BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İktidar patronu DSP’den, Meclis Başkanı MHP’den (mi?)

İktidar patronu DSP’den, Meclis Başkanı MHP’den (mi?)

Parlamentomuz bugün en fazla 4. turda yeni başkanını seçecek.



Parlamentomuz bugün en fazla 4. turda yeni başkanını seçecek. Nedeni de başkan adaylarının hazırlıklı ve partilerimizin programlı olduklarından falan değil, yoklamaların bilgisayarla hızla yapılmasından. Yok öyle eskisi gibi saatlerce süren yoklamalar. Taze milletvekillerinin “parmak izleri”nin alınmasının nedeni işte bu yoklamalar içindi. Mehmet Ali Çıtak arkadaşımızın Türkiye’deki dünkü haberini okudunuz: “MHP, (hükûmet başkanı Ecevit olacak ise, Meclis Başkanlığı bizim olsun) diyor.” Genel Sekreter Koray Aydın sürekli bu arzularının altını çiziyor. Geleneğe, bozulan teamüle değil demokrasiye ve uzlaşmaya dikkat çekiyor. Çekişme; FP, ANAP ve DYP adaylarının rakamsal olarak bir iddiaları olmayınca DSP ile MHP arasında geçeceğe benziyor. Bana göre de 3. turda yani 276 oyla yeni TBMM Başkanı belli olabilir. DSP’nin üç adayından Sayın Uluç Gürkan, eski arkadaşı ve yoldaşı Milliyet Yazarı Hasan Cemal’in hatıralarını yazdığı “Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım”la eski havasını bulamayacağa benziyor. Öteki adaylardan Hikmet Sami Türk ve Hikmet Uluğbay’dan hangisi daha fazla oy alırsa bir sonrasındaki turda şanslı olacak. Ecevit’in Uluğbay’a; DSP Grubu’nun da Türk’e daha sıcak baktığı seslendiriliyor. MHP’ye gelince.. Sadi Somuncuoğlu’na sadece kendi partisi değil, öteki siyasi oluşumlar da sıcak. Sadi Bey, FP’den de, ANAP’tan da, DYP’den de oy alabilecek bir isim. MHP’den ikinci isim Murat Sökmenoğlu; Hatay Milletvekili (DYP) iken, rahmetli Özal’ın cumhurbaşkanı seçilmesi halinde sine-i millete döneceğini açıklayan ve bunu gerçekleştiren bir parlamenter. Tasvip edilir veya edilmez sözünü tutan bir politikacı. Zaman zaman dün Tunca Toskay ve Sebahattin Çakmakoğlu’nun da isimleri duyuldu. Ama ben gece yarısı saat 24.00’ü bekleyemem. Sadi Somuncuoğlu’nun devlet terbiyesi, birikimi, politikadaki ve koalisyonlardaki tecrübesinden; oluşacak bir hükümet ortaklığında daha fazla istifade edilebileceği görüşü de ağırlıklı ama, TBMM başkanlığında daha geniş bir taban bulması ihtimali çok fazla. Başbakan Ecevit’in TBMM Başkanlığı seçimini öncelikle değerlendirerek, hükümet kurma girişimlerini geriye atması “pazarlık gücü” açısından önem kazanıyor. Yani Bülent Bey; bir taşla iki kuş vurmanın yollarını sınıyor. Muhsin Yazıcıoğlu’na göre Bülent Ecevit güçlü olduğu dönemlerde şahin, olmadığını hissettiği devrede ise demokrat, uzlaşmacı, hoşgörülü yanını öne çıkarıyor. DSP şu an birinci parti konumunda bulunduğundan, bu avantajını iyi değerlendirmek istiyor. Ancak karşısındaki lider Devlet Bahçeli çetin ceviz çıktı. Nitekim ilk görüşmelerinde de Ecevit’in bir serzenişine karşılık “Bizim grubumuzda da sizin bazı arkadaşlarınıza öyle pek sıcak bakılmıyor” demesi, değişmediklerinin altını çizmesi, nihayet “soruşturma komisyonlarının suçlu bulduğu kişiler kendi milletvekilleri dahi olsa Yüce Divan’a göndereceklerini” açıklaması etkisini yeni yeni göstermeye başladı. Sayın Mesut Yılmaz’ın da bu çerçevede gönderilen değil de kendi giden mesajını vermesi, ardından da “Biz, DSP ile daha önceki hükümette uyumlu çalıştık. Hepsi bu. Bundan sonra biz oluşacak bir koalisyonun 3. partisi olacağız. Değerlendirmemizi de ona göre yapacağız” demesini buna bağlayan onca siyasi gözlemci bulunuyor. Görünen o ki MHP siyasi arenaya bir değişim getirdi, hız kazandırdı. Çünkü Yılmaz’ın Yüce Divan’a gitme arzusunu açıklamasından sonra, hiç konuşmayan, sağlamcı ve örtülü lider adayı Lütfullah Kayalar’ın “Mesut bey bu açıklamasıyla fiilen başkanlığını yitirmiştir” demesi, DYP’de bazı sorunların yaşanması akla gelen ilk örnekler. Bugün kimse, DSP Adana Milletvekili Tayyibe Gülek’in bile ABD vatandaşı olduğu iddiasını tartışmıyor, herkes heyecanla TBMM Başkanlığı’na kimin seçileceğini bekliyor. “Sadi Somuncuoğlu neden olmasın?” diyenler de bir hayli fazla. BİR OKUNACAK ESER Bir değerli edebiyatçı bürokratımız 15. eserini yayınladı. Sağlık Bakanlığı Özel Kalem Müdürü İbrahim Ulvi Yavuz, Beka Yayınları (Çatalçeşme Sk. 27/8 Cağaloğlu-İstanbul Telefon: 0 212 512 51 66) arasında “Ana Hatlarıyla Türkiye’de Roman San’atı ve Gelişimi Üzerine Bir Deneme” adlı çalışmasıyla, araştırmacı kimliğini öne çıkararak, kitap dostu ve üretme özelliğini pekiştirdi. Yavuz’un bu çalışmasında Tezli Romanlardan (inkılap, köy, ihtilal, milli, dini ve farklı romanlar) yola çıkarak bu edebi türün anlamı, mahiyeti, Türkiye’ye girişi üzerinde duruyor, 25 ünlü Türk Romanı’nı özetliyor. Bununla kalsa iyi; meraklıları ve tiryakileri için de doğuşundan günümüze Türk Romanları Kronolojisi’ni, doğum tarihlerine göre yazarları ve romanlarını hatırlatıyor, sayıyor. Alkışlayabilirsiniz bu gayreti, zahmeti ve disiplini. BİR DİKKAT ÇEKME Çarşı müşterileri ve Advantage kart sahipleri ödemelerde uzun kuyruklardan şikayetçi. Ekstrelerin geç gelmesi de öyle. Hesap ve bilgi sormak için gösterilen (0 212 331 00 00) nolu telefonun bütün çağdaş mağazalardaki gibi tüketici lehine neden bedava olmadığı, 0 800’lü telefon kullanılmadığı da hatırlatılıyor. Ah rekabet ne hoşsun.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT