BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İliklerine kadar titredi...

İliklerine kadar titredi...

Halime kadın, oğlunun sokak kapısını kapatmasıyla elindeki işini olduğu yere bıraktı.



Halime kadın, oğlunun sokak kapısını kapatmasıyla elindeki işini olduğu yere bıraktı. Yüzünde taş gibi bir ifade vardı. Gözleri kısılmış, dudakları kilitli bir halde düz bir çizgi şeklini almıştı. Sanki yirmi yaş daha yaşlanmış gibiydi. Bir insanın hayatının sona ereceğini bilmesi ne korkunç bir şeydi... Oğlu ne olacak, yalnız başına nasıl yapacak, mürüvvetini göremeyecek mi, bütün bunları düşünüyor, yüreğinin üzerine bir değirmen taşı gibi çöken sıkıntıyı taşıyamıyordu. Derin bir nefes aldı: - Ne yapalım, mukadderat! Yüce Allah’ın verdiği ömür bu kadarsa yapacak bir şey yok. Diye mırıldandı. Hemen hareketlendi. Banyoya gidip abdestini tazeledi. Namazını kılıp Kur’ân-ı kerim okumaya başladı. Başını Allah’ın kitabından kaldırdığı zaman saatler geçmişti ama yaşlı kadının önceki halinden eser yoktu. Sanki rahatlamış, hafiflemiş, daha olgun, daha doğru bakmaya başlamıştı olaylara. Seccadesini topladı. Hava kararmak üzereydi. Kadir bir saat diye gitmişti ama hâlâ meydanda yoktu. Yavaşça yerinden kalktı, akşam yemeği için sofrasını hazırlamaya başladı. Yüreğinin en dip köşelerinden birinde senelerdir duran huzursuzluğu yeniden hissetti. Asıl canını sıkan şey Kadir’in bugün sorduğu soruydu. Genç adam durup dururken atılmıştı: - Keşke babam sağ olsaydı, yanımızda olsaydı! İliklerine kadar titremişti yaşlı kadın. Yıllardır yüreğinin en derinliklerine hapsettiği ıstırabı bir anda alevlenivermişti. Hayatında ilk ve son defa, hem de canından çok sevdiği insana yalan söylemiş olmanın huzursuzluğunu yaşıyordu bunca zamandır. Artık geri dönüşü olmayan bir yerdeydi. Bu yaşa gelmiş ve bütün yüreğiyle kendisine inanmış olan oğluna bu saatten sonra: - Baban yaşıyor oğul, hem de burada, bu şehirde!.. diyemezdi. Oğlu, Kadir’i o zaman bunca yılın hesabını sormaz mıydı... Yetim büyümenin yaşattığı ıstırabı nasıl yok edecek, bunca zamandır yaşadığı özlemi, çektiği acıları ne şekilde göz ardı edecekti?.. Halime hanım elleriyle yüzünü ovuşturdu. Yine göğsünün sağ tarafında bir sızı başlamıştı. Midesi bulandı. İçinde bulunduğu durumun karışıklığından bunalmış bir halde kendini bahçeye attı. İyice serinlemişti hava. Birkaç günlük kömürleri vardı. Uzun teneke kovaya biraz doldurdu. Birkaç parça tahta aldı kömürlükten. Belki Kadir üşümüş olarak gelirdi. Biraz yakarsa kırılırdı içerinin havası. Kapının önüne gelince içeri girmek istemediğini fark etti. Hemen oracığa, basamaklara oturdu. Açık hava biraz iyi gelmişti. Ürperdiğini hissetti ama hiç kıpırdamadı. Düşünceleri birden yıllar öncesine kaydı... Yaşadığı o acı dolu günler bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçmeye başladı... * * * Görücü usulüyle evlenmişti Halime hanım. O zaman incecik, dalgalı saçlı, iri ela gözlü hoş bir kızdı. Annesi ve babası bir akşam gelip kendisini oğullarına isteyen insanlara peki demişlerdi.... Kemal Üstün tıpkı Kadir gibi uzun boylu, yeşil gözlü yakışıklı bir delikanlıydı.Babasının eskici dükkanını işletiyor, eski ev eşyaları alıp satıyordu. Durumu iyiydi. Sakin, ciddi, terbiyeli bir adamdı. Evliliklerinin ilk yıllarında sorunsuz ama birbirlerine karşı ilgisiz bir hayat yaşamışlardı. Sakin, tekdüze bir hayat. Kadir’in dünyaya geleceğini öğrendiği zaman Halime heyecanlanmış, yüreğinde o ana kadar hiç bilmediği duygular oluşuvermişti. Hele oğlu dünyaya geldikten sonra kendini tamamen ona adamış gözü başka hiçbir şey görmez olmuştu. Bu arada kocasının evine olan ilgisi gittikçe azalmaya başlamış, yeni dünyaya gelen oğlu bile onun bu ilgisizliğini ortadan kaldıramamıştı. Kadir bir yaşına girdiği zaman Halime annesini, hemen ardından da babasını kaybetmişti. Onların acısıyla daha da düşkün olmuştu oğluna. Birkaç ay sonra Kemal eve gelmemeye başlamıştı. Bu yok oluşlar bazen on gün, on beş güne kadar çıkıyordu. Birkaç kere kayınvalidesine, kayınpederine dert yanmıştı Halime. Ama onların yaklaşımı beklediğinin aksine oğullarından yana olmuştu. Nihayet bir gün öğlen vakti Kemal eve geldi. Hiçbir şey söylemeden bavulunu topladı ve evden ayrılmaya, artık Halime ile yaşamamaya karar verdiğini her zamanki sakinliğiyle anlatmış ve gitmişti. Hiçbir şey yapamamıştı Halime. Ne olduğunu, bu davranışın sebebini bile soramamıştı. Yüreğindeki kırgınlık ve gururu onu kaderine boyun eğmeye razı etmiş, kendi ayaklarının üzerinde durabilmek için mücadele etmeye başlamıştı. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT