BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Kırık karne” vakaları yaşanmasın

“Kırık karne” vakaları yaşanmasın

Okullar yaz tatiline girdi, 15 milyon öğrenci karnelerini aldı. 2 milyona yakın lise mezunu genç de bir yüksek öğrenim kurumuna kapağı atmak için bugün ter döküyor. Eğitim sistemimiz, problemli, sağlıksız bir gençliğin yetişmesine yolaçıyor. Çocuklarımızın istikbali, birkaç saatlik bir imtihana bırakılıyor.



Okullar yaz tatiline girdi, 15 milyon öğrenci karnelerini aldı. 2 milyona yakın lise mezunu genç de bir yüksek öğrenim kurumuna kapağı atmak için bugün ter döküyor. Eğitim sistemimiz, problemli, sağlıksız bir gençliğin yetişmesine yolaçıyor. Çocuklarımızın istikbali, birkaç saatlik bir imtihana bırakılıyor. Sadece Öğrenci Seçme Sınavı’nın (ÖSS) değil, eğitimimizin her kademesinin ıslah edilmesi gerekir. Çocuklarımızı, istikbalimiz olan gençlerimizi bu kadar kolay harcamamalı, bunalımlı bir neslin yetişmesine bu kadar seyirci kalmamalıyız. Hayatını yönlendiren imtihan olarak görülen ÖSS’nin ve kırık notlarla dolu bir karnenin bir genci nasıl bitirdiğini hiç düşündük mü? Bağımsız Eğitimciler Sendikası Genel Başkanı Gürkan Avcı’nın belirttiği gibi “kırık karne” vakalarını ciddiye alıyor muyuz? “Anne babaların yanlış yaklaşımlarından dolayı, zayıf karne getiren bir çok çocuk bunalım ve depresyona girmekte, özgüven ve özsaygı aşınmasına bağlı olarak ‘başarısızlığı’ kişiliği ile özdeşleştiren; sevgisiz, korkak, pısırık bir karakter oluşturmaktadır. Bazı başarısız öğrencilerin çevresine karşı saygısız, saldırgan ve agresif davranmasının, sonu intihara kadar varan tercihler geliştirmesinin altında yatan sebepler bunlarla ilişkilidir. Aşırı baskı öğrenciyi okuldan ve öğretmenlerinden nefret eder hale getirmektedir. Bu konunun ihmal edilmeye devam edilmesi durumunda gelecekte; tembel, sorunlu ve kötü alışkanlıkları olan bir nesille karşı karşıya kalacağımızı ve bunun tamirinin daha zor ve külfetli olacağını unutmamamız gerekir. Zayıf notla karşınıza gelen çocuğunuzun sizden daha fazla üzüldüğünü unutmayın. Onu sevdiğinizi hissettirin, üzüntüsünü paylaşın. Her çocuk farklı becerilere sahip bir bireydir. Bir başkasıyla kıyaslamaya sakın kalkışmayın. Başarısızlığının nedenini birlikte konuşun. Eksik olduğu konuları belirleyin, bunları nasıl gidereceğine birlikte karar verin. Gelecek dönem için başarısız olduğu derslerle ilgili neler yapılabileceğini planlayın. Bir sonraki dönem başarısını artırabileceği konusunda ona güvenin ve onu yüreklendirin. Çocuğunuzun özelliklerini iyi tanıyın, özel yeteneklerini keşfedin. Öğretmenleri ile iletişime geçin, işbirliği isteyin. Çocuğunuza düzenli, planlı ve verimli ders çalışma alışkanlığı kazandırmak için Rehberlik servislerinden yararlanın. En önemlisi de çocuğunuzla her gün baş başa oturup, onunla bir arkadaş gibi konuşun, günün değerlendirmesini yapın”. Üzerine titrediğimiz, başarılı olması için her türlü fedakarlığı yaptığımız çocuklarımızı, basit hatalarımız sebebiyle kaybetmemeli, uzmanların bu yöndeki önerilerini dinlemeliyiz. Ama en önemlisi, bu çarpık yapının biran önce düzeltilmesi olmalı. İlgili kurumlar eğitim sistemimizi bilimsel bir şekilde ele alıp incelemeli, çözüm yollarını bulmalı. Bu konuda yapılacak çalışmalar da ideolojik ve politik oyunlara alet edilmemeli. Çocuklarımızın sağlıklı ve donanımlı yetişmesi, ülkemizin kaliteli nesillere kavuşması birilerinin ideolojik takıntılarından daha önemlidir. Bütün anne-babalar ve sorumluluk hissedenler bu hususta elbirliğiyle mücadele etmeli... Her sene 1,5 milyon genci sokakta işsiz, güçsüz, mesleksiz bırakan bir sistemle daha fazla yol alamayız...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT