BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Büyük soylu duruş

Büyük soylu duruş

Vefat ve vefa!.. Ve bir soylu duruş! İyi günde, kötü günde, her zaman her yerde; ahde vefanın duruşu bu! Kime mi?



Vefat ve vefa!.. Ve bir soylu duruş! İyi günde, kötü günde, her zaman her yerde; ahde vefanın duruşu bu! Kime mi? Tabii ki, Türk futboluna büyük hizmetleri geçen Jupp Derwall gibi önemli bir futbol adamına duyulan saygı duruşu bu... O Derwall ki, 14 yıl şampiyon olamamış G.Saray’ın makus talihini değiştiren bir teknik adam... O, Derwall ki, “takım” ve “kulüp olma” esprisini kaybetmiş, keyfiyetlerin hakim olduğu, sistem, otorite, prensip ve disiplinin kaybolduğu, hedefi ve vizyonu küçültülmüş olan G.Saray gibi büyük bir camiaya yeniden büyük düşünmeyi öğreten ve görkemli değişimlere imza atan bir teknik adam... O, Derwall ki, akrep gibi bilgi kıskaçlığı yapmayan, bildiklerini iyi niyetle paylaşan biri... İstikbalde fayda sağlayacaklarına inandığı Mustafa Denizli ve Fatih Terim gibi genç futbol adamlarının önünü açan biri. O büyük hocaları, Türk futboluna kazandıracak fikir ve düşünce hareketini başlatan bir teknik adam. O, Derwall ki, Türk Milli Takımı’nda Erdoğan Şenay ve merhum Candan Tarhan ile birlikte “devrim” niteliğindeki ilk adımları atan... İngiltere ve Finlandiya maçlarının ardından, “Ben başaramadım” diyebilecek kadar soyluluk gösterip, kenara çekilen ve fahri bir danışman olarak Şenes Erzik ile el ele vererek, dünya futbolundaki 3-5-2 sisteminin fikir babası, daha sonra (1992-İsveç) Avrupa şampiyonu olacak olan Danimarka Milli Takımı’nı sıfırdan kuran, Sepp Piontek’in Türk Milli Takımı’nın başına gelmesinde, beraberinde de Fatih Terim’in olmasında ciddi rol oynayan bir futbol adamı... O, Derwall ki, Türkiye’den ayrıldıktan sonra bile bu ülke ve bu toplum için sevdalanan ve bir gönül elçisi olarak, Avrupalı siyasilere, “Ben siyasetten anlamam. Ama Türkiye’nin sahip olduğu zenginliğin farkındayım. Türkiye’yi bir an önce AB’ye almazsanız, kaybeden siz olursunuz” diyecek kadar bu ülkenin savunucusu olmuş biri... Şimdi, büyük bir memnuniyetle takip ediyorum ki, bu ülke, o büyük futbol adamına gösterilmesi gereken “vefa” ve “değerbilirliğin” en güzelini sergilemek için seferber olmuş durumda... Futbol Federasyonu temsilcileriyle, G.Saray Kulübü’nün bir uçak dolusu seçkin heyetiyle Jupp Derwall için son görevini yapmaya koşuyor bu ülke.... Teşekkürler, Özhan Canaydın Başkanım!.. Teşekkürler, Türkiye! Bu soylu duruş için binlerce teşekkürler! > Büyük yetenekler Futbolumuzun efsanevi ismi Hami Mandıralı, “Bu çocuk, Beşiktaş’taki Muhammet kadar yetenekli” diyerek Denizlispor altyapısından Recep’i dikkatle takip etmemizi istedi. Danone Takımı’nın idmanlarına gittim, Recep’i çıplak gözle seyretmek için. Öyle bir top stop edişi, sürüşü, çalımlayışı ve son vuruşları vardı ki, ağzım açık kaldı. Elimde sihirli bir güç olsa, Recep’i 5 yaş büyütür ve 15’inde bir genç olarak Süper Lig’e sürer, buyurun futbolcu seyredin derdim. Öyle hayran oldum Recep’e... Ama, geriye dönüp baktığımda Recep gibi ne büyük yeteneklerin bu sahalarda kayboluşuna içim kan ağlayarak şahitlik ettim. Örnek mi, büyük yetenek Sergen Yalçın... Tek başına bir takımdı. Beşiktaş, Trabzonspor, F.Bahçe ve G.Saray’da büyüleyen tekniğiyle topa dans ettirirdi!.. Milyonları kendine hayran etti. Ama asla uluslararası bir yıldız olamadı? Yine bir başka büyük yetenek Ceyhun Eriş’ti. O da G.Saray altyapısında yetişti, F.Bahçe’de oynadı... Anadolu’da dolaştı. Bugün Trabzonspor’da top koşturuyor. Ama Ceyhun da bir dönem gölgesinde kaldığı Hagi’ye hiç yaklaşamadı. Peki neden? Bu sorunun cevabını düşünürken, 16 Yaş Altı Milli Takım Teknik Direktörü Hami Mandıralı’ya, “Muhammet ve Recep sence birer dünya yıldızı olabilirler mi?” diye sordum... “Muhammet de, Recep de büyük yenetekler. Ama dünya çapında bir yıldız olmak için sadece yetenek yetmiyor. Sağlam bir karakter ve o karakterin vereceği mesajlar da önemli. Recep’le birlikte çalışıyoruz ve onda bu sağlam karakteri görüyorum” dedi. İnşallah, Hami Hoca yanılmaz. İnşallah, yetenekler kaybolmaz! > Bitsin artık bu kavga “Yabancıda tam serbestlik” olmalı mı, olmamalı mı? Bu soruların cevabının aranması gereken yer asla tek başına Futbol Federasyonu değildir. Bu önemli konunun ilk başvuru yeri, Kulüpler Birliği ve Faal Futbolcular Derneği gibi futbolun taban birlikleri olmalıdır. Fakat, “Yabancıda tam serbestliğe ihtiyaç var mı, yok mu?” diye araştırması, o araştırmanın sonuçlarını tartışması ve olgunlaştırması gereken o taban birlikleri maalesef taşın altına elini koymuyor. Kör, sağır ve dilsizi oynuyorlar. Daha da kötüsü, ülke futboluna lokomotiflik eden F.Bahçe ile Futbol Federasyonu arasında arkası yarına dönen kavgaya seyirci kalıyorlar. Neden, bu duyarsızlık? Çünkü Kulüpler Birliği, F.Bahçe ile kavgalıdır... Çünkü o birlik, Futbol Federasyonu ile kavgalıdır. Maalesef, kendi içinde bütünleşemeyen bu birlik, şefi olmayan orkestra gibi, akordu bozuk plak gibi anlamsız bir ses çıkarmaktadır. Maalesef, bu birlik asli amacının dışında bütün enerjisini Haluk Ulusoy Federasyonu’nu devirmek üstüne odaklamıştır. O mücadeleyi de yüzüne gözüne bulaştırmış, amatör boksör gibi üst üste darbeler alıp, nakavt olmuştur. Fakat, hâlâ ders almamıştır. Madalyonun diğer yüzü daha da komik... “Tam serbestlik” konusunda birbirleriyle zıtlaşan F.Bahçe ve Kulüpler Birliği, iş Ulusoy yönetimini devirmeye gelince, kol kola girmişler! Sorarım size, amaç federasyonlar devirmek mi, yoksa futbolu güzelleştirmek mi? Eğer, amaç futbolu güzelleştirmek ise, geçen nisan ayında Süper Lig’in Lig Statüsü yapılır ve yabancı sayısı 6 ile sınırlanır ve o karar Mayıs-2007’de Resmi gazetede yayınlanırken, neredeydiniz? Hadi onu fark edemediniz, peki Mali Genel Kurul’da neredeydiniz? Lütfen beyler!.. Bu anlamsız kavgaya artık bir son verin. Bir yerde uzlaşın. Ülke futbolunu daha fazla yıpratmayın. > Ey sevgili Ümit Ümit Karan’ın golcülüğüne diyecek yok, 28 maçta 18 gol... Fena bir ortalama değil ama, sarı-kırmızılı forma altında 38 ve 39 gol atanlar baz alındığında Metin Oktay, Tanju Çolak ve Hakan Şükür’ün yanında esamesi okunmaz Ümit’in. Sahi, böyle bir golcüye F.Bahçe neden talip olur? İki sebepten. Bir, Ümit’in aklını karıştırmak için iki, G.Saray’ı karıştırmak için. Ey sevgili Ümit, eğer paylaşılmaz olmaksa amacın F.Bahçe’den önce, G.Saray’da efsane olmuş golcüleri geçmeye çalış!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT