BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çelik: Elbise değil kafa önemli

Çelik: Elbise değil kafa önemli

* Bakan Çelik, “İnsanları tek tip kıyafet giymeye zorlamak, kabul edilebilir bir şey değildir” dedi. * “İnsanın giyimiyle, saçıyla, sakalıyla, bıyığıyla uğraşmayalım. Gelin şu kafanın içiyle uğraşalım”



> NURİ ELİBOL MİLLİ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK DANIŞTAY’IN TÜRBAN KARARINI DEĞERLENDİRDİ: ------ TOKAT - Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Danıştay’ın türban kararını değerlendirerek,”Öğretmenin okula giderken giyeceği elbise bellidir. İnsanları tek tip kıyafet giymeye zorlamak, kabul edilebilir bir şey değildir” dedi. Çelik, çeşitli açılış törenlerine katılmak üzere gittiği Tokat’ta İhlas Ankara Medya Grup Başkanı Nuri Elibol’un sorularını cevapladı. Çelik’in gündemdeki sorulara ilişkin verdiği cevaplar şöyle: ‘Bunlarla mı uğraşacağız...’ Danıştay’ın, başörtülü bir öğretmenin okula gidip gelirken de başörtüsü takamayacağı yönündeki kararını nasıl değerlendiriyorsunuz? Öğretmenin okula giderken hangi kıyafetle gideceği bellidir. Ancak öğretmen hafta sonu pikniğe gittiği zaman aynı kıyafetle gitmek zorunda değildir. Bir öğretmenimiz bluejean giydi diye ‘Efendim sokakta benim öğrencim beni böyle görürse olmaz’ şeklinde bir yaklaşım olamaz. Bir kasabın, kasap dükkanındaki kıyafetiyle evdeki çoluk çocuğu arasındaki kıyafeti veya bir düğüne giderken giydiği kıyafeti aynı değildir. Doktorun hastanede giydiği kıyafetle normal hayatındaki kıyafeti aynı değildir. Olmak zorunda da değildir. İnsanları tek tip kıyafet giymeye zorlamak demokratik olarak, hukuk sistemi içerisinde, kabul edilebilir bir şey değildir. Dolayısıyla biz çok fazla insanın giyimiyle, kuşamıyla, saçıyla, sakalıyla, bıyığıyla uğraşmayalım. Gelin şu kafanın içiyle uğraşalım. Türkiye bunlarla mı uğraşacak, Allah aşkına...” Yeniden yapılanma Bakanlık Merkez Teşkilatını yeniden yapılandıracağınızı söylüyorsunuz. Bunu ne zaman gerçekleştireceksiniz? Bakanlık merkez teşkilatını yeniden yapılandırma çalışmasını bitirdik, hazırlığımızı Başbakanlığa gönderdik. Genel Müdürlük sayısını azaltıyoruz. Benzer alanları birleştiriyoruz. Şu anda Tarım Bakanlığı’nın yeniden teşkilatlandırılması görüşülüyor. Sonra sıra bize gelecek. Şu anda tam rakamı hatırlamıyorum ama sanıyorum genel müdürlük sayısı 22’den 11’e iniyor. Bakanlık teşkilatı ve bölge milletvekilleri ile birlikte illere 3-4 günlük seyahatler yapıyorsunuz. Ne amaçlıyorsunuz? Eğitim ile ilgili problemler açısından en problemli illerden başlayarak şu ana kadar 35 civarında ilimize ziyaret gerçekleştirdik. Bu ziyaretlerden maksadımız, o ildeki eğitimi alt yapısı, fiziki mekan, personel, ders araç ve gereçleri, eğitim programlarının uygulanması, verimlilik ve eğitim kalitesi ile ilgili mevcut durumu yerinde görerek-dokunarak teşhis etmek. Teşhis edilen bu problemleri bir program dahilinde tedavi etmek. Ben bu illere gitmeden iki gün önce Milli Eğitim Bakanlığı’nın 22 üst düzey yöneticisini, bakanlık müsteşar yardımcısı ile birlikte o ile gönderiyorum. Bakanlık merkez teşkilatı o ilin bütün okullarını geziyor, öğrencileri, öğretmenleri ve okul yöneticileri ile il ve ilçe milli eğitim yöneticilerini dinliyor. 4-5 gün boyunca o ilin ve bağlı ilçelerinin eğitim konusu adeta mercek altına alınıyor. Daha sonra benim bölge milletvekillerinin (iktidar-muhalefet), valinin, il-ilçe-kaymakam ve belediye başkanları- milli eğitim müdürlerinin ve ildeki il bayındırlık-sağlık müdürleri ve 22 bakanlık üst düzey yöneticisinin katılımı ile bazen 7-8 saat süren bir değerlendirme toplantısı yapıyoruz. Sistemin röntgeni çekiliyor Bu toplantılardan sonuç alıyor musunuz? Bu toplantılarda bütün meseleler masaya yatırılıyor. Çözüm teklifleri alınıyor. Mahalli yöneticilerin bütün talep ve teklifleri alınıyor. O ilin eğitimle ilgili çekilmiş olan röntgeni üzerinde tartışıyoruz. Sonuçta konu ile ilgili görevli müsteşar yardımcısı bir sonuç raporu hazırlıyor. Bu raporu bir eylem planına dönüştürerek meseleleri bir uygulama takvimi dahilinde çözüm-tedaviye başlıyoruz. Bu uygulama ile merkezi idareyi mahalli idarenin ayağına getiriyoruz. Bakanlığın sıcak koltuklarında oturarak meseleleri uzaktan hayal etme, mahalli yöneticileri Ankara’ya yığıp makam kapılarında bekletme devri bitti. Artık problemler mahallinde gidilerek, dokunularak teşhis edilecek ve çözümler de yerinde mahalli yöneticilerle birlikte çözülecek. Bu uygulama ile birlikte artık valilerin, milli eğitim müdürlerinin, belediye başkanlarının Ankara’ya gelmelerine, merkez teşkilatındaki bir genel müdürün kapısında beklemelerine gerek kalmıyor. Ayrıca bölge milletvekilleri de bu toplantılar vesilesiyle tüm tespit ve taleplerini bizimle geniş zaman diliminde paylaşma fırsatı buluyorlar. Uygulamanın başka güzel bir tarafı da; merkez teşkilatı üst düzey yöneticileri ile taşra teşkilatı yöneticileri birbirlerini tanıma-meseleleri yüz yüze birinci ağızdan paylaşma fırsatı buluyorlar. Diğer yandan mesela Kız Teknik Öğretimi Genel Müdürü belki de ilk kez o kendisine bağlı Kız Meslek Liselerini görme ve yöneticileri-öğretmenleri ile tanışma fırsatı buluyor. Kar-kış demeden haftanın son 4 gününü (Perşembe-Cuma-Cumartesi-Pazar) bu işe ayırarak Türk Milli Eğitimi sisteminin röntgenini çekeceğiz. Unutulmasın ki Türkiye artık Ankara’dan idare edilemeyecek kadar büyük bir ülke. >>> İptale şaşırdım Danıştay’ın Açık Lise Yönetmeliği’ni iptal etmesine şaşırdığını söyleyen Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik şöyle konuştu: “Beklemiyordum. İptal edilebileceğini aklımdan bile geçirmedim. Yargı kararlarını saygıyla karşılamak durumundayız. Bu kararı da saygıyla karşıladığımı ancak bu karara şaşırdığımı belirtmek istiyorum. Danıştay Kararlar Üst Kurulu’na yürütmenin durdurulmasının iptali için başvuracağız. Adaletin kendi mekanizmaları içerisinde yanlışları düzelteceğine inanıyoruz. Bu yönetmelikle ilgili olarak Danıştay kararından önce müracaat edenler bu haktan yararlanacaklar. Şu anda kesin rakam aklımda yok ama bu sayının 25 bin civarında olduğunu hatırlıyorum. Alınan kararlar geriye doğru işlemediği için karardan önce müracaat edenler bu yönetmeliğin sağladığı imkanlardan istifade edecekler.” 9 kişi için 91 kişi Meslek liseliler arasında İmam Hatip lisesi öğrencilerinin sayısının yüzde 9’u geçmediğini söyleyen Bakan Çelik, “Türkiye meslek liseleri ile ilgili meseleleri çözmek zorunda. Türk sanayi sektörünün ciddi miktarda teknik ara elemana ihtiyacı var. Meslek liselerine ilgi ciddi oranda her yıl azalıyor. Türk ekonomisi nitelikli ara eleman ihtiyacını nereden karşılayacak? Meslek liselerine ilgiyi artırmak için meslek liselerini bitirenlerin uğradığı haksızlıkları, onlara uygulanan engellemeleri kaldırmak zorundayız. Gelişmiş ülkeler meslek liselerine ilgiyi artırmak için her yola başvururken biz dünyanın tersi bir uygulama ile meslek liselerini kapanacak noktaya getirdik. Meslek liseleri deyince bazılarının aklına hep imam hatip liseleri geliyor. İmam hatip liseleri öğrencilerinin sayısı meslek lisesi öğrencilerinin toplam sayısının yüzde 9’u. Yani yüz öğrencinin 9’u imam hatip öğrencisi, 91’i diğer meslek liselerinin öğrencileri. 9 imam hatipliye kafayı takan peşin hükümlü zihniyet 91 meslek lisesi öğrencisini 9 kişi için feda ediyor, gözden çıkarıyor. Bu doğru bir mantık değil. Savunulabilecek bir uygulama değil. Hep birlikte bu problemi aşmak zorundayız. Bunu kördüğüm halinde bırakamayız. Bu ülkemizin temel meselelerinden biri. Üstünü kapatıp görmemezlikten gelemeyiz. Orta öğretimle ilgili yapılan bir düzenleme YÖK’ün sorumluluk ve yetki alanının dışındadır. YÖK neredeyse ilköğretimle ilgili düzenlemelere bile karışmak niyetinde sanki” dedi. >>> Bu düzeltme isabetli oldu YÖK’ün meslek lisesi mezunlarına uygulanacak ÖSS ek puan katsayısının düşürülmesine ilişkin uygulaması hakkında Danıştay’ın durdurma kararı vermesini nasıl karşılıyorsunuz? Bu 0.08 ile 0.24 katsayısı ile ilgili alınan karar yanlıştır. Bakın bu Anadolu Öğretmen liseleri ile ilgili olarak gündeme geldi. Sanırım itiraz da Anadolu Öğretmen liseleri öğrencileri tarafından yapılmış. Biz çekirdekten, daha ilköğretimi bitirmiş olan öğrencileri Anadolu Öğretmen liselerine alarak daha kaliteli, motivasyonu açısından ruhen hazır olan öğretmenler yetiştirmek istiyoruz. Ve yükseköğretim kurumlarına, onların gitmesini istiyoruz. Yükseköğretim, öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarını tercih ettikleri zaman da Anadolu Öğretmen liseleri öğrencilerine burs veriyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı olarak ciddi burslar veriyoruz. YÖK tarafından alınmış o karar yanlış bir karardı. Ve Anadolu Öğretmen liselerinin varlığını hiçe sayan ve onları adeta anlamsız hale getiren bir karardı. Bence bu düzeltme isabetli olmuştur. Bunu hayırlı bir karar olarak görüyorum. Yani alınan bu karar Anadolu Öğretmen lisesi camiasını sevindirmiştir. Tabi bu meslek liseleri için de emsal teşkil edecek bir karardır. Kendi alanlarında bir yükseköğretim kurumunu tercih ettikleri zaman avantajlı hale gelecekler. >>> İmtihan sistemini değiştireceğiz Öğretmenler şu anda uygulanan KPSS’nin hatalı bir uygulama olduğunu, kendi branşlarıyla ilgili sınanmadıklarını söylüyorlar. Bu imtihan sistemi değişecek mi? Bu teşhis yanlış değil. Biz öğretmenlerin bir genel kültür bilgisine sahip olmaları yanında branşlarında yeterli olmaları ve bunun sınanması, ölçülmesi gereğine inanıyoruz. Mevcut imtihan sistemini her iki konuda yeterliliği ölçebilecek duruma getirmek için değiştireceğiz. 116 branşta öğretmen alımı yapılıyor. Takdir edersiniz ki bu kadar branş için soru bankası oluşturmak zaman alacaktır. Bu çalışmaları bitirdiğimizde bu uygulamayı başlatacağız. >>> Mahrumiyet bölgesinde görev yapana ek gelir Öğretmenlerin zorunlu hizmet kapsamındaki illeri neden değiştiriyorsunuz? Bu çalışma hangi aşamada? Mahrumiyet bölgelerinin, mecburi hizmet kapsamındaki yerleşim birimlerinin yeniden düzenlenmesine ihtiyaç vardı. Bu alanda bir adaletsizlik söz konusu. Mesela birinci bölge kapsamındaki Ankara’nın Çankaya ilçesi ile Balâ ilçesini, aynı kapsamda değerlendirmek doğru değil. Bu yanlış ve adil olmayan uygulamayı değiştirmek için bir çalışma başlattık. Ayrıca bu çalışma ile mahrumiyet bölgelerinde görev yapan öğretmenlerin gelirlerini artırmak istiyoruz. Mahrumiyet bölgelerinde görev yapmayı özendireceğiz. Çalışmamız bitmek üzere. Öğretmenlere ne kadar imkan sağlasak azdır. Bütçe imkanları ölçüsünde öğretmen maaşlarını artırdık, ek ders ücretlerini ciddi bir oranda artırdık. Yeterli mi, değil. Ama Türkiye’nin bütçesinin sağladığı imkanları azami oranda zorladık.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT