BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fehim Paşa Konağı

Fehim Paşa Konağı

Zaman olur ki, hayali cihan değer.” Bu güzel Alaturka Müzikali izlerken, yıllarca öncesine döndük.



Zaman olur ki, hayali cihan değer.” Bu güzel Alaturka Müzikali izlerken, yıllarca öncesine döndük. Tarihi şimdi hatırlamıyoruz. Bir akşam üstü, Yenikapı tren istasyonuna giderken ALTAN ERBULAK’ı Aksaray’a yakın bir yerde gördük. Telaşlıydı. Bir şey sormak imkanını bulamadan o sordu: “Yahu sen Fehim Paşa Konağı’nı bilir misin?” Safiyane cevap verdik. “Bilmem, nerede bu konak?” Altan, kendine özgü kahkahalarından birini atarak, arka sokaklardan bir mahalli işaret ederek “İşte bu sokağın arkasında eleştirmen efendi. Bizim oyun. Haydi gel, sonra gene saygılarımı sunarım.” İtiraz etmeden beraber yürüdük, bir yer ayırttı, girdik. Ve oyun başladı... Kimler yoktu? Ne hazin bir tesadüf. Bugün sağ kalan birkaç sanatçı dostu da beraber gördük. “Altan Erbulak, Mete İnselel ve Şahin Tek, şimdi evinde ağır bir hastalık nekahetinde... Turgut Özakman’ın bu güzel müzikal oyunu, bir çağın ve çağ içinde yaşanan olayların simgesel bir taşlamasıdır. Her devirde geçerli bir meslek (?) olan hafiyelik, muhayyel bir Paşa’nın kimliğinde hicvediliyor. Fehim Paşa, Abdülhamit’in baş hafiyesiyken zamanla gözden düşmüş, konağına çekilmiş. Ve onun baş kabadayısı Rasim Efendi de, bir kavgada sakatlanınca unutulur. İşte bu kanaviçe üzerine işlenmiş nakış misali bir komedi. Baba Rasım, şair mizaçlı oğlu Yusuf’u Paşa’nın konağına götürür. Amacı iş bulmak. Paşa bu yakışıklı delikanlıyı Harem’deki hanımları eğlendirmekle görevlendirir. Ve böylece bir aşkın tohumu da atılır. Ve hemen sevimli, sıcak bir oyun sürer. Komedinin ön planda olduğu bir kahkaha tufanı. Güzel seslerin söylediği şarkılar, İstanbul türküleri... Ve bütün sanatçıların, belirli bir çizgiyi aştıkları başarılı bir oyun. OYNAYANLAR VE REJİ Eğer yerimiz olsaydı, bütün sanatçıları ayrı ayrı yazmak isterdik. Turgut Özakman, tarihi çok iyi bilen, güçlü bir kalemdir. Bu bilgisi kuru, yavan bir kültür değil, güçlü bir kalemin de hizmetindedir. Bu oyunda olduğu gibi. Ve böyle bir eser de, değerli bir yönetmenin hüneriyle başka boyutlara uzanacak kadar güçleniyor. Hakan Altıner üretici gücüyle, oldukça yetersiz bir sahnede, eski İstanbul’un muhayyel bir köşesini, gene muhayyel bir Paşa konağıyla bütünleştirerek, bu nefis müzikali hikaye etmek maharetini göstermiş. Dar mekâna sığdırılmış bir dünya çizen Özhan Özdil, özgü kostümler hazırlayan Sadık Kızılağaç, zarif bir kareografi düzenleyen Berrak Yedek ve çağın müziğini getiren Hüseyin Tuncal... Şimdi, Hakan Altıner’in şahsında oyunda rol alan, oyuna emeği geçen herkesi yürekten kutlamak istiyoruz. Yazan: Turgut Özakman/Yöneten: Hakan Altıner/Dekor: Özhan Özdil/Kostüm: Sadık Kızılağaç/Kareografi: Berrak Yedek/Müzik Dirzktörü: Hüseyin Tuncel/Oynayanlar: Kerem Alışık, Ebru Cündübeyoğlu, Tomris Oğuzalp, Mehmet Ulay, Tamer Karadağlı, Ayberk Atilla, Mustafa Suphi, Mesut Aksuta, Yalçın Güzelce, Mustafa Arslan, Melih Çardak, Çağdaş Suseven, Funda Öncü, Gizem Çalkavur, Bike Baran, Fehmi Tulga/Yapım: İpek Kadınlar.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT