BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > NATO ve Türkiye’nin artan önemi

NATO ve Türkiye’nin artan önemi

Kosova’daki Sırp vahşetine NATO’nun fazla gecikmeden müdahale etmesi ve Yugoslavya’ya hava operasyonları düzenlemesi, asrımızın en önemli olaylarından birisidir.



Kosova’daki Sırp vahşetine NATO’nun fazla gecikmeden müdahale etmesi ve Yugoslavya’ya hava operasyonları düzenlemesi, asrımızın en önemli olaylarından birisidir. NATO hem bu doğru kararı hem de bunu kararlı bir şekilde sürdürmekle, geleceğini kurtarmıştır. Esasında 19 üye ülkeyi bu kadar uzun zaman bir arada tutabilmek ve Kosova konusunda ortak tavır koymalarını sağlamak, başlı başına bir ‘büyük’ başarıdır. ABD, bütün olumsuzlukları ve farklı düşünen ülkelerin problemlerini aşmasını becerebilmiştir. ÇİN BÜYÜKELÇİLİĞİ NEDEN VURULDU Belgrat’taki Çin Büyükelçiliği’nin vurulması ile başlayan gelişmeler bile, NATO’nun kararlılığını sürdürmesini engelleyememiştir. Bilindiği gibi Belgrat’taki Çin Büyükelçiliği’nin yanlış istihbarat sebebiyle sehven vurulduğu belirtildi. Hatta NATO ve Başkan Clinton resmen özür bile dilediler. Ama Çin Elçiliği’nin de tıpkı Ruslar gibi, Miloşeviç’in savaş ve soykırım makinesine perde arkasından destek olduğu söylentileri var. Bazı gözlemciler, işin içinde başka işler olması ihtimallerinin, hiç de yabana atılmaması gerektiğini ısrarla belirtiyorlar. Hatta yanlış istihbarat ile sehven vurulma olayının, Nükleer silahların sınırlandırılmasından yan çizen ve bunları başka ülkelere de el altından satan Çin ve Rusya’ya, dolaylı bir mesaj olduğuna ve bu ülkelerin tepkilerinin bu vesile ile dolaylı bir şekilde test edildiğine inananlar da bulunuyor! Netice olarak NATO, gerçekten kendisinden beklenen bir tavır ortaya koyuyor. Hadiselere anında müdahil olması ve bir takım olumsuzluklara rağmen kararlılığını sürdürebilmesi, çeşitli tehditlere karşı ‘caydırıcı’ bir kurum olarak kalacağını gösteriyor. NATO’NUN GELECEKTEKİ ÖNEMLİ MİSYONU Bu durum aynı zamanda, NATO’nun gelecekte oynayacağı önemli rollerin ve dünya barışı ile istikrarı için vazgeçilmez ve ikame edilemez bir fonksiyonu olacağının çok açık işaretleridir. Son yıllarda dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşanan krizler, BM’lerin yetersizliğini her vesile ile ortaya koydu. Nükleer, biyolojik ve kimyasal kitlesel imha silahlarının başdöndürücü bir hızla yayılması -ve hatta neredeyse sokak mafyalarının ve bireysel teröristlerin eline kadar düşme tehlikesi- karşısında bile, BM ile Güvenlik Konseyi, havanda su dövmeyi sürdürüyor. Çin ile Rusya’nın ‘veto’ haklarını, dünya siyasetinde yer edinmek için ‘sıkça’ kullanıyor olmaya başlamaları da, Miloşeviç gibi sadist diktatörlere ve soykırımcı katillere büyük cesaret veriyor. BM’ler bu sebeplerle ve bu haliyle, gittikçe meselelerin çözümlendiği bir merci olmaktan hızla uzaklaşıyor. Hak ve hukuk dağıtılan bir yer konumunda etkili bir fonksiyon icra etmesi beklenirken, bizzatihi ‘problem kaynağı’ haline geliyor. Dolayısı ile geçtiğimiz ay kuruluşunun 50’yılını kutlayan NATO giderek, Güvenlik Konseyi’nin yapması gereken doğru işleri üstlenen bir kurum niteliği kazanıyor. Hatta BM Güvenlik Konseyi’nin giderek zedelenen itibarını kurtardığı bile söylenebilir. NATO’nun bu yeni konumu çok önemli bir gelişmedir. Değerli bir müttefik olan Türkiye’nin NATO içindeki ağırlığı, bu gelişmeye pararlel olarak daha da artıyor. Mesela Türkiye’nin, NATO’nun Kosova harekatında gittikçe daha önemli roller oynamaya başlaması sevindirici bir başka gelişmedir. Bunun Türk-Amerikan ilişkilerindeki birtakım pürüzlerin giderilmesine olumlu katkılar yapacağı da açıktır. Zaten daha şimdiden bunun işaretleri görülmeye başladı. AMERİKALI 38 SENATÖRÜN ALKIŞLANACAK TAVRI ABD Kongresi’nin önde gelen 38 senatörü, Başkan Clinton’a bir mektup gönderdiler. Mektup, “Türkiye büyük ülke ve önemli müttefik” ibareleri ile başlıyor. Türkiye aleyhine çalışan Rum-Ermeni lobilerinin ve bunların maşa olarak kullandıkları bölücülerin ülkemizi her fırsatta karalama çabalarının yoğunlaştığı bir zamanda, ABD Kongresi’ndeki her iki partiden önde gelen 38 senatörün, yani 100 üyeli Senato’nun neredeyse yarıya yakınının, Başkan Clinton’a “Türkiye için mektup yazmaları ve ülkemizi öve öve bitirememeleri” çok, ama çok önemli bir gelişme! Türkiye’nin NATO içindeki konumunu ve ağırlığını dosta düşmana sergileyen çok açık ve önemli bir teyit! Ayrıca bu mektup, sadece iltifatkar ifadeleri ihtiva etmiyor. “Bu çok önemli müttefiğe yardım edilmesi, savunma ihtiyaçlarının karşılanması, bir zarurettir. ABD’nin asla ihmal etmemesi gereken bir durumdur!” da deniliyor. Türkiye’nin savunma ihtiyaçlarının ABD’den karşılanmasını, özellikle helikopter alımını engellemek için var güçleri ile çalışan şer lobilerine, Senato’nun saygın 38 üyesinin ‘şamar’ gibi bir cevabı niteliğini de taşıyor, bu tarihi mektup... Türk-Amerikan ilişkilerini üçüncü ülkelerin ipoteğine sokmaya ve asılsız-alakasız bir takım suni meselelerin germesine uğraşan Rum-Ermeni lobilerine, bundan daha iyi bir cevap olamazdı. Bu tarihi mektup aynı zamanda, Türkiye’nin ne kadar önemli bir müttefik olduğunu vurgulayan ve Başkan Clinton ile Amerikan Yönetimini, Türk-Amerikan ilişkilerinde ‘yanlışlar yapmamaları’ için ikaz eden çok ciddi bir ‘uyarı’ ve ‘belge’ niteliği de taşıyor. Mektuba imza koyan sağduyu sahibi senatörleri kutluyor; Türk-Amerikan ilişkilerinin bu mektuptan alacağı ivme ile iki ülke yararına daha bir hızlı gelişme trendine gireceğine inanıyoruz. DANDİN PAŞA: “TERCİH SİZİN!” Son olarak söyleyeceğimiz, Türkiye 21. Yüzyılda dünya siyasetinde hakikaten önemli roller oynayacak! Geçtiğimiz hafta Türk-Amerikan İş Konseyi (ATC-DEİK) Toplantısı sırasında, Genelkurmay Plan ve Prensipler Başkanı Korgeneral Batmaz Dandin Paşa verdiği tebliğ ile, bunu çok net olarak ortaya koydu. Dandin Paşa, “Avrasya’dan Ortagoğu’ya, Balkanlar’a ve Kafkaslar’a giden bütün yollar Türkiye’den geçiyor. Tercih sizin. Buralara ulaşmak için, ister Rusya’yı, ister İran’ı ve isterseniz NATO’nun değerli müttefiği Türkiye’yi seçin!” dedi. Bu veciz özette önemli mesajlar vardı. Zaten Amerikalılar da bunları aldı. Ne diyelim? En kötü günümüz böyle olsun..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT