BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Milli kimliğimizin önemi

Milli kimliğimizin önemi

22 Temmuz 2007 genel seçimlerinin lehinde ve aleyhinde çok şey söylendi. Bu zafer AK Parti’nin şahsında seçmenin zaferidir. Türk Milletinin çoğu tercihini demokrasiden yana kullanmıştır. Elbette cumhuriyete ve rejime karşı değildir. Ama demokrasinin içinde cumhuriyet, insan hakları, laiklik her şey vardır. Ama cumhuriyet sözde değil özde olmalıdır. Yıkılan Sovyetler Birliği de cumhuriyet idi.



22 Temmuz 2007 genel seçimlerinin lehinde ve aleyhinde çok şey söylendi. Bu zafer AK Parti’nin şahsında seçmenin zaferidir. Türk Milletinin çoğu tercihini demokrasiden yana kullanmıştır. Elbette cumhuriyete ve rejime karşı değildir. Ama demokrasinin içinde cumhuriyet, insan hakları, laiklik her şey vardır. Ama cumhuriyet sözde değil özde olmalıdır. Yıkılan Sovyetler Birliği de cumhuriyet idi. Halen komünist Çin ve Kuzey Kore ve nice dikta rejimlerin de ismi cumhuriyettir. Ancak bu cumhuriyet sözde olup özde asla değildir. Türk milleti vesayet altında bir cumhuriyet değil kendi hür iradesi ile seçilen ve gerektiğinde bazılarını sandığa gömdüğü bir çok partili demokratik rejimi istemektedir. Unutulmamalıdır ki barajı aşamayan hatta yüzde 2 oylara düşen partiler geçmişte iktidar idiler. Bu ise demokrasinin en güzel yüzüdür. Ama dikta rejimler kendi menfaatleri uğruna devletin ve milletin menfaatını bahane ederek iktidarı terk etmezler. Irak’ta demokrasi olsaydı bugünkü faciaları yaşamazdı. Batı’nın sahip olduğu teknik, fen, ilim iyi ve güzel yanlarını elbette almalıyız. Ama Batı’nın tarihi misyonunu tanımak ve tuzağa düşmemek gerekir. Batı medeniyeti 2 temel üzerine kurulmuştur. 1- Asimilasyon: Başka kültürleri kendi potasında eriterek, kendisine benzeterek yok etmek. (yüzlerce dil, din ve medeniyet bu şekilde yok edildi.) 2- Eliminasyon: Asimilasyon metodu ile yok edemedikleri imha, katliam ile açıkça yok etmek. Tarih bunların yüzlercesine şahittir. Selçuklu ve Osmanlının özelliği Batı medeniyeti dışlayandır. (Exclusivist) İslam medeniyeti ise kucaklayandır. (İnclusivist) Selçuklu ve onun mirası üzerine kurulan Osmanlının da 2 temel özelliği vardır. 1- Koruyucu 2- Kurucu. Hakimiyeti altındaki bütün Müslümanları Osmanlı ya da Selçuklu kimliği altında hiçbir ayırım yapmadan onların güven, huzur ve refahları için çalışır. Gayrimüslimlere en geniş şekilde başta din olmak üzere haklarını tanır ve himaye eder. Onların sanat kültür ve hertürlü özelliklerinden de istifade ederek yeni değerleri ortaya çıkarırdı. Türk ve İslam düşmanı Arnold Toynbee eserinde “İslamiyet insanlığın zirvesidir... Şayet Selçuklu ve Osmanlı olmasaydı Anadolu, Ortadoğu, Kafkasya, Kuzey Afrika ve Balkanlar yüzde yüz Hırisityan olurdu... Bu ise Türklere karşı düşmanlığın en büyük sebebidir.” Amerikalı bir tarihçiye göre “Saltuk Buğra Han’dan bugüne kadar Türk Milleti İslamiyet uğruna 125 milyon şehid vermiştir...” Osmanlı güçlü devrinde 4 milyon kilometre kare yüzölçümü, dünya nüfusunun yüzde 37.8’ine sahip iken 1662 yılında Vatikan’da papanın isteği ve kardinaller meclisinin kararı ile o devrin harita uzmanı Guilliane Cardetti’ye aslı Vatikan’da bulunan ve kopyaları önemli bazı katolik kiliselerine gönderilen dünya küresi (haritası) hazırlatıldı. Bu kürede Osmanlı ya da Türk ismi asla yoktur. Ermenistan, Kürdistan, Bulgaristan, Yunanistan, İsrail, Romanya, Sırbistan, Hırvatistan, Makedonya, Berberistan, Arabistan ve daha niceleri vardır. Ve bunlardan sadece Türkiye hariç diğerleri gerçekleşmiştir. Hedef ülke Türkiye’dir. Elbette Batı’yı karşımıza almak hatadır. Ama her Hristiyanın genlerinde saklı niyetlerinden gafil olmayalım. Birlik ve beraberlik içinde olalım. Mazi ile barışık olalım. Maddi ve manevi sahada güçlü olmaya mahkumuz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT