BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Deveyi güdemiyoruz!..

Deveyi güdemiyoruz!..

“Bu” futbol ile “elemeler belki olur” ama, Şampiyonlar Ligi’nin “gerçek” arenasında ne olur, ortada; hiçbir şey!.. Yani; “Şampiyonlar Ligi’ne kalma ümidimiz güçlü olarak sürüyor” ama, “Bu futbolla Şampiyonlar Ligi’nde ilerleme şansımız var mı” sorusu kafalarımızın içinde “ümit ve cevap arayan” bir balyoz gibi duruyor!.. Zürih ve Anderlecht gibi “sıradan” iki takım önünde “zar zor alınan” ümit sonuçlarını getiren “bu” futbol, bizi Şampiyonlar Ligi Grupları’ndan çıkaramaz!..



“Bu” futbol ile “elemeler belki olur” ama, Şampiyonlar Ligi’nin “gerçek” arenasında ne olur, ortada; hiçbir şey!.. Yani; “Şampiyonlar Ligi’ne kalma ümidimiz güçlü olarak sürüyor” ama, “Bu futbolla Şampiyonlar Ligi’nde ilerleme şansımız var mı” sorusu kafalarımızın içinde “ümit ve cevap arayan” bir balyoz gibi duruyor!.. Zürih ve Anderlecht gibi “sıradan” iki takım önünde “zar zor alınan” ümit sonuçlarını getiren “bu” futbol, bizi Şampiyonlar Ligi Grupları’ndan çıkaramaz!.. “Bu futbol”, mutlaka değişmeli, gelişmeli ve “Avrupa’nın üst düzey takımları ile baş edecek hâle gelmeli, getirilmelidir”; ama nasıl?.. Galatasaray’ın ve Milli Takım’ın adeta saman alevi gibi “bir - iki yıl süren” parlak devri dışında, “hiçbir” takımımız “futbol olarak” bu seviyeyi yakalayamadı; bugün de “yakalayacağını ümit etmemiz için” ortada “ümit verici” tek sebep görünmüyor!.. “Kendi aramızdaki mücadelede öne çıkmanın mutluluğu ve keyfi” ile avuna avuna, bugünlere geldik!.. Sahada oynanan futbola ve alınan sonuçlara “yorumlarda hak ettiği eleştirileri getirip”, başlıklarda ve maç yazlarında “destanlar yazmak”, spor medyamızın okuyucuyu, taraftarı “kandırmaca standardı” olarak adeta alışkanlık hâline geldi!.. “Tiraj yemi” olarak atılan “bu” başlıklar ve sayfaya konan “bu” maç yazıları, tam “kafasını kumlara gömen” devekuşlarını hatırlatıyor insanlara, tribünde ve TV başında seyrettikleri futbolla, atılan bu başlıkların, yazılan bu yazıların hiçbir ilgisinin olmadığını sokaktaki 10 yaşındaki çocuklar bile görüyorlar ama, bizim spor medyamızın sorumluları “hiç oralarda değil”; ben “Aldatmaca oyununu severim” diyor da başka bir şey demiyorlar!.. Böylece, “Kötü oynadıkları hâlde”, haklarında “başlıklarla destan yazılan” futbolculardan “bir dahaki maçta çok daha iyi bir oyunu beklemek”, adeta “fasulye falı açmak” gibi bir şey hâline geliyor!.. Eh, eksik olmasınlar “kulüplü” değil, “kulüpçü” bir çok yazar - çizer ve yorumcu da “bu destansı maç yazılarını ve manşetleri destekleyecek” şeyler söyleyip yazınca, iş “tamamen” tamam oluyor; “Şampiyonlar Ligi’nin gruplarından hatta UEFA’ya bile geçmek zorlaşıyor”; geçen de “zaten” orada da hayal kırıklığına uğruyor!.. İşin daha başında “adı sanı duyulmamış” takımlara elenenler de cabası!.. “Uyutma” ve “aldatma” devam ettikçe, futbolumuzdaki gerilemeyi durdurmamız mümkün değil!.. Bir başka sayfa açalım: Futbolu, en tecrübeliler ve en bilenler (Özellikle “En iyi bilenler” diye yazamadım, zira belki ki biri, “En iyi bilmiyor”) bile bakın nasıl “başka” pencerelerden bakıyorlar: Sevgili Kâzım Kanat yazıyor: “Sağlam, Koray Avcı’yı oyuna alıp çift ön liberoya geçti. Bu doğru düşünceydi. Ama çıkması gereken asla Rico Paşa değildi.” Ya sevgili Attila Gökçe ne diyor: “Son yarım saate Ricardinho - Koray değişikliği yaparak giren Ertuğrul Sağlam, bizce maçtaki en doğru kararını verdi.” Hangisi “doğru”; Ricardinho’nun çıkarılması mı, çıkarılmaması mı?.. Tribünden ya da TV başından “böyle görülen” bir değişikliğin sebebini ve gerekçesini, acaba “sahanın kenarında olan” ve “günlerdir, haftalardır günün yarı zamanını bu takımla ve bu oyuncularla geçiren”, maçın her anında da onlarla beraber olan Teknik Direktör’den daha iyi bilmek mümkün mü?.. “Değişikliğin haklı sebepleri ve doğru gerekçesi de olsa”, acaba “kafadaki haklılık”, sahada “her zaman” gerçekleşebilir mi?.. “Bu ve benzeri” yığınla soruya cevap aramadan ve bulmadan, ne yazık ki, hem de “gazete baskıya girmek zorunda” aceleciliği içinde, telefonlarla ya da dizüstü bilgisayarları ile “yazıp geçiyor” ya da mikrofonlara, kameralara konuşuyoruz; işin hiçbir ciddiyeti yok!.. “Her önüne gelen” yorumcu oluyor, yorumcuların büyük çoğunluğu da “spor yazarı oldum” diye caka satıyor!.. Ülkede de “spor yazarından geçilmiyor”, onların bazıları da “zaman zaman” futbolculara bile tekme - tokat saldırma hakkını kendinde buluyor!.. Belki de “şöyle düşünüyor” o vatandaş: Eh, ‘kalemle, mikrofonla saldırma’ mubah da, ‘tekme - tokat saldırma’ neden olmasın?.. Nerede başladık, nereye geldik? Bitmeyen komedi!.. Yoksa, bitmeyen dram mı?..
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 101447
    % -1.11
  • 5.6965
    % -0.35
  • 6.297
    % 0.08
  • 7.1217
    % 0.01
  • 275.883
    % -0.04
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT