kanaat” olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Yani FIFA Disiplin Kurulu, ne hakemin, ne gözlemcinin, ne de FIFA komiserinin raporlarına itibar etmiştir. Disiplin Kurulu, kendisine ulaştırılan bazı ihbarları dikkate alarak soruşturmayı derinleştirmiş ve sonunda da tarihte rastlanmamış, hem seyircisiz, hem de yabancı saha cezasını kesmiştir. Peki, bu görüşe nereden vardınız diyeceksiniz. Evet, Türkiye’ye kanaat edinme yoluyla ceza verilmiştir. Çünkü; bu görüşüme dayanak teşkil eden unsur, FIFA Disiplin Kurulu’nun Bahreynli Asbaşkanı, yardımcı teknik adamlarımızdan Mehmet Özdilek’e sorduğu şu soruda yatmaktadır: “DEVLETLE VE AVRUPA KARŞITI SAĞ KANATLA BAĞLANTILARI OLAN BİR İNSAN TARAFINDAN BİR KARGAŞA ÇIKARMANIZ İÇİN TALİMAT ALDIĞINIZ YOLUNDAKİ İFADELER İÇİN NE DİYECEKSİNİZ?” Bakınız, Disiplin Kurulu’nun Asbaşkanı, böyle bir şey var mı demiyor... Ne diyor ? “Talimat aldığınız yolundaki ifadeler...” Yani birileri, FIFA Disiplin Kurulu’na, Türkiye’nin devlet güçleri, yani Futbol Federasyonu, yani güvenlik sorumluları aracılığıyla ve de siyasal etkinliği olanlar yardımı ile İsviçre kafilesi üzerinde terör oluşturup... Ne derseniz deyin, nasıl yorumlarsanız yorumlayın, bu ceza, delillere dayanılarak değil, kanaatle verilmiştir. Haaa FIFA’nın elinde bu kanaate sürükleyecek hiç mi delil yoktu? Buradan hareketle karar vermeyi uygun görmüş bir kurul için, havaalanı karşılaması yetmez mi? Yine vurgulamak isterim; Neuchatel olayını takip etmiş olduğumdan önemli bir yere değinmek istiyorum. O davada, maçın hakemi Fransız Joel Quiniou, Galatasaray’ın itirazından sonra UEFA Tahkim Kurulu’na çağırılmış ve orada aynen şu ifadeyi vererek temsilcimizin kurtulmasını sağlamıştı: “Evet, müsabaka sırasında yardımcılarımdan birinin kafasına para atıldı ve kafası yarıldı. Kendisini tedavi ettirdikten sonra maça devam edip edemeyeceğini sordum. İyiyim cevabını aldım. Neuchatel takımından da bir oyuncu aynı şekilde yaralandı. Ona da sordum, o da oynayabileceğini belirtti. Bunun üzerine müsabakanın devamında bir sakınca görmedim, oynattım ve salimen bitirdim... “ Bakınız, orada da rakip İsviçreli... Ama hakemin bu ifadesi Galatasaray’ı kurtarmıştı. Şayet Fransız hakem, “Korkudan oynatmak zorunda kaldım” deseydi, Galatasaray’ı kimse kurtaramazdı. Şimdi tekrar bugüne dönelim... Maçın Belçikalı hakemi De Blecker’in, Polonyalı komiserin ve İngiliz gözlemcinin raporlarını defalarca okudum. Buradan bakınca, Türkiye en fazla iki maç yabancı sahada veya bakın ve demiyorum veya diyorum, seyircisiz oynama cezası alırdı. Alpay, Şifo Mehmet ve belki de rakibe atılan faili meçhul tekmeden dolayı da bir başka birisi ceza alırlardı. Hepsi bu... Ama neredeyse ihraç anlamı taşıyan bu ağır cezanın tamamen kanaatle verildiği, sanırım Neuchatel olayı ile yan yana konduğunda daha berrak biçimde ortaya çıkmaktadır. Evet, Milli Takım veya ülke futbolu organize suç işlenmiş kuşkusuna kurban edilerek bu ağır cezaya çarptırılmıştır. Acaba FIFA Disiplin Kurulu, “...Talimat aldığınız yolundaki ifadeler...” dizisiyle neyi anlatmaya çalışmıştır? Ya da, kendilerine böyle bir ihbar kimler tarafından, kimler kastedilerek, hangi olaylar gösterilerek yapılmıştır? Böyle bir organize hareket gerçek midir? İşte Türkiye, karara itiraz edeceğine, önce bu soruların cevaplarını, hem de acilen bulmak zorundadır. Çünkü, ne Tahkim’den, ne de CAS’tan hafifletme çıkacağını hiç ummuyorum. Soruların cevaplarını bir an önce bulmak, aynı zamanda geleceğin de aydınlaması anlamını taşımaktadır. Buraya kadar yazdıklarımın aksi yönünde fikri olanlarla, sabaha kadar istedikleri platformda tartışmaya da hazırım. Yeter ki, ülkem aydınlansın!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT