BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Neye karşıyım?

Neye karşıyım?

Okuyucu soruyor: -Yazılarınızda sık sık dokunduruyorsunuz; Anayasa’da yer alan “sosyal devlet”e karşı mısınız? (Böyle bir soru ile karşılaşınca, önce birkaç kere yutkunuyorum, daha sonra cevap vermeye çalışıyorum.)



Okuyucu soruyor: -Yazılarınızda sık sık dokunduruyorsunuz; Anayasa’da yer alan “sosyal devlet”e karşı mısınız? (Böyle bir soru ile karşılaşınca, önce birkaç kere yutkunuyorum, daha sonra cevap vermeye çalışıyorum.) Aman efendim, o nasıl söz! Bendeniz, hiçbir şeye “dokundurmuyorum!” Biz, sosyal devlet kavramına değil, bu kavramın arkasına gizlenerek işlenen fiskal rezaletlere karşıyız. Elbette, gelir dağılımı çarpık ve bölgesel gelişmişlik farklarının göz kırptığı bir ülkede eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve alt yapı gibi alanların tamamen piyasaya terk edilmesini, vatandaşların da, söz konusu hizmetleri talep eden birer müşteriye dönüştürülmesini arzu etmiyorum. Ne var ki, kafamı tırmalayan bir dizi soruya cevap arıyorum. Şöyle ki: *Planı, programı, projesi, finansmanı, fizibilitesi olmayan bir sosyal devlet olur mu? *Kağıt üzerinde kalan, hayata geçirilmesi mümkün olmayan bir projenin, seçim nutuklarına malzeme olmaktan başka bir yararı var mı? *Kamu maliyesi müflis bir ülke, sosyal devlet projesi üretebilir mi? *Sosyal güvenlik açıklarını tırmandıran bir yapılanma ile nereye gidebilirsiniz? *Şubat 2001 krizinden sonra, iç borçlar için radikal bir “konsolidasyon,”dış borçlar için cesur bir “moratoryum” düşünen bir ülkede sosyal devlet ne yapıyordu? Nasıl becerdik? Biz yıllarca ne yaptık? *Kaynak dağılımını çarpıtan popülist politikaları, çağımızın en güçlü maskelerinden “sosyal devlet” tabusuyla meşrulaştırarak ideolojik koruma altına almadık mı? *Sonuç olarak, “sosyal devlet” adına, “sosyal devlet” tahrip edilmedi mi? Sosyal devlet projesi üretmeye soyunanlara şunları sormak gerekiyor: *Çiftçiyi, köylüyü, memuru, işçiyi, esnafı, emekliyi ve diğer mağdurları, nasıl memnun edeceksiniz? *Sağlık, eğitim, bölgesel dengesizlik, işsizlik,yoksulluk gibi konulara ilişkin çözümleriniz nerede? *Sosyal güvenlik sisteminin açıklarını nasıl kapatacaksınız? *Milli gelir çorbasının kesafetini ve bileşimini nasıl değiştireceksiniz? Faizin ve rantın payını azaltıp, ücretin payını artırabilecek misiniz? *Gelir transferi yapmak amacıyla, hangi harcamaları pompalayacaksınız? *Gündeminizde geniş kapsamlı bir vergi reformu var mı? Kümesteki kazlar değişecek mi? Sosyal devlet kisvesiyle sosyal devleti çökerten finansman açıkları, bir mühendislik hatası olarak ortaya çıkmıyor. Peki, ne oluyor? Ne olduğu son derece açık; kamu yararı maskesiyle özel çıkarlar kollanıyor. Başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere, gelişmiş ülkelerin tamamı, sosyal devlet ve sosyal güvenlik kavramlarını sık sık masaya yatırıyor. Okuyucumuzun tabiriyle ifade edecek olursak, onlar da, aynı kavrama “dokunduruyor!” Gelelim Anayasa’ya... Anayasa ne diyor? Anayasa’nın 2. Maddesi’nde, Türkiye Cumhuriyeti’nin “...demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devleti...” olduğu yazılı. Devletin iktisadî ve sosyal ödevlerinin sınırlarını çizen 65. Madde ise şöyle diyor: “Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek, malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.” Demek ki neymiş? Anayasamız, fevkalade isabetli bir biçimde, önceliği, “makroekonomik istikrara ve mali disipline” veriyormuş. Bilmem, anlatabildim mi?
Kapat
KAPAT