BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Savaş mı daha zor, barış mı?

Savaş mı daha zor, barış mı?

Ne Mehmed Vahideddin- Mustafa Kemal tavrı, ne Enver Paşa-Mustafa Kemal çekişmesi, ne İsmet İnönü-Çerkez Ethem mücadelesi, ne İsmet İnönü-Adnan Menderes kavgası...



Ne Mehmed Vahideddin- Mustafa Kemal tavrı, ne Enver Paşa-Mustafa Kemal çekişmesi, ne İsmet İnönü-Çerkez Ethem mücadelesi, ne İsmet İnönü-Adnan Menderes kavgası, ne İsmet İnönü-Süleyman Demirel ağız dalaşı, ne Süleyman Demirel-Bülent Ecevit dövüşü, ne Süleyman Demirel-Turgut Özal didişmesi... Zihninizi yoklayarak bu misalleri uzatabilirsiniz. Bunlar ve sizin ilave ettiklerinizden hiç biri... Evet; hiçbir tavır, çekişme, mücadele, kavga, ağız dalaşı, dövüş, didişme bu cemiyeti bugünkü kadar germedi. Herkes kızgın sac üzerinde gibi Belki saydıklarımızın hepsinde o haller, hep üstte, yukarıda, yönetenler arasında oldu. Millet karışmadı, taraf olmadı, sesini çıkartmadı. Bugün öyle değil. Vaziyet tehlikeli. Bu ne sağ-sol kavgasına benziyor, ne gerici ilerici sataşmasına. “İşte huzuru yakalıyoruz” derken kavganın en fenasına yakamızı kaptırdık. Sokaktaki insan, birbirine yan bakar hale geldi. Otobüste, trende, alışveriş merkezinde, üniversitede, devlet dairesinde.... İnsanlar; yani öz be öz vatandaşlarımız, aynı ülkenin mensupları, aynı dînîn salikleri giderek kamplaşıyorlar. Sun’î bir laik anti-laik dövüşü pompalanıyor. Tezgâha dikkat. Bu tezgâha gelenler, 12 Eylül 1980 öncesini hatırlasınlar. 27 Mayıs 1960 öncesini düşünsünler. Kim kime el kaldıracak? Aynı apartmandaki, aynı kattaki vatandaşlarımız birbirinin boğazına mı sarılacaklar? Tehlike bu ve telaffuz etmek istemediğimiz daha ötesi. Onun için herkes aklını başına toplamalı. Ve medya kendine gelmeli. Medyadaki sorumsuzluk cinnet halini aldı. Üçüncü dünya harbi çıkmışcasına atılan bu manşetler sadece zarar veriyor. Herkes soğukkanlılıkla ne konuştuğunu, ne yazdığını, ne iddia ettiğini, neyin peşinde olduğunu, kime hizmet ettiğini şöyle bir tasavvur etmeli. Akıl terk edilmiş, mantık unutulmuş. Varsa yoksa duygular. Tabiî ki insan duygusuz olmaz. Duygusuz kimsenin robottan farkı kalmaz. Fakat duygudan ibaret de olamaz. Seçimlerden henüz çıktık. Bir hükûmet kurulması arefesindeyiz. Korkmayınız kıyamet kopmayacaktır. Telaşa, paniğe, velveleye, mübalağaya gerek yok. Biz aklımızı şuurumuzu, mantığımızı bir kenara bırakıp münhasıran hislerimizle hareket edince bakınız önce İran bir şeyler homurdanmaya başladı. Yarın da Papalık karışmaya kalkışır. Tarihte de hep böyle olmamış mı? Akıllı toplumlar bilgi ile tartışarak doğruyu bulur. Bizde neden sloganlar ön planda? Geri kalmış memleketler, slogan ve sopalarla konuşuyorlar. Bir İsviçre’de, Fransa, Almanya, Belçika, İsveç’te hiç darbe oluyor mu? Mozambik ve Zaire ve benzerlerinde yani Asya-Afrika’da alabildiğine. Hani Avrupalıydık. Sahiden bir kısım toprağımız da Avrupa’da. Barışın temin ve devamı, savaştan daha zordur. Bu zorluğu aşmalıyız. Bu zorluk yine aklı başında mes’elelere şuurla yaklaşabilen bir hükûmetle aşılacaktır. Dikkatimizi iyi bir hükûmet için harcamalıyız.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT